Salı, Haziran 9, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Yakınlıktan Uzakta: Şizoid Kişilik Bozukluğunun iç Dünyası

Şizoid kişilik bozukluğu, bireyin sosyal ilişkilerden uzak durması, kişilerarası yakınlıktan kaçınması ve duygularını sınırlı biçimde ifade etmesi ile karakterize edilen bir kişilik yapılanmasıdır. Bu örüntü genellikle erken erişkinlik döneminde başlar ve yaşamın farklı alanlarında süreklilik gösterir. Şizoid kişilik yapısına sahip bireyler çoğu zaman yalnızlığı tercih eder, kişilerarası ilişkilerde mesafeli bir tutum sergiler ve duygusal açıdan sınırlı bir ifade biçimi gösterirler.

Şizoid kişilik bozukluğu psikoloji tarihinde uzun süredir tartışılan bir kavramdır. Erken dönem teorisyenleri şizoid kişiliğin farklı yönlerine dikkat çekmiş, daha sonra psikodinamik kuramlar ve modern tanı sistemleri bu kişilik yapılanmasını daha ayrıntılı biçimde ele almıştır. Bu yazıda şizoid kişilik bozukluğunun temel özellikleri, tanı ölçütleri, ayırıcı tanıları ve etiyolojik açıklamaları ele alınmakta; ayrıca nesne ilişkileri kuramı ve psikodinamik yaklaşımlar çerçevesinde şizoid kişilik yapılanması değerlendirilmektedir.

Şizoid Kişilik Bozukluğunun Tanımı

DSM-5’e göre şizoid kişilik bozukluğu, erken erişkinlikte başlayan ve farklı bağlamlarda görülen toplumsal ilişkilerden kopma ve kişilerarası ortamlarda duyguların sınırlı biçimde ifade edilmesi ile tanımlanmaktadır. Bu bireyler genellikle yakın ilişkilere girmek istemez ve bu tür ilişkilerden hoşlanmazlar. Çoğu zaman yalnız yapılan etkinlikleri tercih eder, cinsel yakınlaşmaya karşı düşük ilgi gösterebilir ve birçok etkinlikten zevk almama eğilimi sergileyebilirler.

Şizoid bireyler genellikle başkalarının övgü ya da eleştirilerine karşı kayıtsızdırlar. Duygusal olarak soğuk, kopuk ya da tekdüze bir duygulanım sergileyebilirler. Bununla birlikte yalnızlığı tercih eden her bireyde şizoid kişilik bozukluğu bulunmadığını vurgulamak önemlidir.

Örneğin şizoid özellikler gösteren bir birey iş ortamında görevlerini yerine getirebilir ancak iş arkadaşlarıyla sosyal bir ilişki kurma ihtiyacı hissetmeyebilir. Öğle aralarını yalnız geçirmeyi tercih edebilir ve sosyal etkinliklere katılmak istemeyebilir. Bu durum çoğu zaman diğer insanlar tarafından soğukluk veya ilgisizlik olarak yorumlanabilir.

Klinik Özellikler

Şizoid kişilik bozukluğu olan bireylerin topluma katılımı genellikle sınırlıdır. Aile bireyleri dahil olmak üzere diğer insanlarla yakın ilişki kurma isteği düşük olabilir. Duygusal açıdan soğuk ve mesafeli bir görünüm sergileyebilirler. Çoğu zaman sosyal ortamlardan uzak durmayı tercih ederler.

Bununla birlikte bazı şizoid bireylerin iç dünyalarının oldukça zengin olduğu görülmektedir. Yoğun bir fantezi dünyasına sahip olabilirler ve düşünsel etkinliklere yönelme eğilimleri bulunabilir. Bu bireyler çoğu zaman yalnız çalışılan mesleklerde daha başarılı olabilirler.

Örneğin kütüphanecilik, arşiv görevliliği veya gece bekçiliği gibi meslekler sosyal etkileşimin sınırlı olması nedeniyle şizoid özelliklere sahip bireyler için daha uygun olabilir. Bu kişiler tek başlarına çalışırken kendilerini daha rahat hissedebilirler. Yoğun stres altında bazı şizoid bireylerde kısa süreli psikotik epizodlar da görülebilmektedir. Bununla birlikte bu durum kalıcı bir psikoz tablosundan farklıdır.

Ayırıcı Tanı

Şizoid kişilik bozukluğu bazı diğer kişilik bozuklukları ile benzer özellikler gösterebilir. Bu nedenle ayırıcı tanı klinik değerlendirme açısından önemlidir. Narsisistik kişilik bozukluğu ile bazı yüzeysel benzerlikler bulunabilir. Ancak narsisistik bireyler başkalarının takdirini ve hayranlığını ararken şizoid bireyler sosyal onaya genellikle kayıtsızdır.

Sınırda kişilik bozukluğunda yoğun duygusal tepkiler ve dürtüsellik görülürken şizoid kişilikte duygusal ifade oldukça sınırlıdır. Çekingen kişilik bozukluğunda sosyal ilişkilerden kaçınma reddedilme korkusuna bağlıdır. Şizoid bireylerde ise sosyal ilişkilere karşı daha çok kayıtsızlık söz konusudur.

Örneğin çekingen kişilik yapısına sahip bir birey bir davete gitmek isteyebilir ancak eleştirilme korkusu nedeniyle gitmekten kaçınabilir. Şizoid birey ise çoğu zaman böyle bir sosyal etkinliğe katılma ihtiyacı dahi hissetmeyebilir.

Etiyoloji

Şizoid kişilik bozukluğunun etiyolojisi üzerine yapılan araştırmalar sınırlıdır. Genetik çalışmalar kalıtsallık oranının yaklaşık %28–29 civarında olduğunu göstermektedir. Bununla birlikte genetik faktörler tek başına açıklayıcı değildir ve çevresel faktörlerle birlikte değerlendirilmesi gerekmektedir.

Çevresel faktörler arasında ebeveyn tutumları, bağlanma ilişkileri ve erken dönem yaşantılar önemli rol oynamaktadır. Özellikle erken çocukluk döneminde bakım verenlerle kurulan ilişkilerin niteliği kişilik gelişimi açısından belirleyici olabilir.

Psikodinamik Yaklaşımlar

Psikodinamik kuramlar şizoid kişilik yapılanmasını erken dönem nesne ilişkileri çerçevesinde ele almıştır. Fairbairn’e göre şizoid bireyler erken dönemde bakım verenlerle yaşanan ilişkisel deneyimlerin sonucu olarak dış dünyadan geri çekilebilirler. Bu durumda birey güvenli hissettiği iç dünyasına yönelir.

Klein ise bölme savunma mekanizmasının bu süreçte önemli bir rol oynadığını belirtmiştir. Birey iyi ve kötü nesne temsillerini birbirinden ayırarak içsel çatışmalarını düzenlemeye çalışır. Winnicott ise şizoid yapılanmayı “sahte benlik” gelişimi ile ilişkilendirmiştir.

Harry Guntrip şizoid kişiliğin temel özellikleri arasında içe dönüklük, yalnızlık, kendine yetme ve duygusal kopukluğu vurgulamıştır. Guntrip’e göre şizoid bireyler bir yandan ilişki kurma ihtiyacı hissederken diğer yandan ilişkilerin kendilerini yutacağı ya da yok edeceği korkusunu yaşayabilirler. Bu nedenle ilişki kurma ile geri çekilme arasında bir ikilem yaşayabilirler.

Psikoterapi

Şizoid kişilik bozukluğunun psikoterapisinde psikodinamik yaklaşımlar önemli bir yer tutmaktadır. Masterson yaklaşımı, kendilik bozukluklarının tedavisinde gelişimsel bağlanma süreçlerine ve nesne ilişkilerine odaklanan bir psikodinamik modeldir.

Bu yaklaşıma göre şizoid bireyler ilişkilerde hem bağlanma hem de kaçınma eğilimleri arasında kalabilirler. Terapötik süreçte terapistin nötr ve destekleyici bir tutum sergilemesi, danışanın içsel nesne ilişkilerini anlamasına yardımcı olması önemlidir.

Örneğin terapi sürecinde danışan terapiste yakınlaşmak istediğinde yoğun kaygı yaşayabilir ve geri çekilebilir. Terapistin bu durumu anlayışla karşılaması ve danışanın ilişki kurma korkularını keşfetmesine yardımcı olması terapötik sürecin önemli bir parçasıdır.

Sonuç

Şizoid kişilik bozukluğu sosyal ilişkilerden geri çekilme, duygusal sınırlılık ve içe dönük bir yaşam tarzı ile karakterize edilen bir kişilik yapılanmasıdır. Etiyolojisinde genetik faktörlerin yanı sıra erken dönem bağlanma deneyimleri ve nesne ilişkileri önemli rol oynamaktadır.

Psikodinamik kuramlar şizoid kişiliğin anlaşılmasında önemli katkılar sağlamıştır. Özellikle nesne ilişkileri kuramı, bireyin erken dönem ilişkisel deneyimlerinin kişilik gelişimi üzerindeki etkisini açıklamada önemli bir çerçeve sunmaktadır. Bu nedenle şizoid kişilik yapılanmasının anlaşılması ve uygun psikoterapötik yaklaşımların geliştirilmesi klinik psikoloji açısından önemli bir çalışma alanı oluşturmaktadır.

Kaynakça

Amerikan Psikiyatri Birliği – Boylam Psikiyatri Enstitüsü – DSM-V Tanı Ölçütleri Başvuru El Kitabı – Çeviren: Prof. Dr. Ertuğrul Köroğlu – Hekimler Yayın Birliği , 2013

Kaknüs Psikoloji Yayınları – James N. Butcher , Susan Mineka, Jill M. Hooley – Anormal Psikoloji – 1. Basım, 2013 *Güncel Psikoloji Araştırmaları – İstanbul Zaim Üniversitesi – İsa Yücel – Yusuf Bilge – Şizoid Kişilik Bozukluğu Etiyolojisi Üzerine Bir Derleme –2018 *Metis Ötekini Dinlemek – Harry Guntrip – Şizoid Görüngü , Nesne İlişkileri ve Kendilik – 4. Basım, 2020 *Türkiye Bütüncül Psikoterapi Dergisi , Mustafa Tuncer, Özge Kapısız, Necdet Dönmez , J.F. Masterson Yaklaşımı Çerçevesinde Şizoid Kendilik Bozukluğu ve Bu Yaklaşım Çerçevesinde Tanımlanmış Bir Danışanın Psikoterapisinin Uygulanması –– 2018

Bahar Müldür
Bahar Müldür
Bahar Müldür, psikoloji lisans ve yüksek lisans eğitimini tamamlamış; psikanaliz, psikodinamik kuram ve rüyalar üzerine yoğunlaşan uzman psikologtur. Dinamik Terapi, Bilişsel Davranışçı Terapi, Aile Danışmanlığı ve Rüya Terapisi alanlarında kapsamlı eğitimler almıştır. İlgi alanları arasında rüyalar, insan ilişkileri, sanat, edebiyat ve sinema bulunmaktadır. Terapötik süreçte dinamik yaklaşımdan beslenen bir bakış açısıyla erken dönem bağlanma örüntülerini, nesne ilişkilerini ve ilişkisel tekrarları anlamaya odaklanır; bireyin içgörü kazanımı, duygusal düzenleme kapasitesi ve kendilik deneyiminin güçlenmesini destekleyen hedefleri önemser. Psikoloji bilgisini çok yönlü bir kuramsal zeminde derinleştirmeye devam etmekte ve psikodinamik yönelimde süpervizyonlarına devam etmektedir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar