Bu cümleyi zamanında defalarca duydum, anlamaya çalıştım ancak içselleştiremedim. On ay boyunca her gün bana çalışmamı söyleyen yetişkinlerin birden 180 derece dönerek bu cümleleri kurmaları gerçekçi gelmiyordu. Ne dediklerini anladığımda üniversitedeydim ve işime yarayacak zaman geçmişti. Şimdi bu cümleyi kurma sırasını devraldığıma göre, bu yetişkinler neyi kastetti acaba? Gelin birlikte bakalım.
Neden Gerçekçi Değil?
Küçükken, üniversite sınavına hazırlandığımız dönemin en önemli özelliklerinden biri, seçimlerimizin çoğunlukla bize ait olmaması ya da büyük ölçüde ebeveynlerimizden etkilenmesidir. Tamamen kontrolünde olduğumuz bir hayatı hayal etmek bu sebeple zor olabilir. Çünkü beyin, yeni verileri daha önce yaşadığı durumlarla oluşturduğu şemalara oturtmaya çalışır. Bu durumdaki çocuğa “Sınav seni tanımlamıyor.” demek gerçekçi hissettirmez. Çünkü ebeveynleri tarafından kontrol edilen bir çocuğa ileride gideceği üniversitenin şartlarını kontrol etmeyeceğine ikna etmek zordur. Hele ki bütün bir yıl boyunca öğretmenleri ve ebeveynleri tarafından tersine ikna edilmeye çalışılmışken, bu cümlenin çocuğa geçmesini istemek gerçekçi değildir.
“İyi bir yere gelmek için tek şansın bu sınav değil”
Ancak bu cümle yanlış değil. Peki, bu cümleyi karşı tarafa nasıl iletebiliriz? “Geleceğinle alakalı yapabileceğin tek şey bu sınav değildi.” veya “İyi bir yere gelmek için tek şansın bu sınav değildi.” Hepimiz üniversiteye geçince gördük ki, katıldığımız topluluklar, bölüm dernekleri, stajlar gibi birçok faktör kişinin geleceğini etkiliyor. Hatta birçok genç, iyi bölümleri kazandıktan sonra oradaki herkesin kendisi kadar çalışkan olduğunu fark ettiğinde, daha öne çıkmak için kendini geliştirmeye devam etmesi gerektiğini anlıyor ve zorlanıyor. Hayatta yapılan hataların telafisi olabileceğini ve kişinin gereken çabayı gösterdiğinde sınavdan sonrasında da istediği yere gelebileceğini göstermek ve anlatmak gerekiyor. Peki, bu konuşma sadece sınav sonrasında mı yapılmalı?
Neden Bu Cümlelerden Kaçınılıyor?
Bu cümlelerin birer cümleden çok tutum olması gerektiğine inanıyorum. Bir çocuğu çalıştırmak için korku ya da utandırmanın kullanılması, uzun vadede işe yaramayacağını anlamak için profesyonel olmaya gerek yok. Ancak bu, defalarca tekrarlanan bir hata. Ne yazık ki sadece ebeveynler değil, eğitimcilerin de yaptığı bir hata. Sınavda yeterince yapamadığı takdirde telafi edebilme şansının anlatılmasının çocuğun çalışma motivasyonunu azaltacağı inancı, ebeveynlerde olduğu gibi eğitimcilerde de mevcut. Çocukların, tabiri caizse “yarış atı” gibi görülüp duygularından çok netleri ile tanımlanması durumu günümüzde bile devam etmekte. Sanki bütün yıl o şekilde davranılmamışçasına sınav sonrasında yapılan “Sınav seni tanımlamıyor.” tarzı teselliler ise gerçekçi değil.
Sorun Sadece Cümlelerde mi?
Aslında bu durum, çocuğun hayatı boyunca yapılması gereken bir şeyin devamı niteliğinde denebilir. Sorumluluk kavramı öğretilmeden sınav çağına gelen çocukların birden düzenli bir şekilde çalışmasını beklemek gerçekçi değil. Kurallar, sorumluluklar ve yaptırımlar öğretilmeden sınav çağına gelmiş çocukların sınava neden çalışmaları gerektiğini anlaması ve uygulaması oldukça zor. Bu sebeple korku yoluna başvurmak kaçınılmaz hale geliyor. Ancak uzun vadede bu da işe yarayan bir yöntem olmuyor. Çünkü yaptırım görmemiş bir çocuk, korku ile de motive olmuyor. Sonuç olarak, her aşamasında işe yaramayan bir döngünün nesillerce uygulanması söz konusu oluyor.
Çocuklarımız geleceğimizdir ve hayat başarılarından çok daha fazlasını ifade eder. Çocuklara bu cümleleri birden kurmaya başlamak yerine, bu fikri aşılamak gerekiyor. Çalışmaları gerektiği, çünkü çalıştıkları takdirde daha iyi okullarda istedikleri şartlara daha kolay ulaşabilecekleri anlatılmalı. Ancak her zaman, yalnızca sınavdan sonra ya da bir gün önce değil, ikinci, üçüncü hatta dördüncü şanslarının bile olabileceği ve istediklerine ulaşmanın birden fazla yolu olduğu da belirtilmelidir.


