Stresle karşı karşıya kalındığında bireyler farklı başa çıkma stratejileri benimseyebilirler. Nitekim bazı kültürlerde stresi azaltmanın pratik bir yöntemi olarak sakız çiğneme davranışı öne çıkmaktadır. Günlük hayatta sakız çiğneme, tükürük salınımını arttırarak sindirime yardımcı olurken aynı zamanda stresle baş etmede ve dikkati yoğunlaştırmada da kullanılan bir yöntemdir (Erkun Dolker, 2025).
Modern yaşamda alınabilecek en ekonomik ve ulaşılabilir stres yönetimi araçlarından biri olsa da alan yazın incelendiğinde çelişkili bulguların olduğu görülmektedir. Bu alandaki bilimsel çalışmaların temeli, Hollingworth’un 1939 yılında çiğneme davranışının stresi azalttığını; ayrıca yazı yazma ve numaraları kontrol etme gibi bilişsel işlevlerle arasında doğrudan ilişki olduğunu göstermesiyle başlamıştır. Öte yandan çiğneme davranışının, beyindeki duygusal sistemlerle de yakından ilişkili olduğu bulunmuştur (Hasegawa ve ark., 2017).
Peki, sakız çiğnemenin psikolojik etkileri tam olarak nelerdir? Yapılan çalışmalar düzenli sakız çiğnemenin, iş hayatında ve genel hayatta hissedilen aşırı stres, depresyon ve kaygıyı azalttığını bulgulamıştır (Smith, 2013). Buna ek olarak, bu eylemin bireylerde konsantrasyonu ve dikkati arttırmaya yardımcı olarak uyanıklık halini desteklediği de bilinmektedir (Sasaki-Otomaru ve ark., 2011; Scholey ve ark., 2009). Sakız çiğnemenin stres azaltıcı etkilerinin altında yatan mekanizmalar, özellikle prefrontal korteksi içermekte ve bu süreç hipotalamus-hipofiz-adrenal (HPA) ekseni ile otonom sinir sistemini aktive etmektedir (Konno ve ark., 2016). Bu aktivasyonun yanı sıra sakız çiğnerken artan tükürük salgısı, kortizol seviyesini düşürerek stresin azalmasına yardımcı olmaktadır (Tahara ve ark., 2007). Dahası, bu eylem beyindeki kan akışını hızlandırarak uyanıklığı arttırmakta ve böylece bireyin sınav, ders, ödev gibi konularda dikkatini odaklamasını kolaylaştırmaktadır (Yaman-Sözbir ve ark., 2019).
Öte yandan, sakız çiğnemenin psikoloji üzerinde olumlu etkilerinin olduğunu savunan çalışmalar bulunmasına rağmen, alan yazındaki çalışmalar incelendiğinde çelişkili sonuçlar ortaya koyan çalışmalara da rastlanmıştır. Örneğin, Torney ve arkadaşları (2009) tarafından yürütülen deneysel çalışmada, sakız çiğnemenin akut stres ve kaygı düzeylerini azaltmada belirgin bir etkisinin olmadığı bulunmuştur. Benzer şekilde yapılan bir diğer çalışmada ise, ruh hali ve durumsal kaygı ölçümlerinin hem uygulanan stres görevinden hem de sakız çiğnemenin potansiyel etkilerinden etkilenmediği bulunmuştur (Johnson ve ark., 2011).
Sonuç olarak, sakız çiğnemek hem fizyolojik hem psikolojik süreçlerin iç içe geçtiği karmaşık bir etki mekanizması olarak işlev görmektedir. Bireyler, kendilerini stresli, kaygılı veya depresif hissettiklerinde bunlarla baş edebilmek için sıklıkla sakız çiğneme davranışına yönelebilmektedir. Bu davranış, vücuttaki kortizol seviyesini düşürerek stresi azaltmaya yardımcı olsa da söz konusu davranışın kontrolsüz ve aşırıya kaçmaması önemli bir yere sahiptir. Zira aşırı sakız çiğneme alışkanlığı, zaman içerisinde çene eklemi sorunlarına yol açabilir; ritmik doğası bir süre sonra psikolojik bir “güvenlik davranışı” haline dönüşebilir ve bu durum bir paradoks yaratarak yeni bir stres faktörü oluşturabilir. Nihayetinde yaşanan stresin şiddetinin de belirleyici olduğu düşünüldüğünde, stres düzeyi bireyin başa çıkma kapasitesini aştığında, sakız çiğneme gibi yardımcı yöntemlerin ötesine geçilmeli ve profesyonel bir yardım arayışına girilmelidir.


