Pazar, Mayıs 3, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Sevilince Kaçanlar ve Sevilmeye Çalışanlar: Aynı İlişkide İki Farklı Gerçek

Yakınlık Korkusu mu, Yanlış Anlaşılma mı? İlişkilerde Görünmeyen Döngü

Bazı ilişkiler vardır; her şey var gibidir ama bir şey hep eksiktir. Bir taraf yaklaşır, diğeri geri çekilir. Biri daha çok anlamaya çalışır, diğeri daha az anlatır. Ve zamanla ikisi de aynı duyguda buluşur: “Anlaşılmıyorum.”

Dışarıdan bakıldığında bu ilişki çoğu zaman şöyle yorumlanır:
“Biri çok seviyor, diğeri umursamıyor.”

Oysa çoğu zaman gerçek bu kadar basit değildir. Bazen biri sevilirken kaçar, diğeri sevilmeye çalışırken yorulur. Ve aslında ikisi de ilişkiyi kaybetmek istemez; sadece ilişkiyi farklı şekillerde yaşar.

Duygusal Mesafe: İlgisizlik mi, Korunma mı?

İlişkilerde mesafe çoğu zaman “ilgisizlik” olarak yorumlanır. Ancak her geri çekilme, duygunun yokluğu anlamına gelmez. Bazı insanlar için yakınlık:

  • Yoğunluk
  • Kontrol kaybı
  • Ve incinme ihtimali

anlamına gelir.

Bu yüzden geri çekilme çoğu zaman bir tercih değil, öğrenilmiş bir korunma biçimidir. Kişi uzaklaşmak istediği için değil, yakın kalmak zor geldiği için mesafe koyar.

İki Taraf, İki Farklı İçsel Deneyim

Bu tür ilişkilerde en kritik nokta şudur: Aynı ilişki, iki kişi tarafından tamamen farklı yaşanır.

Sevilince kaçan tarafın iç dünyası:

  • “Yakınlık arttıkça bunalmaya başlıyorum.”
  • “Kendimi kaybedecekmişim gibi hissediyorum.”
  • “Biraz uzaklaşmazsam kontrolü kaybedeceğim.”

Sevilmeye çalışan tarafın iç dünyası:

  • “Neden uzaklaştı?”
  • “Bir şey mi yanlış yaptım?”
  • “Daha çok çaba gösterirsem düzelir mi?”

Ve burada görünmeyen bir duygusal döngü başlar.

İlişkinin Sessiz Döngüsü

Bu ilişkilerin çoğunda benzer bir döngü vardır:

Biri yaklaşır → diğeri uzaklaşır
Biri daha çok yaklaşır → diğeri daha çok uzaklaşır

Bu döngü, iki tarafın da aslında aynı ihtiyaca sahip olmasına rağmen oluşur: bağ kurmak. Ama bunu yapma yolları farklıdır. Biri kendini korumaya çalışırken, diğeri ilişkiyi korumaya çalışır. Ve bu iki çaba, fark edilmediğinde birbirine zarar verir.

Narsisizm mi, Yakınlık Korkusu mu?

Bu noktada en sık yapılan yorumlardan biri şudur:
“Karşımdaki kişi narsist.”

Evet, bazı ilişkilerde gerçekten narsistik örüntüler olabilir. Ancak her geri çekilme narsisizm değildir. Aradaki farkı anlamak önemlidir:

Narsistik örüntüde:

  • Empati düşüktür
  • Karşı tarafın duyguları ikincildir
  • İlişki çoğu zaman güç dengesi üzerinden kurulur

Yakınlıktan kaçınmada ise:

  • Duygular vardır ama yönetilemez
  • Yakınlık arttıkça kaygı artar
  • Geri çekilme, üstünlük kurmak için değil; rahatlamak içindir

Bazen kaçış, güç göstergesi değil; baş edememe halidir.

Bu ayrım yapılmadığında, kişi yanlış bir çerçevede anlamlandırılır ve ilişki daha da karmaşık hale gelir.

Bağlanma Perspektifi: Yaklaşan ve Kaçan

Psikolojik olarak bu dinamik çoğu zaman bağlanma örüntüleriyle ilişkilidir.

Yaklaşan taraf (kaygılı bağlanma eğilimi):

  • Yakınlık ihtiyacı yüksektir
  • Belirsizliğe tahammülü düşüktür
  • Mesafeyi tehdit olarak algılar

Kaçan taraf (kaçınan bağlanma eğilimi):

  • Yakınlık arttıkça geri çekilir
  • Bağımsızlığı korumaya çalışır
  • Duygusal yoğunlukta zorlanır

Bu iki yapı bir araya geldiğinde, ilişki bir “çekim–itme” sistemine dönüşebilir.

İlişkide Nasıl Hissedilir?

Bu dinamiğin içinde olan kişiler genellikle şunu söyler:

  • “Her şey iyiyken bir anda uzaklaşıyor.”
  • “Yaklaşınca kaçıyor, uzaklaşınca geliyor.”
  • “Ne istediğini anlayamıyorum.”

Karşı taraf ise çoğu zaman bunu şöyle yaşar:

  • “Üzerime çok geliniyor.”
  • “Kendime alan bulamıyorum.”
  • “Biraz nefes almam gerekiyor.”

İki taraf da haklıdır, ama aynı dili konuşmuyorlardır.

Bu Döngü Kırılabilir Mi?

Evet, ama kendiliğinden değil. Bu döngünün değişmesi için ilk adım: farkındalık.

Kişinin kendi rolünü görmesi gerekir:

  • Yaklaşan taraf: “Ben neden bu kadar yoğunlaşıyorum?”
  • Kaçan taraf: “Ben neden yakınlıkta zorlanıyorum?”

Bu farkındalık oluşmadan yapılan her çaba, döngüyü tekrar üretir.

İkinci adım ise:

  • Daha açık iletişim
  • Duyguların yargısız ifade edilmesi
  • Ve gerektiğinde profesyonel destek

Çünkü bu dinamik çoğu zaman sadece bugüne ait değildir. Geçmiş deneyimlerin bugüne taşınmış halidir.

Sonuç

Aslında olan şudur: Bazı ilişkilerde sorun, sevginin azlığı değildir; sevginin nasıl yaşandığıdır. Biri yakınlaşarak sever, diğeri mesafe koyarak kendini korur. Ve bu fark anlaşılmadığında iki taraf da yalnız hisseder.

Belki de mesele şunu sormak değildir:
“Kim daha çok seviyor?”

Belki de asıl soru şudur:
“Sevgi ikimiz için neden bu kadar farklı hissettiriyor?”

Çünkü bazen biri sevilirken kaçar, diğeri sevilmeye çalışırken yorulur. Ve gerçek yakınlık, ancak bu iki dünyanın birbirini anlamaya başladığı yerde mümkündür.

Özlem Ödemiş
Özlem Ödemiş
Lisans eğitimini İstanbul Arel Üniversitesi Psikoloji bölümünde, Klinik Psikoloji yüksek lisansını ise Kıbrıs Yakındoğu Üniversitesi’nde tamamlayan Özlem Ödemiş, “Üniversite Öğrencilerinin Duygusal Zeka Düzeyi İle Öfke İfade Stilleri ve Depresyon Düzeyi Arasındaki İlişkinin İncelenmesi” başlıklı teziyle akademik çalışmalarını derinleştirmiştir. Psikoterapi alanında çocuk, ergen, yetişkin ve çift terapilerine odaklanan Özlem, terapi seanslarını çevrimiçi olarak sürdürmektedir. AMATEM, rehabilitasyon merkezleri, devlet hastanesi psikolog kliniği ve rehberlik. hizmetlerinde edindiği deneyimlerle danışanlarına bütüncül ve profesyonel bir yaklaşım sunmaktadır. Bilimsel bilgiyi duygusal bir dille ifade etmeyi seven Özlem, yazılarında samimi ve anlaşılır bir üslubu tercih eder. Doğayı ve sessizliği seven, sınırlarını korumaya özen gösteren ve profesyonel kimliğinin yanı sıra hayata dair gözlemleriyle de dikkat çeken Özlem, Psychology Times dergisinde köşe yazarlığı yaparak geniş kitlelere ulaşmayı hedeflemektedir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar