Simetrik olan yüzler gerçekten de en sağlıklı olanları mıdır? Belirli ölçülere göre mi kadınların güzelliğini algılarız? Nerede yaşadığımız ve kim olduğumuz, kimi güzel bulduğumuzu ne derece etkiliyor?
Bu ve benzeri soruları daha önce sorduysanız ya da şu an bu sorularla karşılaşıyorsanız, gelin birlikte inceleyelim.
Evrensel kabul edilen bazı güzellik standartlarının aslında WEIRD toplumlara — yani Batılı, eğitimli, endüstrileşmiş, zengin ve demokratik toplumlara — daha çok genellenebilir olduğunu; dolayısıyla her toplum için gerçekten “evrensel” olmadığını göreceğiz.
Simetrik Yüzler Gerçekten Daha Sağlıklı mı?
İlk olarak Grammar ve Thornhill’in (1994) ortaya koyduğu ve pek çok araştırmada istatistiksel olarak desteklenen bir görüşe bakalım:
Simetrik yüzlerin, düşük parazit yükü ve sağlıklı genetik mirası işaret ettiği; bu nedenle insanlara daha çekici geldiği düşünülmektedir.
Ancak Nicholas Pound ve arkadaşlarının yaptığı araştırmada işler, yaygın kabulün düşündürdüğü gibi ilerlememektedir.
Araştırmada 4.732 çocuğun doğumundan 15 yaşına kadar olan sağlık geçmişleri incelenmiş ve üç boyutlu ölçüm sistemleriyle yüz asimetri oranları değerlendirilmiştir.
Beklenti şuydu:
Yüz asimetrisi yüksek çocukların daha fazla sağlık problemi yaşamış olması.
Ancak yapılan analizlerde iki grup arasında anlamlı bir fark bulunamamıştır.
Yani yüzümüz ne kadar simetrikse o kadar sağlıklı olduğumuz düşüncesine biraz daha temkinli yaklaşabiliriz.
Kaynaklar Azaldığında Güzellik Algısı Değişiyor mu?
Peki kaynakların yeterli olup olmadığına yönelik inançlarımızın güzellik algımızı etkilediğini düşünür müydünüz?
Öncelikle kadınlarda çekici kabul edilen “0.7 bel-kalça oranı” görüşüne bakalım.
Devendra Singh tarafından ortaya atılan teoriye göre kadınların 0.7 bel-kalça oranına sahip olması; sağlık, östrojen seviyesi ve doğurganlığın göstergesi olarak değerlendirilmektedir.
Ancak Kuzey Tanzanya’da zorlu yaşam koşulları altında yaşayan Hadza avcı-toplayıcı topluluğunda yapılan araştırmalar farklı sonuçlar göstermektedir.
Hadza erkeklerinin, 0.9–1.0 bel-kalça oranına sahip kadınları daha çekici bulduğu görülmüştür (Wetsman & Marlowe, 1999).
Bu noktada kaynak kıtlığı önemli bir değişken olarak karşımıza çıkmaktadır.
Viren Swami ve Martin Tovée tarafından yapılan bir başka çalışmada ise erkek katılımcılar aç ve tok olmak üzere iki gruba ayrılmıştır.
Katılımcılardan farklı bel-kalça oranlarına sahip kadın figürleri arasından en çekici bulduklarını seçmeleri istenmiştir.
Sonuçlar oldukça dikkat çekicidir:
- Aç olan katılımcılar daha yüksek bel-kalça oranına sahip kadınları çekici bulmuştur.
- Tok olan katılımcılar ise daha düşük bel-kalça oranına sahip kadınları tercih etmiştir.
Yani güzellik algısı yalnızca biyolojik değil; kişinin içinde bulunduğu çevresel koşullardan da etkilenmektedir.
Ten Rengi ve Ekonomik Algı
Ekonomik olarak kendimizi yeterli hissedip hissetmediğimiz, hangi ten rengini çekici bulduğumuzu etkiliyor olabilir mi?
Evelyn Nakano Glenn, farklı kültürlerde yaptığı saha çalışmalarını topladığı kitabında önemli bir noktaya dikkat çeker.
Endüstri toplumlarında insanlar daha çok kapalı alanlarda çalıştığı için açık ten rengi sıradanlaşırken; bronz ten, tatile çıkabilecek ekonomik gücü temsil etmeye başlamıştır. Bu nedenle bronz ten çekici algılanmaktadır.
Ancak tarım toplumlarında durum tersine döner.
Tarım işlerinde çalışan bireylerin güneşe maruz kalması nedeniyle bronzlaşması, bronz tenin çalışmayı ve alt ekonomik sınıfı temsil etmesine yol açmıştır. Bu nedenle açık ten; evde kalabilmenin ve ekonomik rahatlığın sembolü hâline gelmiştir.
Yani hangi ten renginin çekici bulunduğu bile kültürel ve ekonomik bağlama göre değişebilmektedir.
Toplumun Güzellik Normlarına Ne Kadar Uyuyoruz?
Peki toplumun güzellik normlarına uyma davranışlarımızı, içinde yaşadığımız kültür şekillendiriyor olabilir mi?
Sonal Madan ve arkadaşlarının yaptığı araştırmaya göre, karşılıklı bağımlı benlik yapısının baskın olduğu Doğu toplumlarında; makyaj, kozmetik ürünler ve estetik operasyonlara yönelim daha yüksektir.
Bu durumun temel nedeni, güzelliğin topluma ve aileye karşı bir sorumluluk gibi algılanmasıdır.
Özellikle Hindistan, Güney Kore ve Singapur gibi toplumlarda fiziksel görünüm yalnızca bireysel tercih değil; sosyal kabulün bir parçası olarak değerlendirilmektedir.
Buna karşılık Batı toplumlarında güzellik daha çok bireysellik, özgünlük ve kendini ifade etme biçimi olarak görülmektedir.
Bu nedenle güzellik algısı yalnızca biyolojik değil; kültürel, ekonomik ve toplumsal yapılarla şekillenen çok katmanlı bir deneyimdir.
Sonuç
Bugün “evrensel güzellik” olarak sunulan birçok ölçütün aslında belirli kültürel ve toplumsal koşulların ürünü olduğunu görüyoruz.
Simetrik yüzler, belirli beden oranları ya da belirli ten renkleri… Bunların hiçbiri tek başına mutlak ve değişmez güzellik standartları değildir.
Çünkü insan yalnızca biyolojik bir varlık değildir; aynı zamanda içinde yaşadığı toplumun, ekonomik koşulların ve kültürel normların da etkisi altındadır.
Belki de asıl soru şudur:
Gerçekten evrensel bir güzellik mi var, yoksa güzellik dediğimiz şey baktığımız yerin bir yansıması mı?
Kaynakça
Glenn, E. N. (Ed.). (2009). Shades of difference: Why skin color matters. Stanford University Press. https://doi.org/10.1515/9780804770996
Madan, S., Basu, S., Ng, S., & Lim, E. A. C. (2018). Impact of culture on the pursuit of beauty: Evidence from five countries. Journal of International Marketing, 26(4), 54–68. https://doi.org/10.1509/jim.17.0064
Pound, N., Lawson, D. W., Toma, A. M., Richmond, S., Zhurov, A. I., & Penton-Voak, I. S. (2014). Facial fluctuating asymmetry is not associated with childhood ill-health in a large British cohort study. Proceedings of the Royal Society B: Biological Sciences, 281(1792), 20141639. https://doi.org/10.1098/rspb.2014.1639
Swami, V., & Tovée, M. J. (2006). Does hunger influence judgments of female physical attractiveness? British Journal of Psychology, 97(3), 353–363.
Tovée, M. J., Swami, V., Furnham, A., & Mangalparsad, R. (2007). Changing perceptions of attractiveness as observers move between cultures. British Journal of Psychology, 98(3), 407–422. https://doi.org/10.1016/j.evolhumbehav.2006.05.004
Wetsman, A., & Marlowe, F. W. (1999). How universal are preferences for female mate characteristics? Evidence from the Hadza hunter-gatherers of Tanzania. Evolution and Human Behavior, 20(4), 219–228. https://doi.org/10.1016/S1090-5138(99)00007-0


