Hayatını bir dönme dolabı gibi hayal etmeni istiyorum. Her birimiz bir dönme dolabına binmişizdir ya da hayalini kurmuşuzdur. Şimdi dönme dolabından yavaşça yukarı doğru çıkıyorsun, manzara muhteşem, manzarayı seyrediyorsun, güzel bir gökyüzü seni karşılıyor, etrafı ve doğayı seyrediyorsun ama sonra aniden aşağı düşüyorsun, miden bulanıyor, stres oluyorsun. Dönme dolabın aşağıya inmeye devam ediyor ama sen tekrardan dönme dolabına biniyorsun hatta belki de inmiyorsun bile sırf bir daha o manzarayı görmek istediğin için. Çünkü biliyorsun ki o manzara bir daha gelecek ve dönme dolabı bir daha yukarı çıkacak ve sen bir daha o manzarayı seyredeceksin.
Toksik ilişki işte bu anlattığım metafor olan dönme dolabı gibidir. Partnerin bazen seni görmezden gelir, umursamaz, sen hemen stres olursun, üzülürsün, miden bulanır, sadece onu düşünürsün. Çünkü o an beyninde kortizol salgılanır. Kortizol stres hormonu olarak bilinir. Bu hormon salgılandığı zaman vücudun alarm moduna girer, beynin kortizol salgılandığı için “şu an tehlikedesin” diye vücudumuza sinyaller gönderir.
Partneriniz daha sonrasında size küçük bir özürle gelir, sarılır, affetmenizi bekler. İşte bu beklenmedik anda gelen sevgi, anında beynin dopamin salgılamasına sebep olur ve kendini inanılmaz bir şekilde mutlu hissedersin. Sanki hiç o dönme dolabından bir anda aşağıya inmeni unutmuş gibi…
Travma Bağı
Travma bağı acı ve sevginin iç içe geçtiği bir bağdır.
-
Travma bağı en güçlü bırakılması zor olan bağdır.
-
Travma bağı ilişkiden kopamamanıza neden olan bağdır.
-
Travma bağı ile çocukluğunuzda karşılaştıysanız size tanıdık gelen bir bağ olacaktır.
-
Travma bağı mantığınızı arka plana atmanıza sebep olacak bağdır.
Travma bağı toksik ilişkilerin temelini oluşturur. Toksik ilişkilerin vazgeçilmez olmasının nedeni bu bağdır. Bu bağ, ilişkiden kopmak isteyip de kopamamanıza neden olur çünkü acı ve sevginin bir arada olduğu kopması zor bir bağdır. Mantığınızı sizden uzaklaştırıp aynı zamanda bastırır.
Beynimiz o küçük mutlu anlarını abartılı şekilde kodlar. “Ama ben çok mutluydum o ilişkide” diye hatırlamanıza neden olur. Tıpkı dönme dolabından indiğinizde o aşağı düşmesini hatırlamayıp manzaranın aklınızda kalması gibi. Çünkü beynimiz kötü anıları bastırmaya, iyi anıları hatırlatmaya meyillidir. Siz “çok kavga ediyorduk” yerine “ama bana öyle bir sarılmıştı ki” diye hatırlarsınız.
Mantığınız bazen size “Gitmeliyim” dedirtir ama sonra travma bağı devreye girer ve “manzarayı bir daha göremeyeceksin” diye hatırlatır. Böylece siz yine o döngü içerisine girersiniz, sürekli dönme dolabında dönüp dolaşırsınız.
Beynin Oyunları
Toksik ilişkilerde kortizol ve dopamin hormonları o kadar güçlüdür ki, bu hormonlar bize “mutsuzluğu” ve “mutluluğu” öylesine güçlü verir ki beynimiz bu döngüyü çok gerçekçi sunar. Küçük mutluluklar büyük mutluluk gibi algılanır, mutsuzluk geri plana atılır ve mutlu anlarımız daha akılda kalıcı olur.
Biz duygularımızı, düşüncelerimizi yönettiğimizi düşünüyoruz ama aslında beynimizin oyunu içinde, kendi hissettiğimizi sandığımız dünyada yaşıyoruz.
Toksik ilişkide kortizol yükseldikten sonra dopamin devreye girerse, küçük sevgi anı yoğun bir mutluluk olarak kodlanır. Ancak bunlar kısa vadelidir ve sağlıklı bir ilişki dinamiği oluşturmaz.
Ödül ve Ceza
Küçük kazançlar bağımlılık yapar.
Tıpkı kumarda büyük ödülü bekleyip ne kaybettiğimizi görmezden gelmemiz gibi. Çünkü beynimiz büyük ödülü kazanacağımızı düşünür. Bu döngüyü pekiştiren şey ödül ve cezadır.
Toksik ilişkilerde de bu ödül-ceza sistemi vardır. Partnerimiz sürekli farklı duygular yaratır. Bazen kırıcı, sinirli ve bazen de sevgi doludur. İşte bu zıt duygular beynimizin ödül-ceza mekanizması sanmasını sağlar.
-
Kortizol = Ceza
Kortizol stres hormonu olarak bilinir. Partnerimizin bizde stres yaratan davranışları beynimizde “Bu bir ceza” olarak kodlanır. -
Dopamin = Ödül
Dopamin mutluluk hormonu olarak bilinir. Partnerimizin küçük bir özrü bile dopamin salgılanmasını sağlar. Beynimiz “Bu bir ödül” diyerek yoğun mutluluk yaşatır ve önceden salgılanan kortizolü bastırır. Böylece o duygusal döngüye bağlanmış oluruz.
Değişim Umudu
“Aslında biz mutluyduk, aslında o iyi biri” diyerek kişi kendini inandırmaya çalışır. Beklenmedik şekilde salgılanan dopamin, mantığımızı geri plana atar ve partnerimizin düzeleceğine inanmamıza neden olur.
Bu inancı kanıtlayan davranışlar olmasa bile, küçük olumlu hareketlere çok anlam yükleriz. Çünkü beynimiz küçük mutlulukları büyük mutluluk olarak kodlar ve biz bu değişim umuduna sarılırız.
Tanıdık Duygular
Toksik ilişkilerde yalnızca partnerimizin davranışları değil, geçmiş deneyimlerimiz de bu ilişkiye çekilmemize neden olabilir. Toksik bir ailede büyüdüyseniz toksik bir ilişkiye çekilme oranınız yüksektir. Çünkü beyin tanıdık olduğu duygulara yönelir. Tanıdık olan duygular güven verir, konfor sağlar.
Sağlıklı bir ilişki düşünelim. Sağlıklı ilişkide sürekli dopamin salgılanır ve mutluluk hissedersiniz. Ancak eğer siz küçüklüğünüzde toksik bir ailede büyüdüyseniz, bu mutluluk size sıkıcı gelebilir. Toksik ilişkide hissettiğiniz yoğun patlamaları özleyebilirsiniz. Sağlıklı ilişki size aynı hazzı vermez.
Bazen yabancı duygulara tanıdık olmak gerekir. Çünkü o duygular bize uzun süreli mutluluğu öğretir.


