Pazartesi, Nisan 27, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Sağlıklı Beslenirken Dengeden Sapmak: Ortoreksiya

Sağlıklı beslenme, günümüzde sosyal medyanın da etkisiyle giderek popülerleşmiş; “sağlık” kavramının ötesinde, popüler kültürün ve moda akımlarının bir parçası haline gelmiştir. Popüler kültürün etkisiyle sağlıklı beslenme daha görünür ve yaygın hale gelmiştir; ancak fayda, esneklik ve denge ile sürerken; zarar, katı kurallar, sosyal baskı ve kaygı ile başlamaktadır. Yani popülerleşme, hem farkındalık yaratmakta hem de takıntıya dönüşme riskini arttırmaktadır.

Sağlıklı beslenme, fizyolojik ve psikolojik sağlığımızı desteklediği sürece gerçekten “sağlıklı” olarak kabul edilir. Bu tutum takıntı boyutuna ulaştığında, yani yiyeceklerin içerikleri, pişirilme şekilleri hatta kullanılan mutfak aletleri üzerine uzun süre düşünmek bireyin psikolojik iyi oluşunu zedeleyebilir.

Ortoreksiya Sağlıklı Beslenme Takıntısı Nedir?

Ortoreksiya, sağlıklı beslenme takıntısı olarak da bilinen, kişinin yalnızca “doğru” ve “temiz” yiyecekleri tüketme saplantısıyla karakterizedir. Bu durum zamanla sosyal ilişkileri kısıtlamaktan, akademik ve ekonomik sorunlara, zaman yönetiminden kaygı, obsesif düşünceler gibi psikolojik ve sosyal etkilere yol açabilmesinin yanı sıra, yetersiz beslenme nedeniyle fizyolojik sonuçlara da yol açabilmektedir (Strahler, 2020; Donini vd., 2004, 2005; Moroze vd., 2015).

Yeme davranışı üzerine aşırı düşünme ve doğal-organik malzemeler tedarik etmek ya da yemek planlamasına günde üç saatten fazla zaman ayırmak, SBT/ON göstergesi olarak değerlendirilmektedir; bu durumun sonucunda ortorektik bireyler için yemeğin lezzeti, çeşidi veya keyif verici yönleri geri planda kalırken, gıdanın sağlıklı oluşu, besin değeri ve kalitesi ön plana çıkmaktadır (Koven ve Abry, 2015; Andreas vd., 2018; Dunn ve Bratman, 2016; Mutluer, 2022).

Ortorektik bireylerde gıda seçimi, anlatıldığı üzere gıdanın sağlıklı ve doğal olması yönündedir. Gıda seçimi kalori hesabı ya da kilo kaybı gibi amaçlar dışında yapılmaktadır (Dunn ve Bratman, 2016). Sağlıklı beslenme takıntısı mükemmeliyetçilik, beden imgesi ve bağlanma stili açısından anoreksiya nervoza ve bulimia nervoza ile benzerlikler göstermektedir (Barnes ve Caltabiano, 2017). Fakat AN ve BN’li bireylerle karşılaştırıldığında güzel görünmek için katı bir beslenme uygulamamaktadırlar. Buradaki amaç kusursuz bir diyet ile sağlıklı besinler tüketmeye özen göstermektir.

Psikolojik ve Fizyolojik Belirtiler

Birey, sağlıksız olduğunu düşündüğü besinlerin yanında yoğun sıkıntı, tiksinti yaşayabilmekte, sağlıksız bir besin tüketme düşüncesi nedeniyle kaygı, diyetini kontrol etmesi gerektiğini düşündüğü için baskı hissedebilmekte, hem düşünce hem de davranış boyutunda sağlıklı beslenme ile yoğun bir şekilde ilgilenmesi sonucu obsesif düşünceler ve kompulsiyonlar yaşayabilmektedir. Sosyal olarak ilişkilerinden uzaklaşma görülebildiğinden yaşadığı sosyal izolasyon nedeniyle yalnızlık duygusu ve memnuniyetsizlik de eşlik edebilmektedir. Seçici ve yetersiz beslenme nedeniyle fizyolojik belirtiler de görülebilmektedir (Dunn ve Bratman, 2016; Mutluer, 2022; Mutluer ve Yılmaz, 2023).

Kültürel ve Sosyal Boyut

Ortorektik bireylerde, beslenme alışkanlığına bağlı olarak aileden veya sosyal çevreden uzaklaşma görülebildiğinden, sosyal ilişkilerin bozulması sonucu sosyal izolasyona neden olmasından dolayı uyum problemi olarak açıklanabilmektedir (Alvarenga vd., 2012; Mutluer, 2022; Mutluer ve Yılmaz, 2023).

Bireylerde görülen sağlıklı beslenme takıntısı, günümüzün sosyal ve kültürel dinamikleriyle güçlü bir şekilde bağlantılıdır. Bu davranış biçimi yalnızca bireysel bir tercih değil, aynı zamanda sosyal medya, diyet kültürü ve modern toplumun beden üzerinden kimlik inşası süreçleriyle beslenen bir olgudur.

Instagram, TikTok ve YouTube gibi platformlarda “clean eating” içerikleri, sağlıklı yaşamı idealize ederek özellikle gençlerde takıntılı davranışları tetiklemektedir. Fitness ve sağlık influencerları, kendi yaşam tarzlarını normatif bir model olarak sunarak bu eğilimleri güçlendirirken; endüstri ise “organik”, “glutensiz” veya “şekersiz” etiketli ürünleri bir statü göstergesi haline getirmektedir. Böylece tüketim yalnızca sağlıkla değil, kimlik ve sosyal aidiyetle de ilişkilendirilmekte; bireyler kendilerini “saf”, “disiplinli” veya “üstün” olarak tanımlayarak sosyal ilişkilerde mesafe ve izolasyon yaşayabilmektedir.

Özetle, sosyal medya trendleri, influencerların normatif baskısı, diyet endüstrisi pazarlama stratejileri ve modern toplumun beden üzerinden kimlik kurma pratikleri, bu takıntıyı besleyen bir ekosistem oluşturur. Böylece sağlıklı beslenme, yalnızca biyolojik bir ihtiyaç değil, aynı zamanda sosyal statü, kimlik ve aidiyetin bir göstergesi haline gelir.

Sonuç

Sağlıklı beslenme, katı kurallardan çok denge ve çeşitlilikle sürerken faydalıdır. Esneklik, hem psikolojik hem de sosyal iyi oluşu destekler. Ancak bu davranış takıntı boyutuna ulaştığında ve bireyin yaşam işlevselliğini, sosyal ilişkilerini ya da ruhsal sağlığını olumsuz etkilediğinde, psikolojik danışmanlık ve/ veya beslenme uzmanı desteği almak önemlidir. Sağlıklı yaşam bireyin özgürlüğünü kısıtlamamalı; yeme davranışı günlük yaşamı zorlaştırmaya başladığında, amaçlanan fayda yerini zarara bırakır.

Kaynakça

  • Mutluer, G. (2022). Genç yetişkinlerde sağlıklı beslenme takıntısı (ortoreksiya) ile geçmiş aile yaşantıları ve yeme tutumu ilişkisinin incelenmesi (Yüksek lisans tezi). Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Aile Danışmanlığı Anabilim Dalı.

  • Mutluer, G., & Yılmaz, D. (2023). Relationship between healthy eating fixation (orthorexia) and past family life, and eating attitudes in young adults. American Journal of Health Education, 54(2), 109–118. https://doi.org/10.1080/19325037.2022.2163010

  • Strahler, J. (2020). The dark side of healthy eating: Links between orthorexic eating and mental health. Nutrients, 12(2), 3662. doi: 10.3390/nu12123662

  • Donini, L. M., Marsili, D., Graziani, M. P., Imbriale, M. ve Cannella, C. (2004). Orthorexia nervosa: a preliminary study with a proposal for diagnosis and an attempt to measure the dimension of the phenomenon. Eating and Weight Disorders-Studies on Anorexia, Bulimia and Obesity, 9(2), 151-157. doi: 10.1007/BF03325060

  • Donini, L. M., Marsili, D., Graziani, M. P., Imbriale, M. ve Cannella, C. (2005). Orthorexia nervosa: Validation of a diagnosis questionnaire. Eating and Weight Disorders-Studies on Anorexia, Bulimia and Obesity, 10, 28-32.

  • Moroze, R. M., Dunn, T. M., Holland, C., Yager, J. ve Weintraub, P. (2015). Microthinking about micronutrients: A case of transition from obsessions about healthy eating to nearfatal “orhorexia nervosa” and proposed diagnostic criteria. Psychosomatics, 56(4), 397 403. doi: 10.1016/j.psym.2014.03.003

  • Koven, N. S., ve Abry, A. W. (2015). The clinical basis of orthorexia nervosa: emerging perspectives. Neuropsychiatric Disease and Treatment, 11, 385–394. doi: 10.2147/NDT.S61665

  • Andreas, S., Schedler, K., Schulz, H. ve Nutzinger, D. O. (2018). Evaluation of a German version of a brief diagnosis quesitonnaire of symptoms of orthorexia nervosa in patients with mental disorders (Ortho-10). Eating and Weight Disorders-Studies on Anorexia, Bulimia and Obesity, 23, 75-85. doi: 10.1007/s40519-017-0473-y

  • Dunn, T. M. ve Bratman, S. (2016). On orthorexia nervosa: A review of the literatüre and proposed diagnostic criteria. Eating Behaviors, 21, 11-17. doi: 10.1016/j.eatbeh.2015.12.006

  • Barnes, M. A. ve Caltabiano, M. L. (2017). The interrelationship between orthorexia nervosa, perfectionism, body image and attachment style. Eating and Weight Disorders-Studies on Anorexia, Bulimia and Obesity, 22(1), 177-184. doi: 10.1007/s40519-016-0280-x

  • Alvarenga, M. S., Martins, M. C. T., Sato, K. S. C. L. J., Vargas, S. V. A., Philippi, S. T., ve Scagliusi, F. B. (2012). Orthorexia nervosa behavior in a sample of Brazilian dietitians assed by the Portuguese version of ORTO-15. Eat Weigh Disord, 17, e29-e35. doi: 10.1007/BF03325325

Gülçe Mutluer
Gülçe Mutluer
Gülçe MUTLUER, uzman psikolojik danışman ve yazar olarak psikolojik danışmanlık, psikoterapi, eğitim ve akademik çalışmalar alanında deneyime sahiptir. Lisans eğitimini psikolojik danışmanlık ve yüksek lisans eğitimini aile ve çift odaklı olan aile psikolojik danışmanlığında almıştır. Şimdilerde bireysel psikolojik danışma, aile danışmanlığı, bilişsel davranışçı terapi, çocuk ve ergen psikolojisi gibi alanlarda çalışmalarını yürüten Mutluer, uluslararası alanda akademik makale ve dijital dergilerde psikoloji ve eğitim üzerine yazılar da yazmıştır. Çeşitli sosyal sorumluluk projelerinde yer almış, okul öncesinden yaşlılık dönemine kadar çeşitli yaş grupları ile çalışmıştır. Bireylerin ve ailelerin ruh sağlığını desteklemek ve ruh sağlığını desteklemenin görünür ve ulaşılabilir olmasını istemekte bu nedenle içerik üretimine ve akademiye katkıda bulunmaktadır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar