Cumartesi, Şubat 21, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Uslu Diye Alkışladığınız Çocuk İçten İçe Tükeniyor Olabilir

İyi Çocuklar Neden Daha Çok Yorulur?

Bir çocuğun iyi bir çocuk olduğunu nasıl anlarız? Derste parmak kaldırarak konuşmasından mı? Kurallara uyması mı? Sorun çıkarmamasından mı? Büyükleriyle tartışmaması, kardeşiyle kavga etmemesinden mi? Ders çalışıyor olmasından mı? İyi çocuk deyince hemen hemen hepimizin zihninde şekillenen çocuk böyledir. Bu çocuklar, “Ne kadar akıllı… Ne kadar olgun…” gibi övgü toparlar. Fakat işin garibi tükenmişlik belirtilerini gördüğümüz çocukların bir kısmı dışarıdan bakınca “problemsiz” görünenlerdir. Çocuklar için “iyi çocuk” olma biçimi bir karakter olmaktan çıkıp bir stratejiye dönüşebilir. Bazen bu durum bir çocuğun hayatta kalma stratejisi olur ve yorucu olmaya başlayabilir.

İyi Olmak Bazen Sevgiye Ulaşmanın Yolu Olur

Çocukların temel ihtiyaçlarından biri sevgi ve güvendir. Çocuk sevgi ve güven bulamadığında ya da sevgi-güvenin şartlara bağlı olduğunu hissettiğinde şunu öğrenebilir:

  • “Ben uslu olursam annem sinirlenmez.”

  • “Ben sessiz kalırsam kavga çıkmaz.”

  • “Ben kimseyi üzmezsem herkes beni sever.”

  • “Ben başarırsam değerli olurum.”

  • “Ben güçlü görünürsem yük olmaz.”

Bu cümleler çocuğun bilinçli olarak kurduğu cümleler değildir; çoğu zaman bedenin ve zihnin otomatik kararlarıdır. Çocuk “iyi” olur çünkü iyi olunca hayat daha az tehlikeli hissettirir. Yani iyi olmak, bir noktadan sonra “erdem” olmaktan çıkıp güvenlik planı haline gelir.

Duyguların Yönetimi Değil Bastırılması

İyi çocuklar genellikle öfkesini göstermez. Kırılınca “sorun yok” der. İstemediği bir şeye “tamam” der. “Hayır” diyemediği için “idare eder.” Çünkü hayır demek bazen şuna benzer: Reddedilme, kızdırma, üzme, çatışma çıkarma riski. Böyle bir çocuk ne yapar? Kendi duygusunu değil, ortamın tepkisini yönetir. Dışarıdan bakınca “ne güzel sakin, ne güzel akıllı” dersiniz. Ama içeride başka bir film döner: Çocuk sürekli kendini kontrol eder, “yanlış yapmayayım” diye tetikte kalır, mimiklerini bile ayarlar. Bu, yetişkinler için bile yorucu bir iştir. Bir çocuğun bunu her gün yapması ise bedene ve zihne yük bindirir. Çocuklar kendilerini bedensel belirtilerle ifade etmeye başlar:

  • Mide ve karın ağrıları

  • Uyku problemleri

  • Sürekli onay ihtiyacı

  • Aşırı sorumluluk alma, “bana bırakın” hali

  • Hata korkusu ve mükemmeliyetçilik

  • Bir anda patlayan öfke (çünkü birikmiştir)

  • İçine kapanma, “ben iyiyim” maskesi

Yani çocuk kötü davranmadığı için değil, duygusunu içeri ittiği için yorulur. Duygu içeri itildiğinde ortadan kaybolmaz; çoğu zaman bedene taşar.

İyi Çocuklar Bazen Evin “Duygusal Çalışanı” Olur

Bazı çocuklar duyguları fark etme ve okuma konusunda oldukça iyidir. Evdeki havayı herkesten önce anlarlar. Anne gerginse daha dikkatli konuşur. Baba yorgunsa sessizleşir. Evde tartışma ihtimali varsa “araya girer.” Kardeş ağlarsa kendi isteğini erteler. Bu çocuklar küçük bir meteoroloji istasyonu gibi yaşar: Sürekli havayı ölçer. Ama bu, çocuk için bir yetenekten çok yük olabilir. Çünkü çocuk, fark etmeden “bakım veren” rolüne geçer. Bu duruma psikolojide bazen parentifikasyon denir: Çocuğun, yaşına uygun olmayan bir şekilde yetişkin rolü üstlenmesi. Şunu net söylemek lazım: Bir çocuğun görevi evin duygusal dengesini korumak değildir. Ama iyi çocuklar bazen bunu üstlenir. Çünkü üstlenmezse ortam bozulacak, birileri üzülecek, ev karışacak gibi hisseder. O zaman çocuk şunu düşünmeye başlar: “Ben güçlü durmalıyım.” Ve o güçlü duruş, yıllar içinde içten içe yıpratır.

Övünün Gizli Yan Etkisi: “Güçlü Olmak Zorundayım”

Ebeveynler çoğu zaman iyi niyetle över: “Sen zaten akıllısın, sen örnek çocuksun, sen büyüksün, idare et, sen yaparsın, sen hiç üzülmezsin.” Bu cümleler çocuğa güven veriyor gibi görünür. Ama bazı çocuklar bunu şöyle çevirir:

  • “Ben üzülmemeliyim.”

  • “Ben ağlamamalıyım.”

  • “Ben problem olmamalıyım.”

  • “Ben hep iyi olmalıyım.”

Böylece çocuk “iyi” kalmak için kendini sıkıştırır. Üzüntüsünü söylemez, kırgınlığını yutar, öfkesini bastırır. Sonra bir gün ebeveyn der ki: “Hiçbir şeyi söylemiyor. Bir anda koptu. Ne oldu anlamadım.” Oysa çocuk, uzun zamandır söylüyordur… sadece kelimelerle değil. Burada “iyi çocuk” olmayı kötülemiyorum. Empati, saygı, incelik… bunlar kıymetli. Fakat kritik ayrım şu: Çocuk iyi olmayı kendini inkâr ederek mi yapıyor? Yoksa iyi olmayı kendini koruyarak mı yapıyor? Çocuk iyi olurken “ben de varım” diyebiliyorsa sorun yok. Ama iyi olurken kendi ihtiyaçlarını sürekli ikinci plana atıyorsa, bu iyilik bir erdem olmaktan çıkıp kimlik haline gelir. Bu kimlik de şunu fısıldar: “Ben ancak iyi olursam sevilirim.” Ve bu inanç, insanı yetişkinlikte bile yorar.

Ebeveynlere Mini Bir Kontrol Listesi

Çocuğunuz çok “uslu” ve “iyi” ise, şu sorulara dürüstçe bakın:

  1. Üzüldüğünde bunu rahatça ifade edebiliyor mu?

  2. “Hayır” dediğinde suçluluk duyuyor mu?

  3. Hata yapınca kendini ağır mı eleştiriyor?

  4. Sürekli onay arıyor mu?

  5. Başkalarını memnun etmek için kendinden vazgeçiyor mu?

  6. Sınır koymakta zorlanıyor mu?

Birkaçına “evet” diyorsanız, çocuğunuzun iyiliği kadar yükünü de konuşmanın zamanı gelmiş olabilir.

En Çok Alkışlanan Bazen En Çok Yorulandır

İyi çocuklar çoğu zaman sessiz kahramanlar gibi görünür. Ama kahramanlık, çocukluk için ağır bir roldür. Çocukların görevi “mükemmel” olmak değil; çocuk olmaktır. Güvenli bir ortamda bazen huysuz, bazen kırgın, bazen öfkeli, bazen kararsız… yani insan olmaktır. Bir çocuğu iyi davranışları için takdir edelim, evet. Ama daha önemlisi şu: Çocuğa şunu hissettirelim: “Sen iyi olduğun için değil, sen olduğun için değerlisin.” Bu, çocuğun kuracağı en sağlıklı aidiyet bağıdır.

Cansu Koza
Cansu Koza
Cansu Koza, psikolog ve yazar olarak psikoterapi, oyun terapisi, çocuk-ergen psikolojisi, aile ve çift terapisi alanında geniş bir deneyime sahiptir. Lisans eğitimini psikoloji üzerine tamamlamıştır. Koza, özellikle oyun terapisi ve çocuk-ergen psikolojisi üzerine seanslar almış ve seminerler yapmıştır. Çalıştığı kliniğin aylık çıkan dergilerinde ve dijital platformlarda psikoloji ve kişisel gelişim üzerine yazılar kaleme almaktadır. Yazar, psikoloji biliminin anlaşılır ve açık bir dille anlatılmasını Bireylerin ruh sağlığını güçlendirme ve bilinçlendirmeye yönelik içerikler üretmeye devam etmektedir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar