Çarşamba, Mayıs 6, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Sadece ‘Konuşarak Düzelebilecekler’-Terapinin Önemi

Dünyanın değişmesiyle itibaren terapiye, psikologlara ve diğer ruh sağlığı çalışanlarına karşı bakış açısı ve fikirler yumuşamış olsa bile hala çoğu insan terapiye gitmenin yararsız, zaman kaybı ve bir şey değiştirmeyeceğini savunuyor. Sonuçta o kadar çok sorunu konuşarak nasıl çözebiliriz ki?

Aslında terapinin yararlı olabilmesi ve sürdürülebilir olması için danışanın bir miktar terapiye yatırım yapması lazım. Freud, terapi için danışanın seansına düzenli gelmesi, terapiste karşı zamanla aktarım geliştirmesi zaman ve maddiyat ayırması gerektiğini söylüyor. Fakat her zaman böyle olmuyor. Bazı danışanlar terapiye inanmadan hatta çevresinin zoruyla geliyor. Tabii ki ilk başta kimse inanmak zorunda değil ama bazen umutlu olmasak bile bazı yollarda yürümeye devam ettiğimizde sonuç bizi şaşırtır. Terapide aynı böyle bir süreç. Genelde etrafımıza bir derdimizi anlattığımızda bize tavsiyeler verirler, haklı, haksız, iyi, kötü ayrımı yaparlar. Bazen ihtiyacımız olan bu olabilir ve çok işe yarayabilir. Ama işe yaramadığı durumlar olduğunda ne yapacağız? Ya da kimseye anlatamadığımız düşüncelerle, olaylarla karşı karşıya kaldığımızda ne olacak? Terapi tam burada bize farklı bir bakış açısı sağlar. Hayatımızda ilk defa biri biz konuşurken araya girmez, lafımızı bölmez, anlattıklarımız hakkında iyi-kötü ayrımı yapmaz, bize tavsiye vermez. Bizi sadece dinler. Bu insanlarda çoğu zaman farklı bir şeyler oluyor hissi yaratır hatta terapistlerine ‘Hep ben konuşuyorum birazda siz de konuşun’ diye serzenişte bulunabilir. Ama olay zaten terapistin danışanı yargılamadan, tarafsız bir şekilde dinlemesidir. Danışan anca bu şekilde koşulsuz bir şekilde koşulu ve güveni terapi odasında bulabilir. Ki eğer iyi bir terapist ise danışanla çoklu ilişkiye girmez -yani terapistlik rolü dışında etkileşimde bulunmaz- danışanda hayatındaki herkes, her olay hakkında ona güvenir ve konuşmaya başlar. Örneğin, depresyondaki bir kişiyi düşünelim kendine zarar verme düşüncelerini çevresine anlatabilir mi? Ya da bulimia nervoza hastası yemeklerden sonra kustuğunu nasıl ne düşünecekler korkusu olmadan çevresine söyleyebilir? Böyle konular zaten genelde hastanın söylemesiyle değil, yakın ilişkiler kurduğu çevresinin fark etmesiyle olur ya da hiç fark etmezler. Ama terapi odasında işler farklı yürür. Danışan terapistine aktarım geliştirdikten sonra böyle şeyleri içten içe yardım isteme duygusuyla veya sadece paylaşmak için anlatabilir ve terapiste danışana en iyi şekilde faydalı olmaya çalışır. Çünkü danışan yargılanmayacağının, bağırılmayacağının, kızılmayacağının farkındadır. Olumsuz hiçbir tepki vermeyeceğinden sadece ona yardım edeceğinden emin olduğu terapistiyle durumu paylaşır.

Terapi ilerledikten sonra çoğu danışanın aklındaki sorgulayıcı fikirler genelde bitmez. ‘Anlatıyorum anlatıyorum bir şey düzelmiyor’ diye düşünebilir. Burada danışanların bilmesi gereken ilk şey terapi ekolden ekole değişse de genelde uzun bir süreçtir, ikincisi danışan çoğu zaman nelerin değiştini çok küçük anlarda fark eder. Sürekli öfkelenen ve agresif hareketleri olan biri, karısıyla tartışma ortasında ‘tamam şu an çok sinirliyim sonra konuşalım’ dediğini terapistine anlattığı zaman tam anlamıyla ‘aha anı’ yaşar veya sürekli erteleme davranışı olan bir öğrenci istatistik ödevini bulduğu ilk boş zamanında yapıp teslim ettiği an bir şeylerin değiştiğini fark eder. Ama bunların çoğu 1-2 seansta olabilecek şeyler değildir. Bilinçaltında olan yıllar boyunca oluşturulan ve korunan malzeme anca seanslar boyunca konuşulup kişi kendini anlamaya başladığında ve terapist ona yardım ettiğinde ortaya çıkar. Danışan bu malzemeye yaklaştıkça, terapist olayları farklı bakış açılarından görmemizi sağlayacak yorumlarda bulunur. Genelde danışanda ‘Hiç böyle düşünmemiştim’ fikri oluşur. Danışan bu yorumun etkisiyle hareketlerini kendi de bilinçli şekilde değiştirebilir ve bu da terapinin danışana iyi bir değerlendirme yeteneği ve değişme şansı tanıdığının bir göstergesi olabilir. Danışanın hareketleri değişince otomatik olarak olayların sonuçları da değişir ve sonuçların yola açtığı sıkıntılı duygular ve düşüncelerde değişmiş olur. Bunun sonucunda bir bakmışsınız işe yaramaz dediğiniz terapi hayatınızda bir sürü değişikliklere yol açmış.

Çoğu insana göre terapistler hala sadece dinleyerek para kazanıyor, çok da önemli bir meslekleri yok. Ama aslında görünürde sadece dinleme gibi gözüken basit bir olay bile insanların ruh sağlığını etkileyerek bambaşka insanlar olmalarına, kendi hayatları üzerinde daha bilinçli, söz sahibi olmalarına ve hayatlarının iyi yönde değişmesine, gelişmesine yol açabiliyor. Bize bambaşka bir yaşam sunuyor.

Beril Doğa Arpakçı
Beril Doğa Arpakçı
Beril Doğa Arpakçı,Bahçeşehir Üniversitesi Psikoloji Lisansından onur derecesiyle mezun olmuştur.,aynı zamanda lisans hayatının bir dönemi boyunca Polonya’da Maria Curie- Skłodowska Üniversitesi’nde eğitim görmüş,burda da psikolojiye farklı bakış açıları edinmiştir.Eğitimi boyunca hem klinik hem hastane gibi birçok alanda staj yaparak çeşitli tecrübeler kazanmış,psikoloji alanında aktif olarak kendini göstermiş ve geliştirmiştir.Şimdi ise özel bir dershane eğitim merkezinde çalışarak çocuk ve ergenlere rehberlik,psikolojik destek ve eğitim koçluğu sağlamaktadır.Özellikle Bilişsel Davranışsal ve Dinamik alanlarda terapi vermeyi hedefleyen Beril Doğa Arpakçı, yetişkin ve ergen ruh sağlığı, sınav stresi ve gündelik hayatta stresle ve zorluklarla başa çıkma yöntemleri gibi alanlarla ilgilenmekte ve bu alanlara yönelik yazılar yazıp okuyucuya faydalı olmayı amaçlamaktadır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar