Gaipten fısıltılar duyduğunuzu hayal edin veya kulaklarınızda hiç bitmeyen bir çınlama olduğunu düşünün. Kulaklarınızı tırmalayan zil seslerini ne yaparsanız yapın susturamadığınızı, en kötüsü de sizin içsel mücadelenizi anlayamayan diğer insanlar tarafından “garip” veya “tuhaf” gözüyle bakıldığınızı (şizofreni hastalarının %75’i yoğun damgalamaya maruz kalmaktadır) (Wang vd. 2025) düşünün. Bırakın hayal ettiğiniz işi yapmayı, potansiyelinizin çok altındaki bir işe bile bu durumdan dolayı giremediğinizi (2004’de yapılmış büyük ölçekli bir derleme çalışmasına göre şizofreni hastalarının sadece %10-20 kadarı düzenli bir işe sahiptir) (Marwaha ve Johnson, 2004) hayal edin. Sizi sadece hasta değil, gerçeklikten kopmuş, güvenilmez biri olarak gören bir toplumda yaşadığınızı düşünün. Dünyada her 345 kişiden 1’i, şizofreni tanısı almış olup bahsettiğimiz şartlara benzer koşullar altında yaşamaktadır (Dünya Sağlık Örgütü, 2025). Bu yazıda bir farkındalık yaratmak amacıyla şizofreninin nasıl tanımlandığı, tanılandığı ve belirtilerinden bahsedilecek; olası sebepleri ve tedavi yöntemleri vurgulanacaktır.
Şizofreni Nedir?
Şizofreni, temelde gerçeklik algısının bozulması ile ilişkili pozitif (psikotik), negatif, bilişsel ve davranışsal belirtiler ile tanımlanan karmaşık bir psikiyatrik hastalıktır. Etimolojik olarak şizofreni, Yunancada kırılmak, bölünmek anlamına gelen “schizein” ile (σχίζειν) akıl, huy anlamındaki “phrēn” (φρήν) kelimelerinin birleşmesiyle “zihnin kırılması” anlamına gelmektedir. Şizofreni, ilk kez Kraepelin tarafından “dementia praecox” (erken bunama) klinik bir tablo içerisinde ele alınmış olup, “şizofreni” adıyla ilk kez 1911 yılında Bleuler tarafından tanımlanmıştır (Karagülleoğlu ve Çarhan, 2021). Şizofreni kavramsallaştırması, son yüzyıl içinde önemli değişiklikler göstermiştir (Tandon ve Maj, 2008).
Şizofreni Tanısı
DSM-5’e göre şizofreni tanısı şu kriterler altında konur:
- Belirtilerden en az ikisi en az 1 ay süre ile görülmeli, 2. veya 3. belirtiler mevcut olmalı:
- Hezeyan (sanrı-delüzyon)
- Varsanı (halüsinasyon)
- Disorganize konuşma ve düşünce (enkoherans veya konu dışı konuşmalar)
- İleri derecede dezorganize ya da katatonik davranış
- Negatif belirtiler: duygusal küntlük, aloji (konuşma azlığı, konuşma içeriği güçsüzlüğü), anhedoni (zevk alamama) ya da avolisyon (motivasyon eksikliği)
- Sosyal/iş işlevselliğinde bozulma
- Bozukluk, 1 ayında A ölçütündeki belirtilerin aktif bir şekilde mevcut olduğu en az 6 ay süresince devam etmeli, bunun öncesindeki (prodromal) ve sonrasındaki (rezidüel) belirtilerin daha hafif veya sadece negatif belirtiler şeklinde görüldüğü dönemleri kapsamalıdır.
Şizofreni Belirtileri: Pozitif (Psikotik) Belirtiler
Temelde “gerçeklik testi” (reality testing) işlevselliğinde bozulma ile karakterize sanrılar (delüzyonlar) ve varsanılar (halüsinasyonlar) pozitif belirtileri oluşturmaktadır. Sanrılar, kişinin mantıksal olarak aksi kanıtlanmasına rağmen, gerçekliğe dair aşırı katı ve gerçek olmayan tutum/inançlarıdır (kültürel ve dini normlardan bağımsız) (Fariba ve Fawzy, 2022). Kişinin kendisinin peygamber olduğuna inanması (grandiyöz sanrısı), zarar verilmek için takip edildiğine veya kendisine karşı komplo kurulduğuna inanması (perseküsyon sanrısı, en yaygın sanrı türüdür), televizyondaki reklamlar veya sokaktaki tabelalar gibi ondan bağımsız şeylerin kendisine dair özel mesajlar içerdiğine inanması (referans sanrısı) ve zihninin doğaüstü varlıklar tarafından kontrol edildiği ve yönlendirildiğine inanması (kontrol edilme sanrısı) gibi sanrılar, en yaygın karşılaşılan türlerdir.
Varsanılar, gerçekte var olmayan nesnelerin (ses, tat, koku ve görsel uyaranlar) kişinin zihni tarafından gerçekmiş gibi algılanmasıdır. En sık karşılaşılan varsanılar, işitsel halüsinasyonlardır (Tandon vd. 2009). Gaipten zil sesleri, kulak çınlaması, fısıltılar, mırıldamalar, uğultular duymak (parakuzi/paracusis) daha yaygın işitsel halüsinasyonlar arasında yer alır. Ayrıca, kişinin kendi düşüncelerinin yankılandığını duyması veya aktif olarak kişi ile konuşan, onu yönlendiren ve “vesvese” misali ona kötü şeyler yapmasını emreden sesler de karşılaşılan işitsel varsanılardandır (Tandon vd. 2009).
Varsanılar şizofreninin temel semptomlarından olsa da, psikoz kapsamında diğer psikiyatrik rahatsızlıkların bir parçası olarak da görülebilmektedir. 2007’de yapılmış bir çalışmaya göre, şizofreni tanısı alanlarda %75, manik depresyon tanısı almış kişilerde %20-50 ve TSSB (Travma Sonrası Stres Bozukluğu) tanısı alanlarda %40 oranına kadar işitsel halüsinasyonlar görülebilmektedir (Choong vd. 2007).
Şizofreni Belirtileri: Negatif (Affektif/Duygudurum) Belirtiler
Şizofrenide negatif belirtiler, genel olarak duygusal ve motivasyonel işlevlerde bozulmalar ile ilişkilidir (Tandon vd. 2009). Duyguları hissetme ve ifade etme sorunları; avolisyon (motivasyonsuzluk), anhedoni (zevk alamama), aloji (fakir konuşma içeriği, iletişime dair düşük ilgi) ve apati (ilgisizlik, kayıtsızlık) gibi belirtiler sık gözlemlenen durumlardır (Tandon vd. 2009; Crow, 1980; Andreasen, 1982; Carpenter vd. 1988). Avolisyon, kişinin basit görevleri başlatmada, sürdürmede ve bitirmede yaşadığı zorluklarla açıklanabilir: ev işlerini aşırı derecede aksatmak, kişisel hijyeni ihmal etmek, yataktan kalkmaya bile zorlanmak avolisyon örnekleridir. Anhedoni, kişinin bir zamanlar zevk aldığı aktivitelerden bile hiçbir zevk almaması ile ilişkilidir. Aloji, konuşmalara dair ilgisizlik ve konuşma içeriğinde küntlük ile ilişkilidir.
Negatif belirtilerin tanımlanmasında, birincil ve ikincil belirtiler olup olmadıklarının saptanması büyük önem taşır. Zira bu belirtiler, bir şizofreni tanısı almanın getirdiği olumsuzlukların (işsizlik, sosyal işlevde bozulma, fakirlik vb.), antipsikotik ilaç kullanımının yan etkilerinin, nöroleptik tedavinin veya çevresel izolasyonun sonuçları olarak da gelişmiş olabilir (Tandon vd. 2009). Negatif belirtiler, bu durumların sonucu olarak geliştiyse ikincil belirtiler olarak adlandırılır.
Şizofreni Belirtileri: Disorganize Düşünce ve Konuşma
Doğal, mantıksal ve hedef-yönelimli düşünme sürecinde esasen “formal düşünce bozukluğu” başlığı altında tanımlanan bozulmalar ve sapmalar, disorganize düşünce ve konuşmada temel teşkil eder. Bilişsel işlevlerde bozulmanın temel teşkil ettiği ve bizar düşünce içeriğinin mevcut olduğu aloji, kelime salatası (word salad), konuşmaların seyrini takip edememe ve bir konuşmayı sürdürememe gibi belirtiler, düşünme bozukluğuna işaret eder. Düşünme bozuklukları pozitif ve negatif olarak ayrılmaktadır. Negatif düşünme bozukluğu daha çok fakir düşünce içeriği ile ilişkilidir (Andreasen, 1979; Tandon vd. 2009). Pozitif düşünme bozukluğunda neolojizm (sıradışı, yeni kelimeler kullanma: örneğin kol saatine “zaman tutacağı” demek), kelime salatası (birbiri ile ilişkisiz kelimeleri ilişkiliymiş gibi kullanma) ve “düşünce rayından çıkması” (derailment, konuşma sırasında konudan konuya atlama ve konuşmanın seyrinden kopma) sıklıkla görülmektedir (Tandon vd. 2009).
Şizofreninin Etiyolojisi
Şizofreninin sebeplerinin, temelde kalıtsal ve genetik olduğu düşünülmektedir. İkiz ve aile çalışmaları, şizofreni riskinin %80’ini genetik faktörlerin oluşturduğunu göstermektedir (Hany ve Rizvi, 2024; Marder ve Cannon, 2019). Öte yandan, tek yumurta ikiz çalışmalarında ikizler arasında %40 civarında farklılık oranı görülmesi, genetik faktörlerin yanında çevresel etkenlerin de önemli olduğunu göstermektedir (Hany ve Rizvi, 2024). Şizofreni, sinir sistemlerinde yapısal ve işlevsel anormallikler ile ilişkilidir. Lateral damarlarda genişleme, özellikle hipokamüste olmak üzere beyindeki gri madde hacminde azalma (Marder ve Cannon, 2019), serebral asimetride farklılıklar ve beyaz madde yolaklarında yapısal farklılıklar, yapısal anormalliklere temel teşkil etmektedir (Keshavan vd. 2008). PET (pozitron emisyon tomografisi) ve FMRI kullanan çalışmalara göre, şizofreni hastalarında hypothalamus, paralimbik bölgeler, striatal ve thalamic çekirdeklerde (nuclei) yüksek aktivite; sol temporal bölge işlevinde ise eksiklikler gözlemlenmiştir (Waters ve Fernyhough, 2017; Miotto vd. 2010; Thakur ve Gupta, 2023). Bunun yanı sıra, özellikle temporal yapı hacimlerinde küçülme (glutamaterjik transmisyonda bozulmanın, özellikle glutamat reseptörlerinde işlev kaybının, psikozların etiyolojisinde temel olduğu vurgulanmıştır) (Thakur ve Gupta, 2023).
Şizofreni: Tedavi Mümkün mü?
APA (American Psychiatry Association), şizofreninin tedavisinde antipsikotik ilaç kullanımı önermektedir. İlaç kullanımının esas amacı, özellikle psikotik belirtilerin yoğunluğunu azaltmak, hastane yatışını engellemek ve hastaya işlevselliğini geri kazandırmak olarak açıklanmaktadır (Ceraso vd. 2020). Ancak, antipsikotik ilaçların birçok yan etkisi bulunmaktadır. Özellikle hastalara yaygın olarak reçete edilen ikinci nesil antipsikotik ilaçlar olan Olanzapine (Zalasta, Zyprexa, Zypadhera vb.) ve Clozapine (Zaponex, Clozaril vb.), metabolik sendrom riski ile ilişkilidir (birinci nesil antipsikotiklere göre daha az yan etkileri olsa da) (Kishimoto vd. 2019). Yüksek nöbet riski, miyokardit (Van Alphen vd. 2022), gastrointestinal hipomobilite ve sindirim sorunları (Tomulescu vd. 2021) gibi yan etkiler de mevcuttur. Bu nedenle, ilaç tedavisinin yanında psikososyal müdahale büyük önem taşımaktadır. Psikoeğitim, aile müdahaleleri, sosyal beceri kazanımını kapsayan bilişsel davranış


