Romantik komediler çoğu zaman aşkın idealize edilmiş hâlini anlatır. Ancak He’s Just Not That Into You (2009), türünün aksine, romantik hayallerin altındaki psikolojik savunmaları görünür kılan bir film olarak dikkat çeker. Film, oldukça basit ama güçlü bir sahneyle açılır: Küçük bir kız parkta bir erkek çocuk tarafından itilip aşağılanır. Ağlayarak annesine gider. Annesi ise şu cümleyi kurar: “Öyle yaptı çünkü senden hoşlanıyor.”
Bu anlatı, yalnızca bir teselli cümlesi değildir; romantik mitlerin erken çocuklukta nasıl içselleştirildiğine dair bir ipucudur. “Seven erkek zorbalık yapar” söylemi, sevgi ile olumsuz davranış arasında çarpık bir bağ kurar. Böylece kişi, ileriki yaşantısında olumsuz davranışları doğrudan reddetmek yerine, onlara anlam yüklemeye meyilli hale gelir.
Film boyunca kadın karakterlerin erkeklerin ilgisizliğini rasyonelleştirdiği sahneler izleriz. Telefon gelmez çünkü numara kaybolmuştur. Mesaj atılmaz çünkü yoğundur. Buluşma teklif edilmez çünkü duygusal olarak korkuyordur. Bu örnekler, gündelik hayatta sıkça karşılaşılan bilişsel süreçleri temsil eder. Psikoloji literatüründe bu durum, bilişsel çarpıtma kavramıyla açıklanır. Kişi, gerçeği olduğu gibi değerlendirmek yerine, kendisi için daha az tehdit edici bir anlatı üretir. Amaç, benlik saygısını ve umut duygusunu korumaktır.
Belirsizlik, insan beyni için doğası gereği streslidir. Özellikle romantik bağlanma söz konusu olduğunda, durum daha hassas bir hâl alır. Bağlanma kuramı çerçevesinde değerlendirildiğinde, romantik ilgi oluştuğu anda bireyin tehdit algı sistemi daha aktif çalışır. Aranmamak ya da mesaj almamak yalnızca bir iletişim eksikliği değildir; potansiyel bir reddedilme sinyali olarak algılanabilir. Bu algı, zihnin alternatif açıklamalar üretmesine neden olur. “Yoğundur”, “çekiniyordur”, “yanlış anlaşılmaktan korkuyordur” gibi senaryolar, aslında duygusal regülasyon girişimleridir.
Filmde zaman zaman “kadın beyni” ve “erkek beyni” üzerinden popüler kültür diliyle yapılan göndermeler bulunur. Bilimsel açıdan bakıldığında, cinsiyetler arasında ortalamaya dayalı bazı sosyal biliş farklılıkları rapor edilmiştir; ancak bu farklar mutlak değildir ve bireysel çeşitlilik oldukça yüksektir. Yine de sosyal öğrenme süreçleri, kadınların sosyal ipuçlarını daha fazla analiz etmeye teşvik edildiğini; erkeklerin ise romantik ilgiyi daha doğrudan davranışlarla ifade etmeye yönlendirildiğini göstermektedir. İlgi varsa aramak, mesaj atmak, buluşma planlamak gibi davranışlar ödüllendirilir. İlgi yoksa, çoğu zaman ek bir açıklama üretme ihtiyacı duyulmaz.
Bu noktada temel mesele, “kadınlar karmaşıktır, erkekler basittir” söylemi değildir. Asıl mesele, belirsizlik karşısında verilen psikolojik tepkilerdir. Bir taraf belirsizliği tolere edebilmek için anlam üretirken, diğer taraf davranış üzerinden iletişim kuruyor olabilir. Ancak davranış, çoğu zaman en net veridir. Filmde dile getirilen basit cümle bu yüzden çarpıcıdır: “Eğer bir erkek seni istiyorsa, seni arar.” Bu ifade romantik değildir; nettir.
Film aynı zamanda kontrol illüzyonuna da değinir. Aldatılan karakterin kendini suçlaması, “Eğer daha farklı davransaydım böyle olmazdı” düşüncesi, bireyin çaresizlik duygusundan kaçınma çabasıdır. Eğer sorun kişinin kendisindeyse, değiştirme gücü de ondadır. Oysa sorunun karşı tarafta olması, kontrol kaybı ve belirsizlik anlamına gelir. İnsan zihni, çoğu zaman kontrolsüzlüktense öz-suçlamayı tercih edebilir.
Reddedilmeyi kabul etmek, benlik bütünlüğü açısından zordur. Çünkü romantik ilgi, yalnızca bir ilişki beklentisi değil; aynı zamanda değer görülme arzusudur. Bu nedenle “O benimle ilgilenmiyor” cümlesi, çoğu zaman “Ben yeterli değilim” şeklinde içselleştirilir. Oysa film, bu iki çıkarımın aynı şey olmadığını hatırlatır. Birinin ilgisinin olmaması, diğerinin değersiz olduğu anlamına gelmez.
He’s Just Not That Into You, yüzeyde bir romantik komedi gibi görünse de özünde reddedilmeyi kabul edememe hikâyesidir. Film, umut ile gerçeklik arasındaki gerilimi gösterir. Umut, kısa vadede daha konforludur. Netlik ise başlangıçta acı verici olabilir. Ancak psikolojik sağlamlık, çoğu zaman netlikle kurulan temasla gelişir. Davranışsal tutarlılık, romantik ilişkilerde en güvenilir göstergelerden biridir. Söylenenler değil, yapılanlar belirleyicidir. Sürekli analiz edilen, açıklama üretilen, savunulan bir davranış örüntüsü varsa; orada çoğu zaman kişinin kendi zihniyle yürüttüğü bir pazarlık vardır.
Filmin en zor cümlesi belki de şudur: “He’s just not that into you.” Türkçeye çevrildiğinde basit görünür: “Gerçekten o kadar da ilgilenmiyor.” Ancak bu cümle, romantik mitlerin, bilişsel çarpıtmaların ve kontrol illüzyonunun karşısına konan sade bir gerçekliktir. Bazen karmaşık senaryolar yazmıyoruzdur. Bazen yalnızca, biri bizimle gerçekten ilgilenmiyordur. Ve bunu kabul etmek, yeni ve daha karşılıklı bir ilişkinin ön koşulu olabilir.


