Önceki yazımızda çocuklarda öfke probleminin sebeplerinden bazılarına yer vermiştik. Şimdi ise bu sebeplerin kalan kısımlarını, çözümleriyle ve davranış örnekleriyle ele alarak inceleyeceğiz. Keyifli okumalar dilerim.
-
Hatasını fark ettiğinde, öfkeleneceği bir konuda öfkelenmek yerine sakin kaldığında, kendi kendine olumlu komut verdiğinde (mesela “burada kazanmak önemli değil, bu sadece bir oyun ve eğlenmek istiyorum.” gibi) mutlaka övün ve bu övme işini anlık yapın. Övgü, bu gibi davranışların sıklığını arttırır ancak överken onun kişiliğine ve karakterine övgü yapmayın, onun davranışını övün. Mesela sinirlenmedi diyelim, bu durumda “sen mükemmel bir çocuksun” demek yerine “sakin kalınca daha iyi yapabildiğini gördün, böyle daha güzel değil mi? Çok güzel oldu.” demek davranışa vurgu yaptığından davranış tekrarına yol açar. Kişiliğine övgü yaptığınızda kendisini iyi ya da kötü biri olarak görecek ve bu onun daha fazla sinirlenmesine ya da üzülmesine yol açacaktır.
-
Ceza vermeyin. Cezalandırmak daha fazla öfkeye sebep olur. Onun yerine bir davranışın sorumluluğunu almasını sağlayın. Çocuklarla olan çalışmalarımdan örnek vereeyim. Mesela öfke patlaması yaşayan bir çocuğa birine bağırdığında çevresinde arkadaşı kalmayacağını, o yüzden konuşurken dikkatli olmasını, rahatsız olduğu konuları kötü sözler söylemeden yavaş yavaş anlatmasını söylüyorum. Güzel konuştuğu her dakika da başka insanlarla tanıştığı ve onlarla eğlendiği anları ona hatırlatıyorum.
-
Bağırırsa onu anlamayacağınızı ancak sakince konuşursa yardımcı olabileceğinizi sık sık hatırlatmakta da fayda var. Tabii iş sadece söylemekle kalmamalı, bunu uygulamalısınız. Mesela bağırdığında onun yüzüne doğru onu anlamakta zorlandığınızı, sakince konuşarak anlamanızı sağlamasını isteyebilirsiniz. Bu konuşmalar yaşanırken öfkeyle onun sesini bastırmak gibi bir hata yapmamalısınız. Sakinliğinizi korumadan sakin olmayı öğütlemek, iyi bir davranış değildir ve istenen sonuçları vermeyecektir.
-
Mutlaka kural listesi hazırlamalısınız. Burada ondan istenenler ve yapmaması gerekenler ayrı ayrı yer almalıdır, yani bir sütunda istenen davranışlar, diğer sütunda istenmeyenler şeklinde. Ev içinde dikkat edilmesi gereken kuralları belirlerken sayı fazla olmamalı ve cümleler uzun tutulmamalıdır. Kuralları birlikte belirleyin ve ona yazdırın. Her gün görebileceği bir yere asın, günde 1 kez birlikte okuyun. Kuralları asla esnetmeyin, mesela yatma saati 8 ise, tatil oldu diye bu saati 9 yapmayın. Kurallar bir kez esnetildiklerinde uygulanmaları zorlaşır.
-
Şiddete başvurmayın, küçük uyarı mayetinde bir sarsma bile olmamalı çünkü bu sefer korkuyla büyür, davranışları bir yerde azalmış gibi olsa da başka yerde daha fazla artar ve en önemlisi size olan sevgisini ve sizinle olan bağını yitirir. Uygulanan şiddet aynı zamanda sorunların çözümünde güçlü tarafın etkili olduğu ve şiddetin çözüm için tek geçerli yol olduğu mesajını içerir.
-
Bazen bir “hayır”ın gerçekten öyle olduğunu bilmesi gerekiyor. Bir şeyi anlatmaktan vazgeçtiğinde ve size boşvermenizi söylediğinde “peki o zaman” diyip bir süre susun. Kendisi niye devam ettirmediğinizi genelde sormaya başlar. Sormazsa sessizliği “böyle sessizce oturarak seni sıkan şeyleri nasıl anlayacak ve sana nasıl yardım edeceğim?” gibi bir soru yöneltebilirsiniz ama hemen bu soruyu sormayın, biraz zaman verin.
-
Kaçamak cevaplara izin vermeyin. Bazen bir yalanını ya da numarasını yakaladığınızda bunu onunla konuşun ancak ses tonunuzda öfke olmasın. Sadece bu durumu sevmediğinizi belirten bir yüz ifadesi takınabilirsiniz. Boşvermenizi söylemeye çalışabilir ancak bunun önemli bir konu olduğunu ve neden yalan söylediğini veya böyle kaçmaya çalıştığını anlamaya çalıştığınızı söyleyin. Konuşurken kızmayacağınıza amacınızın sadece anlamak olduğuna vurgu yapın.
-
Bazen öfkenin kaynağı görmezden gelinmek ve önemsenmemektir. Çocuğunuz öfke içinde size geldiğinde içinde bulunduğunuz durumu düşünün. Acaba onun için önemli olan ama sizin için gereksiz bir konuyu kapatmaya mı çalıştınız ya da onun duygularının saçma olduğu yönünde bir şeyler mi yapıp söylediniz? Saç telinin düşmesinden kurabiyenin yerde parçalanmasına kadar size basit gelen her konuda öncelikle çocuğun duygularına vurgu yapın, onun hislerini anladığınızı gösterin ve durum için neler yapılabileceğini birlikte düşünün. Mesela kurabiyesi yere düştü ve bağırarak ağlamaya başladı. “Bu kurabiyeyi yemeyi çok istiyordun ama yere düştü. Sen de bu yüzden öfkeli ve üzgün hissediyorsun.” Diyip bir süre sakinleşmesini bekleyin. Ardından “Peki şimdi ne yapabiliriz?” sorusunu yöneltip onun çözümler üretebilmesine yardımcı olun. Çözümleri siz sunmayın, sadece tıkandığı yerde ufak ipuçları sağlayın.
-
Beklentilerinizi her zaman davranıştan önce açıklayın: “biriyle konuşurken onu daha iyi anlamak ve duymak istiyorum ama sen sürekli araya girdiğin zaman bu çok zor oluyor. Bu yüzden sinirleniyorum ve sana kızmak zorunda kalıyorum. Sana kızınca da çok üzülüyorum. Bir dahaki sefere ben biriyle konuşurken konuşmamın bitmesini bekler misin?”
-
Örnek olun: evde kötü söz söylenmesi yasak olsun ve söyleyen kişiye bunu beğenmediğinizi ifade edin. Benzer mantıkla çocuğunuz konuşurken siz de onun sözünün bitmesini bekleyin.
-
Ondan istediğiniz davranışları birlikte uygulayın: ders çalışması için belli aralar oluşturun. Doğrudan dersin başına geçmesini istemek yerine 5-10 dakikalık bir dikkat dağıtmanın ardından birlikte dersin başına oturun ve zorlandığı yerde ona yol gösterin. Yapamayabilir, yapamıyor diye kızmak yerine anlamadığı yeri sorabilirsiniz. Ayrıca somut örneklerle bunu yapmak anlamasını kolaylaştıracaktır.
-
Nedenini anlamaya çalışın: bazen sinirlenme sebebini anlamayabiliriz ya da ortada sinirlenecek bir şey yokmuş gibi gelir. Bu gibi bir durumda ona neden sinirlendiğini ve birlikte ne yapabileceğinizi sorun. “çok sinirlendiğini görebiliyorum ama nedenini anlayamadım. Bana yavaşça anlatır mısın?”
-
Duygularınızı belirtmekten kaçınmayın: size ne hissettirdiğini söyleyin ancak tamamıyla duygu ve içerik olmalı, kötü sözlere yer yok (beddua etmek ya da “ne halin varsa gör” demek de kötüdür). “Sen bağırarak ve kötü sözler söyleyerek konuştuğunda seni anlayamıyorum ve bana bağırdığın için üzülüyorum. Seni çok seviyorum ve seni anlamak istiyorum. Benimle sakin konuşur musun?”
-
Etkileri göstererek pişmanlık duyurma: yaptığı davranışın sonuçlarını ve bu sonuçların zararlarını gösterin. “öfkeliyken küfrettiğin ve bardağı yere attığın için çok sinirlendim ve sana bağırdım. Sen üzüldün, sen üzülünce ben de üzülüm. Ayrıca bardağı yere attığın için kırıldı ve parçaları etrafa dağıldı, temizlerken yoruldum ve iyi temizleyemediğim için bazı parçaları ayağıma batıp acıttı. Bir daha böyle yapmayalım olur mu?”
-
Pişmanlık duyma kısmı uzun uğraşlara rağmen olmuyorsa sonuçları yaşatın: Mesela bardağın aynısını alması için babasıyla ya da sizinle alışverişe çıkabilir ancak bardağın parası onun harçlığının bir kısmından alınmalıdır. Ayrıca ayağına terlik giydirip süpürge ile kırıkları toplaması ve bunu yavaş yapması istenebilir.
-
Neden yapması ya da yapmaması gerektiğini mutlaka açıklayın. “Böyle istiyorum.” demek belirsizlik ve anlamsızlık yaratır, çocuğun da “böyle istediği” şeyleri siz yapmadığınızda çocukta “güçlü olan ister ve olur.” algısı oluşur.


