Her şey yolunda gidiyor gibi görünürken bile içten içe “Ben aslında o kadar iyi değilim” hissi taşıyoruz. Övgü aldığımızda rahatsız oluyor, bir başarı elde ettiğimizde “şanslıydım sadece” diyerek kendimizi küçültüyoruz. İşte tam bu noktada devreye giren şey, son yıllarda sık sık duyduğumuz imposter sendromu, yani “sahtekar gibi hissetme” duygusu. Aslında bu duygu, belirli bir gruba ait değil. Öğrenciler, genç profesyoneller, hatta yıllardır kendi alanında çalışanlar bile bazen içten içe “Ben yeterince iyi değilim” diyebiliyor. Bir proje yaptığında “Bunu herkes yapardı”, biri seni tebrik ettiğinde “Abartılacak bir şey yok” demen, belki de kendine haksızlık ettiğinin bir göstergesi.
Yetersizlik Hissini Besleyen Temel Unsurlar
Bu his genelde üç şeyden besleniyor:
-
Kendini başkalarıyla sürekli kıyaslamak (Kendini zayıf karşıdaki elemanı yüksek görme, başkalarıyla kıyaslama, fiziki/psikolojik özelliklerini bir başkasıyla karşılaştırmak),
-
Mükemmel olmak zorundaymış gibi hissetmek (Mükemmeliyetçilik, zorlanma hissi),
-
Başarılarını içselleştirememek (Ben yaptım ama zaten herkes yapar…).
İlginç olan şu ki, bu hissi yaşayanların çoğu aslında gerçekten başarılı insanlar. Yani yetersizlik duyusu çoğu zaman gerçeklikle ilgili değil zihnin bize oynadığı sessiz bir oyun gibi çünkü tamamen travma kaynaklı geçmiş yaşantıların sunduğu bir yanlışlık. Bu döngüyü kırmanın yolu, önce bu hissin yalnızca sende olmadığını fark etmekle başlıyor. Ardından kendini daha yumuşak görmeyi öğreniyorsun. Ben açıkçası kendimden örnek verecek olursam hayatımın her döneminde özgüvenliydim diyebilirim çünkü ben ruhumu, bedenimi, kendimi “beni” bütünen severim. Bunu başarmamın en etkili yolu da bir problemle ya da krizle karşı karşıya kaldığım andan itibaren suçun tümünü kendimde aramak yerine fiziki ve psikolojik tüm olanakları değerlendiririm. Geniş pencereden baktığımız her olay bir sonuca varır. Neden diye düşünüp durmak yerine aklımıza getirmek istemeyeceğimiz her olayı detaylı yüzleşmeyle ele alıp süzgeçten geçirmemiz gerekir. Yetersiz hissetmedim ya da bu durumları yaşamadım diyemem ama kendimle ilgilenmem ve benlik saygımı daima korumam beni her daim yüceltti. Ben kendime odaklanmazsam problem büyür, yorar ve sadece üzer. Yaşamın binbir güzelliği, kısıtlı süresi varken neden detaylarda boğulayım ki…
Zihinsel Dönüşüm ve Meşguliyetin Gücü
Benim en sevdiğim yöntemlerden biri de pek sağlıklı olmasa da meşguliyet… Zihnimi yoran, yetersiz hissettiren her olayda ya da durumda kendimi durdurur ve bir nefes alırım daha sonra nasıl bu durumu görmezden gelir ya da umursamam diye ufacık düşünme süresi tanırım. İşte tam burada işleve geçme halimiz başlıyor, zihnimiz karar veriyor pozisyon alıyor. Burada tamamen kendi zevk, hobi, iş, dini inanç her ne ise bir meşguliyet buluyoruz, bulduğumuz her ne ise işte şuan glow-up sürecimiz başlıyor… Bu süreç uzun ya da kısa her ne ise bizi hem faydayla hem zevkle ileriye taşıyor. Sürecimizde hiçbir tarafla kıyaslama olmadan, gerekirse birine içimizi dökerek, sistemli şekilde ilerlememiz gerekebilir. Bu önerileri sadece bir kere denerseniz bile o kadar iyi sonuçlar alırsınız ki.
Ve daima kendinize yatırım yapın arkadaşlar herkes gider belki aileniz, arkadaşlarınız, sevdiğiniz bile gider yolun sonunda tek kalırsınız ve ben ne olarak varım? Mutlu muyum? Yalnız mıyım? Kendimi seviyor muyum? Kendim için neler yaptım ya ben? Diye düşünür durursunuz. Yetersizlik hissi kıyaslama, boşluk ya da eleştiri ile ortaya çıkabilir evet çok da normal bir duygu. Ama sizden çevrenize bir bakmanızı rica edeceğim. Çok güzel bir kadın düşünün size göre asla bir kusuru yok evet ama bu kadın kendinde sürekli kusur buluyor (manevi, fiziki, ruhsal) hangi açıdan olursa olsun hep daha iyisi olmak istiyor. İllaki karşınıza böyle kişiler çıkmıştır ve siz şaşırırsınız yani neden kendini beğenmiyor? Ben onun yerinde olmak isterdim dersiniz işte burada anlayacağımız durum çok net: “Siz kendinizi yetersiz görür düşük benlik algısına girer ve hep kendinizden verirseniz, kıyaslama yaparsanız asla mutlu olamaz, keşkeler, neyseler diye boğulur gidersiniz.” Bizim önümüzde sadece bir hayat var ve en güzel en mükemmel şekilde nasıl yaşarız bunu ele alırsak, kişilere, olaylara, durumlara değil de tamamen ama tamamen kendimize odaklanırsak bu problem kökten çözülür.
Psikolojik Sağlamlık ve Yeni Bir İnşa Süreci
Bu yetersizliğiniz belki bir kişiden belki bir olaydan doğmuş tabii ki çok olağan, herkes yaşıyor herkes bu durumda aslında. Ama auralı ya da böyle çok sosyal cana yakın kişileri düşünelim bir de mesela bu tarz kişilere herkes çok imrenir değil mi? Peki bu kişilerin sizden farkı çok güzel olmaları ya da çekici olmaları mı? HAYIR. Bu durumun da varacağı yer tamamen kendine odaklanma, özgüven, yüksek bir benlik saygısı varlığı çünkü bu insanlar olay durum kişilere asla takılmadan kendim için yaşarım, hayat kısa, günler çok güzel, ufak şeyler beni mutlu eder, memnuniyet her kilidin anahtarı diye düşünürler ve çizdikleri yola odaklanırlar. Dramdan kaçınır, zevkle yaşarlar. Olanda da olmayanda da vardır bir hayır diye düşünürler. Tam olarak burada mutlu olmaya başlarlar. En dip dönemi de yaşasalar o dönemin kendilerinden bir şeyler götürmesine asla izin vermezler, problemi değiştirebilirlerse uğraşır değişmezse geri plana atar gözlerinde tamamen küçültürler. Bu kişiler aslında tamamen psikolojik sağlamlığa sahipler yani olay durum kişi değil ben ne diyorum? Ben ne düşünüyorum? Bunu istiyor muyum? Şimdi nereden yeniden inşa olacağım? Diye düşünüyorlar ve bu şekilde olayın büyüklüğü küçüllüğü önem arz etmeden kapanıyor.
Sonlara gelirken şu çok sevdiğim sözü de paylaşmak istiyorum; “Eğer bir taşa takılır tökezlersem o taştan yürüdüğüm yere dikkat etmeyi öğrenirim.” Buradaki asıl mesaj geriye dönüp taşı suçlamak değil, taş benim için öğretici ve taştan aldığım ders ve devam edeceğim yolu nasıl inşa edeceğim, en iyi versiyonuma nasıl gelebileceğim, kendim için nasıl daha iyi olabileceğim bana verdiği öğretinin ne olduğunu nasıl kullanacağım ve daha fazlası benim mesajım olacak arkadaşlar. Günlerin, ayların, mevsimlerin nizamla gittiği bu dünyada dağınık ve yetersiz bir zihin yolunu bulamaz. Sizin de yolunuzu en sağlam şekilde bulmanız dileğiyle… Sevgiyle kalın.


