“Hiç ilişkilerinizin aynı sonla bittiği, farklı ilişkilerinizde aynı sorunlardan dolayı duvara tosladığınız ya da benzer kişilik özelliklerine sahip insanları hayatınıza çektiğinizi fark ettiğiniz bir an oldu mu?”
Aslında bu sorulara verilen cevapları anlamlandırmak “Şema Terapi” ekolünün temelinde gizli olabilir. Şema Terapi ekolü Jeffrey Young tarafından geliştirilmiştir. Ekolde ifade edilen şema kavramı, çocukluk ya da ergenlik döneminde karşılanmayan temel duygusal ihtiyaçlar sonucunda gelişen bir tanımlamaya sahiptir. Çocukluk ve ergenlik döneminde gelişen bu şema örüntüleri, kişinin yetişkinlik döneminde algılama, düşünme, hissetme ve ilişki kurma biçimini etkiler. Kişinin kendisi ve başkalarıyla olan ilişkilerini çerçevelendirir. Şemalar, kişinin bildiği ve tanıdığı bir şeydir. Dolayısıyla, kişinin konfor alanıdır; acı çekmesine neden olmasına rağmen rahat ve tanıdık bir durumdur. Böylece kişi, kendini şemalarını tetikleyen olaylara yakın halde bulur. Bu yakınlaşma, kişide acı hissi bile uyandırsa, konfor alanından çıkmanın ve belirsizliğe yürümenin zorlayıcı etkisinden kaynaklı olarak şemaların değiştirilmeye çalışılması güçtür. Çünkü kişi, şemalarını öncül gerçeklik olarak değerlendirir.
Çocukluk ve ergenlik döneminde gelişen ve yetişkinlikte de etkisini sürdüren değiştirilmesi güç şemalar, kişinin yetişkinlik dönemi ilişkilerini yapılandıran kişiye göre doğru ve gerçek ölçüt olarak kabul edilir. Kişi, çocukluk ve ergenlik döneminde öğrendiği ve zihnine yerleştirdiği bu şemaların etkisiyle davranışlarını yapılandırır ve düzenler. Çocukluk ve ergenlik dönemi boyunca karşılanmayan ihtiyaçlarını sürdürücü ilişkiler, kişiye daha tanıdık ve konforlu geleceği için kendini farkında olmadan o ilişkiye çekilirken bulabilir. Örneğin, küçük bir çocukken anne babanızdan ya da bakım vereninizden ayrı kalmanız durumunda terkedilme şeması geliştirebilirsiniz. Yetişkinliğinizde bu şema türü, sizin ilişkilerinizde aşırı bağımlılık geliştirmenize ve yalnız kalacağınız, herkesin bir gün sebep her ne olursa olsun sizi terk edeceği ile ilgili sarsılmaz bir inanç geliştirebilirsiniz. Geliştirdiğiniz bu inanç sonrası tekrar terkedilme ve incinme endişesiyle yeni bir ilişkinin temellerini atmak istemeyebilir, yakın ilişkilerden tamamen uzak kalmak isteyebilirsiniz. Kişi, şeması gereği farkında olmadan kendisi terk edecek, bağlanamayan tutarsız veya kararsız eşlere çekilebilir. Konfor alanını sürdürme eğiliminde olabilir. Çünkü kişinin kimyası oraya aittir.
İşte burada asıl dikkat edeceğimiz kavram “Şema Kimyası”dır. Şema kimyası, kişinin çocukluk ve ergenlik döneminde geliştirdiği şemalarının yetişkinlik döneminde benzer durum ve kişilerde ortaya çıkması, harekete geçmesi olarak tanımlanabilir. Az önceki örnekte de değindiğimiz gibi terk edilme şemasına sahip bir bireyin tutarsız ve bağlanma açısından zayıf olan kişilere yönelerek şemalarını farkında olmadan doğrulaması anlamına gelir. Birkaç örnekle daha ifade edecek olursak, çocukluğunda ebeveynleri tarafından sürekli eleştiri alan birinin yetişkinlik döneminde çocukken geliştirdiği kusurluluk şemasını besleyecek ilişkiler içerisinde kendisini konumlandırmasıdır. Ya da çocukluk ve ergenlik döneminde sevildiğine dair ebeveynleri tarafından yeterince ilgi göremeyen kişinin yetişkinlik döneminde geliştirdiği duygusal yoksunluk şeması çerçevesinde ilişkilere karşı soğuk ve mesafeli durarak hiçbir zaman sevilmeyeceğine dair olan inancını sürdürmeye devam etmesidir. Tüm bunlar şema terapi ekolünde şema kimyası kavramıyla açıklanabilir.
İlişkilerimizdeki bu döngüleri kırabilmenin yolu, şemalarımızı ve şema kimyamızı anlamaktan geçer. Öncelikli olarak kişinin çocukluk şemasını irdelemesi ve ilişki içinde hissettiklerini gözlemlemesi, ilerleyişi kolaylaştırmakla ilgili önemli argümanlar sunuyor olacaktır. Ayrıca geçmiş ilişkileri anlamak ve sorgulamak, döngüyü fark etmeyi ve netleştirmeyi kolaylaştıracaktır. Jeffrey Young’ın da dediği gibi, “insanlar çoğu zaman kendilerini inciten kişilere değil, çocukluklarından tanıdık gelen hislere çekilir.” Kendinizi anlamanız ve anlamlandırabilmeniz, kendi iç dünyanızın keşfine çıkılan yolun sonunda gizlidir. Kendi gizeminizi çözmeniz dileğiyle.
PSİKOLOJİK DANIŞMAN
FATMANUR GENÇOĞLAN


