Çarşamba, Şubat 25, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Sosyal Medyada Benlik Saygısı ve Onay İhtiyacı: Duygusal Düzenleme ve İlişkisel Dinamikler

Sosyal medya, bireylerin kendilerini ifade edebilme, ilişki kurabilme ve sosyalleşmeyi devam ettirebilme yöntemlerine farklı bir bakış açısı getirmiştir. Fakat bu dijital dünya, sadece iletişim kurma ve paylaşımın olmasından ziyade, kişinin kendilik algısı ve duygusal tecrübelerinin şekillenmesinde de psikolojik bir etki yaratmaktadır. Özellikle kendilik saygısı zayıf olan kişilerde, sosyal medyadaki ger dönütler sadece etkileşim olmayarak, bireyin kendisini değerli görüp görmediğine yönelik bir belirleyici de olmaktadır. Böylece, “Yeteri kadar beğenilebiliyor muyum?” veya “Görülebiliyor muyum?” gibi sorularla zamanla artış gösteren onay ihtiyacının gelişmesine sebep olmaktadır.

Klinik incelemeler ve araştırmalar, sosyal medyanın kişinin ruhsal iyiliğine dair etkisinin tek taraflı olmadığını vurgulamaktadır. Sosyal medya, bazı kişilerde etkileşim ve ait olma hissi verirken, bazı kişiler için kendilik saygısının çevresel geri dönütlere bağımlı olmasına ve duygusal gelgitlerin artmasına sebep olabilmektedir (Vogel vd., 2014).

Benlik Saygısı ve Dijital Kendilik

Benlik saygısı, kişinin kendine yönelik verdiği değer ve yeterliliğini fark etmesi demektir. Klinik psikolojide benlik saygısı, psikolojik dayanıklılık ve duygusal olarak dengede kalabilme olarak değerlendirilmektedir (Rosenberg, 1965). Sosyal medya uygulamaları ise kişinin kendini devamlı olarak başka kişilerle kıyaslayabildiği, tercih edilmiş ve düzenlenen bir kendilik algısı geliştirmelerine sebep olmaktadır.

Sosyal medya ortamlarında kişiler, genellikle idealize edilen benlik örnekleriyle karşılaşmaktadır. Her zaman mutlu, başarılı ve sosyal platformda görünürlüğü arttıran içerikler, özellikle de genç yetişkin grupların ilgisini çekerek kendilerinden üstün olan sosyal karşılaştırmaların artmasına katkıda bulunarak benlik saygısının düşmesine sebep olmaktadır (Fardouly & Vartanian, 2016). Klinik değerlendirmede, bu durum kişinin kendi yaşantısındaki tecrübelerinde yetersiz ve değersiz hissetmesine yol açmaktadır.

Onay İhtiyacı ve Çevresel Değer Algılaması

Onay ihtiyacı, kişinin kendini değerli görebilmesi ve hissetmesi için çevresel geri dönütlere çok yoğun bir şekilde ihtiyaç duymasıdır. Sosyal medya uygulamalarının beğeni, yorumlama ve takipçi arttırma üzerine verilen ölçülebilir geri dönütler, bu ihtiyacının görünürlüğünü ve ölçülebilirliğini arttırmaktadır. Böylece, kişinin kendilik değeri içsel değerlendirmeden değil de çevresel onay değerlendirmesiyle düzenlenmektedir (Nadkarni & Hofmann, 2012).

Klinik araştırmalarda, onay ihtiyacı yüksek olan kişilerin sosyal medya üzerinden aldığı olumsuz geri dönütlere yönelik çok daha hassas olabildikleri; etkileşimin yetersiz kaldığı durumlarda yoğun bir biçimde kaygı, yetersizlik, değersizlik ve utanma gibi duygularla karşı karşıya kaldıklarını vurgulamaktadır (Marino vd., 2018). Bu duygusal tepkilerle, zaman içerisinde sosyal medyadan kaçış veya da tam tersi aşırı derecede kullanımın artmasına yönelik durumlar görülebilmektedir.

Duygusal Düzenleme ve Sosyal Medya

Sosyal medya, bazı kişiler için duygusal düzenleme olarak da kendini gösterebilir Yalnızlık, can sıkıntısı veya olumsuz duygularla baş edebilmek için sosyal medyada geçirilen zaman kısa süreli olarak rahatlatabilmektedir. Fakat bu durum, uzun süreli olarak duyguları bastırmaya ve işlevsel olmayan baş etme yöntemlerine sebep olmaktadır (Kross vd., 2013).

Benlik saygısı zayıf olan kişilerde, sosyal medyadaki geri dönütler duygusal durumunu hızlı bir şekilde etkileyebilmektedir. Beğenilerindeki artış veya düşüşlerde en küçük farklar bile ruh halinde görünür derecede değişimlere sebep olabilmektedir. Böylece, duyguların çevresel faktörlere aşırı bağımlılığı artmakta ve içsel düzenleme becerisi de zayıflamaktadır.

Klinik İnceleme ve Terapötik Yaklaşım

Klinik açıdan sosyal medya kullanımı, kişinin benlik algısı ve onay ihtiyacı açısından değerlendirilmektedir. Sosyal medya davranışları, genellikle kişinin ilişkisel ihtiyaçları, bağlanma örüntüleri ve kendilik algısıyla ilgili ipuçlarını içermektedir. Özellikle erken dönem yaşantılarında koşullu kabul edilen kişilerde, sosyal medyadaki onay bu eksikliği tamamlamaya yönelik olmaktadır.

Psikoterapi sürecinde, kişinin sosyal medya ile nasıl bir ilişki kurduğunun farkındalığı; hangi paylaşım içeriğinin hangi duygusal ihtiyacın beslenmesine sebebiyet verdiğinin anlamlandırılması, kendilik algısı nın içsel ve sürdürebilir düzeyde yapılandırılmasını sağlamaya yönelik olması amaçlanmaktadır. Bu süreç içerisinde, kişinin değer algısını sadece görünür olma ve onay ihtiyacı olarak değerlendirmeyerek, psikolojik esnekliliğin artmasına yardımcı olmaktadır.

Sonuç ve Öneriler

Sosyal medya, modern yaşantımızın vazgeçilmezi olmuş olsa da kişinin kendilik algısı ve onay ihtiyacına olan etkileri de göz ardı edilmemelidir. Özellikle kendilik algısı çevresel geri dönütlere bağımlı olduğunda, sosyal medya psikolojik kırılganlık ların derinlerine temas edebilir. Bu sebeple sosyal medya kullanımı sadece zaman veya sık kullanım değil de kişinin duygusal ve bilişsel tarafıyla da ilişkilendirilmektedir.

Bireylerin sosyal medya üzerinden deneyimledikleri duygusal tepkilerin fark edilmesi, benlik değerlerini hangi içeriklerden besleyebildiklerini sorgulamalarında ve içsel onay kalkanlarının güçlenmesinde, ruhsal iyilik hali için koruyucu olabilir. Gerektiğinde psikolojik destek almak, kendilik saygısının sağlıklı ve dengeli bir şekilde yeniden düzenlenmesine yardımcı olabilmektedir.

Kaynakça

Fardouly, J., & Vartanian, L. R. (2016). Social media and body image concerns: Current research and future directions. Current Opinion in Psychology, 9, 1–5.

Kross, E., Verduyn, P., Demiralp, E., Park, J., Lee, D. S., Lin, N., … Ybarra, O. (2013). Facebook use predicts declines in subjective well-being in young adults. PLoS ONE, 8(8), e69841.

Marino, C., Gini, G., Vieno, A., & Spada, M. M. (2018). A comprehensive meta-analysis on problematic Facebook use. Human Behavior and Emerging Technologies, 1(1), 1–14.

Nadkarni, A., & Hofmann, S. G. (2012). Why do people use Facebook? Personality and Individual Differences, 52(3), 243–249.

Rosenberg, M. (1965). Society and the adolescent self-image. Princeton, NJ: Princeton University Press.

Vogel, E. A., Rose, J. P., Roberts, L. R., & Eckles, K. (2014). Social comparison, social media, and self-esteem. Psychology of Popular Media Culture, 3(4), 206–222.

Emine Ocakbeği
Emine Ocakbeği
Psikolog Emine Ocakbeği, Üsküdar Üniversitesi Psikoloji Lisans Programı’ndan mezun olmuş, Klinik Psikoloji alanındaki yüksek lisans eğitimine İstanbul Okan Üniversitesi’nde devam etmektedir. Eğitim süreci boyunca çocuk, ergen ve yetişkinlerle çalıştığı çeşitli kurumlarda deneyimler edinmiş; her bireyin yaşam öyküsünün kendine özgü bir anlam taşıdığını gözlemlemiştir. Şu anda çocuk, ergen ve yetişkinlerle psikoterapi sürecini yürütmekte; duygu düzenleme, öz şefkat, ilişkisel farkındalık ve yaşam doyumu gibi alanlarda bireysel gelişimi destekleyen çalışmalar yapmaktadır. Emine Ocakbeği, her insanın içinde iyileşme ve yeniden başlama gücü olduğuna inanmaktadır. Terapi sürecini; bireyin kendini yeniden keşfettiği, duygularını anlamlandırdığı ve yaşamına daha sağlıklı bir denge kazandırdığı bir alan olarak görmektedir. Amacı, danışanlarının kendilerini daha derinlemesine tanımalarına, içsel kaynaklarıyla yeniden bağ kurmalarına ve yaşamlarında kalıcı bir dönüşüm yaratmalarına destek olmaktır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar