Bellek, bilişin temel bileşeni olarak tanımlanmaktadır. Kısacası; bilginin depolanması,
ihtiyaç duyulduğunda da geri getirilmesi için kullanılan zihinsel bileşendir. Günümüzün
teknolojik dünyasında susmayan zihin, ardı ardına yapılacaklar listesini unutmamıza,
yaptığımız işlere dikkatimizi veremememize, yeni tanıştığımız kişilerin adını
hatırlayamamamıza, gün içinde yapmamız gereken o çok önemli telefon konuşmasını
gece yatarken anımsamamıza sebep olmaktadır. Pek çoğumuz zamanımızı daha iyi
yönetmek, unutkanlık ve ertelemelerin önüne geçmek adına alarm kurmak, hatırlatıcı
notlar, yapışkan kağıtlar kullanmak gibi pek çok davranışsal pratik ile ancak günü
kurtarıyoruz. Oysa ki bellek işleyişine ve güçlenmesine yönelik teknikler kullanmanın
uzun vadede unutkanlık üzerine faydaları kanıtlanmıştır.
Bu yazıda Robert Madigan’ın “bellek sanatları” olarak adlandırdığı unutkanlık yaşanan
her türlü durum ile yaratıcı bir şekilde başa çıkma stratejilerinden bahsedeceğim. “Bazı
teknikleri kullanarak belleğimi ne kadar geliştirebilirim ki?” diye düşünüyor olabilirsiniz.
Ancak yapılan araştırmalar bellek geliştirme tekniklerinin istikrarlı bir şekilde uygulanması
halinde günlük yaşam unutkanlıklarının belirgin şekilde ortadan kalktığını göstermektedir.
Dikkat ve İşlemleme Süreçlerinin Belleğe Etkisi
Bu stratejilerden ilki “akılda tutma kararlılığı”dır. Akılda tutma kararlılığı; bir bilgiyi
bellekte depolamak için verilen bilinçli bir karar demektir. Bu kararı almış olmak dikkatinizi
aklınızda tutmak istediğiniz hedefe yöneltmenizi beraberinde getirir. Dikkatin hedefe
yönelmesi belleği güçlendirerek, bilgiyi akılda tutmayı kolaylaştırır.
İkinci strateji; “derin işlemleme”dir. Bazı deneyimlere, durumlara daha yüzeysel, sığ bir
dikkat yöneltirken, bazılarına daha keskin ve yoğun bir dikkat yöneltiriz. Derin işlemleme,
dikkatimizi o anki deneyime yoğun bir şekilde verdiğimiz zamanlarda ortaya çıkan bir
bellek sürecidir. Örneğin; bazen bir arkadaş buluşmasında konuşulan konuya hiç
dikkatinizi vermeyip ve sadece konuşanların yüz ifadelerine bakıp dinliyormuş gibi
yaptığınızda o gün konuşulanlar ile ilgili çok az şey aklınızda kalırken, ilginizi çeken bir
konu hakkında konuşulduğunda can kulağı ile dinlemek, yoğun bir şekilde o ana dikkat
vermeyi sağlar ve konuşulanların bellekte yer edinmesini kolaylaştırır.
İmgeleme, Çağrışım ve Tekrarın Gücü
Üçüncü strateji “ayrıntılandırma”dır. Kısacası bellekte var olan bilgiye yeni bilgiler
eklendikçe ilk bilginin kalıcılaştığı görülmektedir. Kolayca unutulan bilgileri
ayrıntılandırmanın en hızlı yolu “neden?” sorusunu sormaktır. Belleğe yerleştirmek istenilen
durum ile ilgili sorulan ‘neden?’ sorusuna ne kadar kapsamlı yanıt verilirse ayrıntılandırma
o kadar etkili olur.
Dördünücü strateji ise “imgeleme”dir. Yapılan araştırmalar görme duyusunun belleği
güçlendirme üzerine oldukça etkili olduğunu göstermektedir. Hoş veya travmatik anılar
anımsandığında bireylerin önemli görsel detayları tanımladıkları dikkati çekmektedir.
Öğretmenlerin ders anlatırken tahtaya yazıp çizmeleri, görsel şemalar, renkler ve videolar
kullanmalarının sebeplerinden bir tanesi de öğrenmeyi kolaylaştırıcı etkiye sahip olmasıdır.
Günlük yaşama dair akılda tutmak istediğiniz şeyleri imgeleme, özellikle de abartılı,
espirili bir şekilde imgelemek unutkanlığın önüne geçmek için oldukça etkili bir yöntemdir.
Beşinci strateji “çağrışımdır”. Zihin çağrışımlar ile çalışır. Yani bazen istemsizce bir
düşünce, olay, durum, görüntü ya da davranış bir başkasını anımsatır. Eğer bilinçli bir
şekilde hatırlamak istediğiniz bir bilginin yanına onu size hatırlatacak bir başka bilgiyi de
eklerseniz yani bu iki bilgiyi birbirine bağlarsanız hatırlama ihtimaliniz artmaktadır. Geçmiş
deneyimlerinizden yola çıkarak sonsuz sayıda çağrışım bağlantısı oluşturabilirsiniz.
Örneğin; yeni tanıştığınız ‘Nergis’ isimli bir kişinin adını unutmak istemiyorsanız ve en
sevdiğiniz çiçek kokusu nergis ise bu iki bilgiyi birbiriyle ilişkilendirip kişinin adını
aklınızda tutmayı kolaylaştırabilirsiniz.
Altıncı strateji; “tekrar etmek”tir. Öğrenmenin gerçekleşmesi için sıklıkla kullanılan
teknik tekrar etmektir. Yeni öğrenilen bilgiyi tekrar etmek belleğin güçlenmesini sağlar.
Ancak tekrar ederken dikkat edilmesi gereken en önemli nokta, bilgi tekrarını farklı
eylemler ile yapmaktır. Mesela; bir arkadaşının evinde yediği keki çok beğenen birisi
öncelikle nasıl yaptığını sorabilir, arkadaşı anlatırken onu dinlemek, geçmiş kek yapma
deneyiminin üzerine tekrar içerir. Dinlerken soru sormak, tarif defterinden bakarak yazmak,
eve gittiğinde annesine anlatmak, birkaç gün sonra marketten kek için malzeme almak,
kek yapmak, tarifi başkalarına vermek gibi birbirinden farklı pek çok davranış ile tekrar
etmek kekin yapışını öğrenmek ve bu keki yapmak istediğinde tarifi hatırlamayı
kolaylaştırıcı bir etkiye sahiptir.
Bilginin Düzenlenmesi ve Kalıcılaştırılması
Yedinci ve son strateji “düzenlemek”tir. Burada akılda tutulması istenen bilginin bir
düzene sokulması kastedilmektedir. Bilgi çok fazla ya da karmaşık ise bu bilgiyi bazen
bölmek, parçalara ayırmak bazen ise belli başlıklar altında birleştirmek, kategorize etmek
bilginin yerleşmesini kolaylaştırır. Örneğin alınacak listesi hazırlarken marketten alınacaklar
ile pazardan alınacakları ayrı kategorilere yazmak hatta market alışverişini kendi içinde
şarküteri, temizlik malzemeleri, donmuş yiyecekler gibi daha küçük ayrı alt başlıklara
ayırmak anımsamayı kolaylaştırır.
Yukarıda bahsedilen tüm stratejileri içselleştirmek ve süreklilik arz edecek şekilde
yerine getirmek belleğin güçlenmesini sağlayarak günlük unutkanlıkların önüne geçmemizi
sağlar. Unutmayın ki beyinde sıklıkla uyarılan bölgeler aktif ve baskın rol oynar. Bu da
demektir ki bu bölge işliyor ve görevini yerine getiriyor. Bu yüzden günlük unutkanlıkların
önüne geçmek ve işleyen bir belleğe sahip olmak için basit ama aynı zamanda da etkili
olan bellek stratejilerini rutininiz haline getirmeyi ihmal etmeyin.


