Cumartesi, Şubat 21, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Sessiz Öfke Gölgesinde Ebeveynlik

Pasif Agresif Davranış Nedir?

Pasif agresif saldırganlıkta kişi içinde yaşadığı yoğun öfkeyi bağırarak, saldırgan sözler söyleyerek ifade etmek yerine dışarıdan bakıldığında daha doğru ve sorunsuz gibi görünen bir davranışın arkasına saklar. Davranış doğru ama niyet saldırganlıktır. Açık saldırganlığa benzer olarak pasif saldırganlık da öfkeyle ilişkilidir.

Kişi pasif agresif davranış sergilediğinde bu, başkaları tarafından fark edilince “yanlış anladın”, “abartıyorsun”, “çok meşguldüm, kafam karıştı” gibi söylemlerle gizlenir ya da inkâr edilir. Böylece kişi toplumda dışlanmamış olur; çünkü doğrudan saldırganlık gösteremez.

Kişilik özellikleri pasif agresif davranışlar için belirleyici bir öneme sahiptir. Yumuşak başlı, dışa dönük, duygusal düzenleme becerisine sahip, uyumlu kişilerin bu tür davranışları daha az sergilediği; buna karşılık içe dönük, nevrotik, sert mizaçlı kişilerin daha yüksek pasif agresif davranış eğiliminde olduğu ifade edilebilir.

Pasif Agresif Ebeveynlik

Pasif agresif ebeveynlik, ebeveynin öfkesini ve sınır ihtiyacını çocuğa doğrudan ifade edemeyip örtük davranışlarla yansıtmasıdır. Çocuk yemekten sonra dişlerini fırçalamaz. Pasif agresif örüntüde ebeveyn çocuğa “tamam fırçalama, sen nasıl istersen” diyerek az konuşmayı ve mesafeli durmayı tercih eder. Ebeveyn bu sırada çocuğa sesini yükseltmez, ceza vermez.

Bunu fark eden çocuk neyin yanlış olduğunu anlamlandıramaz. Ebeveyn açıkça sınır koyamadığı için çocuk sınırı ihlal ettiğinin farkına varmakta zorlanır. Ebeveynin ruh hâline göre hareket etmeye başlayan çocuk, kızgınlığını ve isteklerini doğrudan ifade edememeyi öğrenir. Aynı zamanda “yanlış bir şey mi yapıyorum?” düşüncesiyle suçluluk hissi geliştirerek duygularını dolaylı yoldan ifade etmeye başlar.

Ebeveyn, öfkesini açıkça ifade etmek yerine çocuğun ihtiyaçlarını görmezden gelerek ya da ihtiyaçlarına geç cevap vererek pasif agresif tutumlar sergiler. Bu durumda ebeveynle duygusal iletişim kuramayan çocuk, yeterince sevilmediğini ya da önemsenmediğini düşünebilir. Bu süreç, açık bir reddediş olmadan geliştiği için çocukta derin bir duygusal ihmal algısı yaratabilir.

Bağlanma Üzerindeki Etkileri

Çocuğa uyumlu ve tutarlı yaklaşmakta zorlanan ebeveyn, kaygılı bağlanma eğilimini güçlendirebilir. Buna karşılık, duygularını bastırarak yakınlıktan kaçmayı öğrenen çocukta, duygusal ihtiyaçlarını geri plana iterek kaçıngan bağlanma örüntüsü gelişebilir. Kaygılı ve kaçıngan bağlanma biçimleri, bireyin çatışma ve yakınlık tutumlarıyla yakından ilişkilidir.

Pasif agresif ebeveyn ile yetişen bireyler, yetişkinlik döneminde ilişkilerinde benzer iletişim biçimlerini farkında olmadan tekrar ederler. Duygularını açıkça ifade etmek ya da sınır koymak yerine sessiz kalma, görmezden gelme, iğneleyici ve suçluluk yaratıcı ifadeler gibi davranışları ilişkilerinde kullanırlar. Birey çatışmaya girmiyor gibi görünse de bastırılan öfke ilişkide gerilim yaratır. Çocukluktan gelen pasif agresif davranış örüntüsü, yetişkinlikte de tekrar eden bir bağlanma örüntüsü hâline gelir.

Pasif Agresif Ebeveynlikte Bağı Onarmak Mümkün mü?

Ebeveyn ile çocuk arasındaki bağ, pasif agresif tutumlar nedeniyle zarar gördüğünde onarılabilir. Onarım süreci suçluluk içeren ifadelerle değil, farkında olan ve sorumluluk alan bir ebeveyn tutumuyla gerçekleşir. Ebeveynin “Kötü bir anne babayım, sana hep kötü davrandım, özür dilerim” gibi suçluluk içeren cümleleri çocuğun duygusal yükünü artırır. Bu tür ifadeler, ebeveynin kendi duygusunu çocuğa taşımasına ve çocuğun ebeveyni teselli etmek zorunda hissetmesine neden olur.

Bağı yeniden kurma sürecinde ebeveynin açıklamayı kısa, net ve çocuğun yaşına uygun tutması; kendi duygusunun sorumluluğunu üstlenmesi önemlidir. Ebeveyn, ilişkinin güvende ve kalıcı olduğunu davranışlarıyla yansıtmalıdır.

Bu noktada ebeveynin dikkat etmesi gereken bazı temel unsurlar vardır. Öncelikle sınırların açık ve tutarlı biçimde konulması, çocuğun kendini güvende hissetmesini sağlar. Ebeveynin duygusunun adını koyması önemlidir. “Bu duruma kızdım” ya da “Şu an çok üzüldüm” gibi ifadeler, çocuk için ilişkideki belirsizliği azaltır.

Ayrıca ebeveynin duygusal olarak ulaşılabilir olması gerekir. “Şu an çok kızgınım, sakinleşince konuşacağız” gibi ifadeler, hem sınır çizer hem de ilişkinin devam ettiğini çocuğa hissettirir.

Değişimin Başlangıç Noktası: Ebeveyn İç Görüsü

Ebeveynlikte dönüşümün ilk adımı duygusal farkındalıktır. Öfkeyi kabul etmek değişimin başlangıç noktasını oluşturur. İkinci adım, doğrudan ve açık iletişim kurabilmektir. Son olarak ise söylenenlerle davranışların birbiriyle uyumlu olması, yani ebeveynin tutarlı bir tutum sergilemesi, çocuğun güven duygusunu yeniden inşa eder.

Kaynakça

Şat, A. (2018). Çalışanlarda örgütsel pasif-agresif davranışların yordayıcısı olarak yönetim tarzları algısı, örgütsel adalet algısı ve kişilik (Doktora tezi). Erciyes Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Endüstri ve Örgüt Psikolojisi Anabilim Dalı, Kayseri.

Nicholson, B., & Parker, L. (2023). Kalpten bağlı: Bağlanma temelli ebeveynlik eşliğinde şefkatle çocuk yetiştirme rehberi (6. bs.; Çev. T. Ataman). Görünmez Adam Yayıncılık.

Yelda Karataş
Yelda Karataş
Yelda Karataş, lisans ve yüksek lisans eğitimini Psikolojik Danışmanlık alanında tamamlamıştır. Çocuk ve ergenlerle çalışan bir psikolojik danışman olarak, psikodrama ve bilişsel davranışçı terapi yaklaşımlarında uzmanlaşmıştır. Yaşam doyumu ve mesleki doyum üzerine yürüttüğü çalışmalar, bireyin psikolojik iyi oluşuna yönelik akademik ve uygulamalı bakış açısını güçlendirmiştir. Yazılarında çocuk ve ergen ruh sağlığı, okul süreci ve toplumsal dinamikleri bilimsel bir temelde ele alarak, psikolojik bilginin sahaya yansımalarına katkı sağlamayı amaçlamaktadır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar