Cumartesi, Nisan 18, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Sessiz Değil, Kendini Koruyan Çocuk

Sınıfta parmak kaldırmayan, oyunlara karışmayan, öğretmeni “hiç sorun çıkarmıyor” dediğinde içimizi rahatlatan bir çocuk düşünün.

Genelde böyle çocuklar için şu cümle kurulur:
“Ne kadar uslu.”

Oysa çocuk psikolojisinde sessizlik her zaman huzur anlamına gelmez.
Bazen sessizlik, çocuğun kendini koruma biçimidir.

Bazı çocuklar zorlandıklarında bağırır, ağlar, itiraz eder.
Bazıları ise geri çekilir.

Bu çocuklar dikkat çekmez.
Sorun çıkarmaz.
Yetişkinleri yormaz.
Ve tam da bu yüzden çoğu zaman fark edilmez.

Sessiz çocuk, çoğu zaman şunu öğrenmiştir:
“Fark edilmemek daha güvenli.”

Sessizlik Bir İletişim Biçimidir

Ebeveynler bazen seanslarda şunu söyler:
“Hiçbir şey anlatmıyor.”
“Ne sorsam ‘bilmiyorum’ diyor.”

Bu bir iletişimsizlik değildir.
Bu, çocuğun geliştirdiği bir stratejidir.

Çünkü her çocuk, içinde bulunduğu ortamda hayatta kalmanın bir yolunu bulur.
Bazıları sesini yükselterek,
bazıları ise görünmez olarak.

Sessizlik, çoğu zaman “iyiyim” demek değildir.
Bazen “daha fazlasını kaldıramıyorum” demektir.

Uyum mu, Bastırma mı?

Sessiz çocuklar genellikle “uyumlu” olarak etiketlenir.
Ama uyum ile bastırma birbirine çok benzer.

Uyum, çocuğun kendini kaybetmeden ortama ayak uydurabilmesidir.
Bastırma ise çocuğun kendini feda ederek ayakta kalmasıdır.

Bu fark dışarıdan kolayca görülmez.
Ama çocuğun bedeninde kendini ele verir.

Sık sık karın ağrısı yaşayan, çekingenliği yaşına göre yoğun olan, yanlış yapmaktan aşırı korkan çocuklar çoğu zaman sessizliklerinin bedelini bedensel olarak öder.

Görünmezlik Bir Tercih Değil, Öğrenmedir

Bazı çocuklar için görünür olmak risklidir.
Çünkü geçmişte görünür olduklarında anlaşılmamış,
duyulmamış ya da yalnız bırakılmışlardır.

Bu çocuklar şunu öğrenir:
“Daha az yer kaplarsam daha güvende olurum.”

Ve bu öğrenme, zamanla bir kişilik özelliği gibi algılanır.
Oysa bu bir karakter değil, bir uyum mekanizmasıdır.

Sessiz Çocuklar Gerçekten Daha Az mı Zorlanır?

Burada ebeveynler için zor bir gerçek vardır:
Sessiz çocuklar, en az zorlanan çocuklar değildir.

Sadece zorlandıklarını başka bir dilden anlatırlar.

Onlar “hayır” demez.
İtiraz etmez.
Ama içlerinde sürekli bir tetikte olma hali vardır.

Yanlış yapmamak için kendini izleyen, başkalarını üzmemek için kendi ihtiyacını erteleyen çocuklar, çok erken yaşta büyür.

Ve bu büyüme her zaman sağlıklı değildir.

Ebeveyn Ne Yapabilir?

İlk adım, sessizliği hemen “iyi” olarak etiketlememektir.
“Ne güzel, sorun çıkarmıyor” demeden önce durup bakmak gerekir.

Çocuk gerçekten rahat mı, yoksa sadece uyum mu sağlıyor?

İkinci adım, çocuğu konuşturmak için zorlamamaktır.
Sessiz çocuklar, baskıyla açılmaz.
Aksine daha da içe kapanır.

Onlara şu mesajı vermek gerekir:
“Konuşmak zorunda değilsin ama buradayım.”

Bu mesaj bazen bir cümleyle değil, birlikte geçirilen sakin bir anla verilir.

Alan Açıldığında Sessizlik Çözülür

Yıllar içinde şunu sıkça gözlemledim:
Sessiz çocuklar, en çok alan açıldığında konuşur.

Soru bombardımanı değil, yan yana durabilen bir yetişkin isterler.

Ve anlaşıldıklarını hissettiklerinde, sessizlik yavaş yavaş anlamını kaybeder.

Her sessiz çocuk içine kapanık değildir.
Ama her sessizlik de görmezden gelinmemelidir.

Çocuklar bazen bağırarak, bazen susarak yardım ister.

Ve biz sadece bağıranı duyarsak, en kırılgan olanı kaçırabiliriz.

Unutmayalım:
Sessiz çocuk her zaman uyumlu değildir.

Bazen sadece kendini koruyordur.

Gizem Şirin
Gizem Şirin
Gizem Şirin, erken yaşlardan itibaren insan gelişimi ve psikolojisine olan ilgisine kayıtsız kalamamıştır ve Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Psikoloji Bölümü’nden mezun olduktan sonra, çocuklar ve ergenlerle çalışmaya yönelik derin bir tutku geliştirmiştir. Eğitimi süresince, psikoloji alanındaki çeşitli teorik ve pratik bilgileri edinmiş insan psikolojisini daha derinlemesine anlamak ve geliştirmek amacıyla birçok farklı alanda gönüllü çalışmalar yaparak, bu alanda kendini geliştirmeye başlamıştır.. ODTÜ’deki eğitimini tamamladıktan sonra, Gizem Şirin, çocuk ve ergenlerle çalışmaya yönelik çeşitli alanlarda eğitimler almıştır. Zekâ ve gelişim testleri üzerine aldığı ileri düzey eğitimler, ona bireylerin bilişsel gelişim süreçlerini daha doğru bir şekilde değerlendirme ve onlara uygun rehberlik yapma konusunda önemli bir uzmanlık kazandırmıştır. Gizem Şirin, uzmanlık alanlarını, çocuk ve ergenlerin zihinsel ve duygusal gelişimlerini anlamak üzerine kurmuş, bu süreçte onlara destek olmayı amaçlamıştır. Yaptığı çalışmalar, çocukların psikolojik gelişimlerini güçlendirmek ve ergenlerin sağlıklı bir şekilde kimlik kazanmalarını desteklemek üzerine odaklanmaktadır. Ayrıca, bireysel, grup terapisi ve aile danışmanlığı alanlarında da çeşitli deneyimlere sahiptir. Kariyerinde, okullarda ve özel kliniklerde danışmanlık yapmış, çeşitli eğitim ve seminerlerle öğrencilere, öğretmenlere ve ailelere rehberlik etmiştir. Özellikle zekâ ve gelişim testlerinin uygulanması, bu testlerin sonuçlarına dayalı olarak bireysel gelişim planları oluşturulması ve çocukların çeşitli psikolojik problemleri ile başa çıkmalarına yardımcı olunması konusunda bilgi sahibidir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar