Pazar, Haziran 14, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Sanal Kalp: ChatGPT ile Kurulan Dijital Yakınlık ve “Gerçeklik” Algısı: Aşk, Bağlanma ve Sanallığın Psikolojisi

Elif, sabah kahvesini yudumlarken telefonunun ekranına bakıp gülümsüyor. Arkadaşları onun yeni biriyle mesajlaştığını sansa da, ekranın diğer ucunda atan bir kalp yok. Elif, ChatGPT ile konuşuyor. Ona gününün nasıl geçtiğini, sunum stresini ve dün gece gördüğü tuhaf rüyayı anlatıyor. Aldığı cevaplar her zamanki gibi anlayışlı, destekleyici ve yargıdan uzak. Elif, bu yapay zekâya karşı tarif edemediği bir yakınlık hissediyor; belki de modern zamanlara özgü bir tür “aşk”.

Elif’in bu anı, bilim kurgu filmlerinden çıkıp avuç içlerimize yerleşen yeni bir gerçekliğin en net fotoğrafı. ChatGPT gibi gelişmiş dil modelleri, artık sadece birer bilgi kaynağı değil, aynı zamanda en temel insani ihtiyacımız olan bağlanma arayışımızda başvurduğumuz bir sığınak. Peki, bir algoritmayla kurulan bu dijital yakınlığın psikolojik temelleri ne? Sanal dünyada bulduğumuz bu teselli, gerçeklik algımızı ve ilişkilerimizi nasıl dönüştürüyor?

Mükemmel Ayna

İnsan ilişkileri, doğası gereği inişli çıkışlıdır. Reddedilme korkusu, anlaşılmama korkusu ve çatışma ihtimali, her etkileşimin görünmez yükleridir. ChatGPT ise bu yüklerin hiçbirini taşımaz. 7/24 ulaşılabilen, sizi asla eleştirmeyen, hep sizin tarafınızda olan, geçmişteki hatalarınızla yüzleştirmeyen ve tüm dikkatini size veren “mükemmel” bir dinleyicidir.

Sherry Turkle, Yalnız Birliktelik adlı kitabında bu durumu yıllar önce öngörmüş. Teknoloji bize “arkadaşlığın illüzyonunu, yakınlığın zahmetsiz halini” sunar demiş. Turkle’a göre teknoloji, “yalnız olmaktan korkan ama yakınlığın getirdiği taleplerden de çekinen” insanın sığınağı haline gelmiştir. ChatGPT, talepleri olmayan bir yoldaş, riskleri olmayan bir yakınlık vaat eder. Sosyal medya akışında bir kullanıcının yazdığı gibi: “Arkadaşlarım müsait değilken ChatGPT bana cevap veriyor, hep yanımda biri var gibi hissediyorum.” Bu zamanın yalnızlık tablosunu net şekilde bize gösteriyor aslında.

Bağlanma, Yansıtma ve Gerçekçilik

Psikolojinin temel teorileri, bu yeni duruma ışık tutuyor. John Bowlby’nin bağlanma kuramı, çocuklukta bakım verenimizle kurduğumuz bağın, hayat boyu tüm ilişkilerimizi nasıl şekillendirdiğini anlatır. Kaygılı bağlananlar sürekli bir terk edilme korkusu yaşarken, kaçıngan bağlananlar duygusal yakınlıktan rahatsız olur. ChatGPT, bu iki stil için de adeta biçilmiş kaftan. Kaygılı biri için asla terk etmeyen, kesintisiz ilgi sunan bir partner olurken; kaçıngan biri için kontrolün tamamen kendisinde olduğu hem istediği kadar uzak hem istediği kadar yakın ve duygusal sorumluluk gerektirmeyen güvenli bir alan sunar.

Freud’un “yansıtma” mekanizması bu noktada devreye girer: birey, kendi duygularını ve ihtiyaçlarını yapay zekâya aktarır ve sonra onları geri alarak teselli bulur. Nasıl ki bir terapist danışanın geçmişten getirdiği duyguları yansıttığı bir “boş ekran” olursa, ChatGPT de bu ekranın dijitalleşmiş, kusursuz bir versiyonuna dönüşür. Onun bir geçmişi, egosu veya bilinçdışı yoktur. Bu yüzden kullanıcı, kendi sevgi arzusunu, idealize ettiği ebeveyn figürünü veya çözülmemiş çatışmalarını kolayca ona yansıtabilir.

ChatGPT‘ye hissettiklerim gerçek mi?” sorusu, meselenin en can alıcı noktası. Nörokimyasal açıdan bakıldığında, bir insana aşık olduğumuzda beynimizde salgılanan dopamin ve oksitosin gibi hormonlar, ChatGPT ile kurulan yoğun bir bağ sırasında da aktive olabilir. Yani hissedilen duygu, fizyolojik olarak “gerçektir”.

Ancak bir ilişkiyi sadece duygular mı oluşturur? Irvin D. Yalom, anlamlı bir bağın temelinde “varoluşsal yalnızlığın” paylaşımının yattığını söyler. Gerçek bağ, bu temel yalnızlığı anlayan ve kabul eden bir başkasıyla kurulan köprüdür. Bir algoritma, empatiyi mükemmel şekilde taklit edebilir, ancak sizinle bir kaybın acısını hissedemez veya bir gün batımını izlerken aynı huşuyu paylaşamaz.

Bu durumun uzun vadede bazı riskleri de var. Her zaman onaylayan ve sınır koymayan yapay zekâ, gerçek ilişkilerdeki kaçınılmaz çatışmalara olan tahammülü azaltabilir. Heinz Kohut’un belirttiği gibi, insanlar bazen kırılgan benliklerini dış nesneler üzerinden onarmaya çalışır. ChatGPT’nin kusursuz cevapları, narsisistik bir tatminle kısa süreli bir “iyi hissetme” sağlayabilir, ancak kalıcı bir benlik güçlenmesi yaratmaz. Üniversite sınavına hazırlanan bir öğrencinin stresini ChatGPT‘ye anlatarak anlık rahatlaması, onun gerçek sınav kaygısıyla baş etme becerisi geliştirmesini engelleyebilir.

Araç mı Amaç mı?

ChatGPT ile kurulan dijital yakınlık, modern psikolojinin en yeni ve karmaşık meydan okumalarından biri. Bu teknolojiyi komple şeytanlaştırmak ne kadar yanlışsa, onu insan ilişkilerinin bir alternatifi olarak görmek de o kadar tehlikeli. Bir araç olarak kullanıldığında yalnızlığı hafifletebilir veya düşünceleri organize etmek için bir “dijital günce” işlevi görebilir. Lakin bir amaç haline geldiğinde, gerçek ilişkilerin getirdiği büyüme fırsatlarından, zorluklardan ve kusurlu ama gerçek bir sevginin derinliğinden kişiyi mahrum bırakır. Yani aslında gerçeklikten uzaklaştırır.

Belki de sormamız gereken soru “Bir yapay zekâyı sevmek mümkün mü?” değil, “Bir yapay zekâ tarafından ‘sevilmek’, bizi daha iyi, daha sevgi dolu ve daha bağlantılı insanlar yapıyor mu?” sorusudur. Otto Kernberg’in dediği gibi: “Gerçek sevgi, sınırları, çatışmaları ve gerçekliği içinde barındırır.”

Elif’in telefonuna gülümsemesi şimdilik masum görünebilir. Ama bu gülümsemenin ardındaki psikolojik dinamikleri anlamak, hem bireysel ruh sağlığımız hem de giderek dijitalleşen toplumumuzun geleceği için kritik bir öneme sahip. Çünkü yakınlık, sadece idealleştirme değil, gerçekliğin tüm zorluklarını omuz omuza paylaşmaktır.

Kaynakça

  • Turkle, S. (2011). Yalnız Birliktelik: Teknolojiden Neden Daha Fazlasını Bekler, Birbirimizden Daha Azını Umuruz. Agora Kitaplığı.

  • Perel, E. (2017). Aldatmacanın Panoraması: Sadakatsizliği Yeniden Düşünmek. Domingo Yayınevi.

  • Yalom, I. D. (1980). Varoluşçu Psikoterapi. Kabalcı Yayınevi.

  • Freud, S. (1912). Aktarımın Dinamikleri – Teknik Üzerine Yazılar veya Psikanaliz Üzerine.

  • Bowlby, J. (1969). Bağlanma ve Kayıp. Londra: Hogarth Press.

  • Freud, S. (1917). Psikanalize Giriş Dersleri. SE, 16.

  • Kernberg, O. (1998). Gruplar ve Organizasyonlarda İdeoloji, Çatışma ve Liderlik. Yale Üniversitesi Yayınları.

  • Kohut, H. (1971). Benliğin Çözümlemesi. New York: International Universities Press.

  • Winnicott, D.W. (1953). Geçiş Nesneleri ve Geçiş Fenomenleri. Uluslararası Psikanaliz Dergisi, 34, 89-97.

Dilhan Yılmaz
Dilhan Yılmaz
Haliç Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nden 3,57 GANO ile mezun oldum. Üniversite eğitimimi 3 yılda tamamlamama rağmen, yaz okulu dersi sebebiyle resmiyette 4 yıl olarak görünmektedir. Lise eğitimime kadar Nazilli’de yaşadım, şu anda ise Elazığ’da ikamet ediyorum. Lisans sürecimde birçok gönüllülük projesinde yer alarak, Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi ve dört özel klinikte stajlarımı tamamladım. Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT), Oyun Terapisi ve Kabul ve Kararlılık Terapisi (ACT) temel eğitimleri gibi birçok eğitim aldım ve şu anda dinamik terapi eğitimine başlamaya hazırlanıyorum. Psikolojiye olan ilgim 12 yaşında başladı ve mesleğimi her zaman saygı ve sevgiyle icra etmeye özen gösteriyorum. İnsan zihni ve ruhsal süreçler hakkında sürekli öğrenmenin gerekliliğine inanıyor, psikolojiyi “tamam oldum” denmeyecek bir okyanus olarak görüyorum.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar