Perşembe, Nisan 9, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Psikoterapide Doğru Yaklaşım Doğru Terapist

Yaşantımızda bir şeylerin yolunda gitmediğini farketmek ve değişmeye karar vermek büyük bir adımdır. Ilk adımı atarken yolun gözünüzde büyümesi ve o duygusal yükün altına girmekten çekinmek normaldir. Her terapistin herkes için olmadığı gibi her terapi de herkeste aynı iyileştirici etkiyi göstermez. Acıktığı için ağlayan bir çocuğa oyuncak vermek onu susturmaya yetmez, anne sinyalleri doğru anladığı takdirde çocuğun ihtiyaçları karşılanır. Terapi modellerini biraz olsun tanımak bu süreçte işimizi kolaylaştırabilir ve önümüzü daha rahat görmemizi sağlayabilir. Işte en sık kullanılan bazı terapi modelleri:

Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT)

Bu modelin temel varsayımı şudur: “duygularımızı olaylar değil olaylara yüklediğimiz anlamlar oluşturur” dolayısıyla BDT belli düşünce örüntüleri gösteren kişilerde etkilidir. Felaketleştirme, zihin okuma, aşırı genelleme, ya siyah ya beyaz düşünme gibi bilişsel hatalar terapide fark edilir. Bilişsel davranışçı terapide seansı gündem belirler, ölçekler ve ödevlendirmelerle bilişsel çarpıtmaların üzerine gidilir. Danışan aktif katıldığı ve değişime açık olduğu takdirde hızlı bir ilerleme kaydedilir. Daha karmaşık kişilik örüntülerinde ve erken dönem travmalarında BDT tek başına yeterli olmayabilir, bu durumlarda farklı yaklaşımlar eklenerek ilerlenmelidir.

Psikodinamik Terapi

Psikodinamik Terapi, kökleri psikanalize dayanan ve günümüzde daha esnek uygulanan bir terapi modelidir. Temel varsayımı, bugünkü duygu, düşünce ve ilişki örüntülerimizin, geçmiş deneyimlerimiz tarafından şekillendiği ve çoğu zaman bilinçdışı süreçlerce yönlendirildiğidir. Danışanın semptomu yalnızca ortadan kaldırılması gereken bir belirti olarak görülmez; kişinin iç dünyasında çözümlenmeyen bir çatışmanın, bastırılmış bir duygunun veya tekrar eden ilişki örüntülerinin dışa vurumu olarak ele alınır.

Terapide, bireyin farkında olmadığı duygu ve motivasyonlar keşfedilir, çocuklukta ebeveynlerle kurulan ilişkiler incelenir ve kişinin benlik algısı ile başkalarına bakış açısı üzerinde durulur. Tekrarlayan ilişki örüntüleri, danışanın geçmiş deneyimlerini tekrar etme eğilimleri ve terapiste yönelik duyguları gözlemlenir; savunma mekanizmaları fark edilerek, kişinin daha esnek bir psikolojik yapıya kavuşması hedeflenir. Psikodinamik terapi özellikle, “neden hep böyle oluyor?” sorusunu soran, tekrar eden ilişki sorunları yaşayan, kendilik algısıyla ilgili derin temaları olan, içgörü geliştirmeye açık, daha uzun ve derin bir terapi sürecinde geçmişle yüzleşmeye hazır kişiler için uygundur. Psikodinamik terapi hızlı semptom azaltımından çok, kişinin içsel çatışmalarını anlamasını, duygularını düzenleyebilmesini ve daha bütünlüklü bir kendilik geliştirmesini amaçlar; semptomu bastırmak yerine, kişinin hikâyesini anlamak ve içsel farkındalığını artırmak önceliklidir.

Şema Terapisi

Şema terapi, psikodinamik ve bilişsel davranışçı terapilerin birleşimiyle gelişmiş bir terapi yaklaşımıdır ve özellikle erken çocukluk deneyimlerinden kaynaklanan kalıcı düşünce ve duygu örüntülerini ele alır. İnsanların kendileri, başkaları ve dünya ile ilgili temel inançları olan “şemalar” üzerinde çalışılır; bu şemalar genellikle çocuklukta oluşur ve yetişkinlikte tekrar eden olumsuz davranış ve ilişki kalıplarına yol açar. Terapi sürecinde danışan, bu şemaların farkına varır, hangi durumlarda aktive olduklarını ve hayatını nasıl etkilediklerini öğrenir.

Terapi yalnızca bilişsel düzeyde farkındalık kazandırmakla kalmaz, kişinin bastırdığı duyguları güvenli bir ortamda yaşaması ve sağlıklı başa çıkma stratejileri geliştirmesi sağlanır. Şema terapi, özellikle terk edilme, değersizlik, kusurluluk, aşırı bağımlılık veya aşırı kontrol ihtiyacı gibi derin temalar yaşayan, tekrarlayan ilişki sorunları olan, geçmiş deneyimlerinin bugünkü yaşamını etkilediğini hisseden ve kişilik örüntülerini değiştirmeye kararlı kişiler için uygundur. Amaç, kişinin olumsuz şemalarını daha esnek, sağlıklı ve işlevsel inanç ve davranışlarla değiştirmesini sağlamaktır; semptomları kısa vadede sadece bastırmak yerine, kökten çözüm ve uzun süreli psikolojik esneklik kazandırmak hedeflenir.

EMDR: Göz Hareketleriyle Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşleme

EMDR: Göz Hareketleriyle Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşleme terapisi, travmatik anıların işlenmesine odaklanan bir terapi modelidir. Temel varsayımı, bazı yaşantıların beynimiz tarafından tam olarak işlenememesi ve bu nedenle bugünkü yaşamda yoğun duygusal tepkilere, kaygılara, kabuslara veya ilişki problemlerine yol açmasıdır. Bu süreci yaranın içinde kalmış bir cam parçasına benzetebiliriz. Yara kapanmış olsa da içinde kalan cam parçası her dokunuşta can acıtır, EMDR uygulayan terapist bu yarayı açar, can parçasını çıkarıp temizler ve sonraki iyileşme tam bir iyileşme olacaktır.

Seans sırasında danışan, travmatik anıyı hatırlarken terapist tarafından yönlendirilen göz hareketleri veya diğer çift taraflı uyaranlar ile anıyı yeniden işler. Bu süreç, travmatik anıların duygusal yoğunluğunu azaltır, bilişsel ve duygusal anlamlandırmayı değiştirir ve kişinin hayatındaki işlevselliği artırır. EMDR özellikle kazalar, istismar, kayıp, ani kayıplar, doğal afetler veya savaş gibi travmatik deneyim yaşamış, bu anıların hâlâ günlük yaşamda yoğun etkisini hisseden kişiler için uygundur. Amaç, travmatik hatıraları bastırmak değil, onları güvenli bir şekilde yeniden işleyerek kişinin kendisini daha sakin, dengeli ve işlevsel hissetmesini sağlamaktır; semptomları geçici olarak azaltmak yerine, travmanın etkilerini kökten çözmeyi hedefler.

Kabul ve Kararlılık Terapisi (ACT)

Kabul ve Kararlılık Terapisi (ACT) insanların olumsuz duygu, düşünce ve anılarla savaşmak yerine onları kabul etmeyi öğrenmelerine ve kendi değerleri doğrultusunda anlamlı bir yaşam sürmelerine odaklanan bir terapi yaklaşımıdır. Temel varsayımı, acı verici duyguların yaşamın doğal bir parçası olduğu ve bu duyguları bastırmaya çalışmanın sıkıntıyı artırdığıdır. Terapide danışan, düşüncelerini ve duygularını yargılamadan gözlemlemeyi, “şu an” farkındalığı ile deneyimlemeyi ve bu farkındalıkla değerleri doğrultusunda adımlar atmayı öğrenir. ACT, özellikle kaygı, depresyon, stres, obsesyonel düşünceler, kronik ağrı veya yaşamda boşluk ve anlamsızlık hissi yaşayan kişiler için uygundur. Ayrıca, duygularını bastırmak yerine kabul ederek onlarla başa çıkmak isteyen, değerleri doğrultusunda hareket etmeye istekli, değişime açık ve kendi yaşamında daha fazla anlam ve amaç bulmak isteyen kişiler için de son derece uygundur. Terapi, semptomları sadece geçici olarak azaltmak yerine, kişinin psikolojik esnekliğini artırmayı ve zor duygularla baş edebilme kapasitesini güçlendirirken aynı zamanda daha anlamlı ve değer odaklı bir yaşam sürmesini hedefler.

Bütüncül Bir Yaklaşım ve Uzman Seçimi

Psikolojik destek süreci, standart bir reçete ile ilerleyen mekanik bir uygulama değildir. Her bireyin yaşam öyküsü, baş etme mekanizmaları ve ihtiyaçları birbirinden farklıdır. Bu nedenle psikoterapi, tek tip bir yaklaşımın herkese uygulanmasıyla değil; danışanın özgün ihtiyaçlarına göre şekillenen bütüncül bir anlayışla yürütülmelidir.

Bir psikoloğun birden fazla terapi modelinde eğitim almış olması, farklı kuramsal bakış açılarını tanıması ve klinik formülasyonu buna göre esnek biçimde yapabilmesi büyük önem taşır . Yetkin bir uzman, danışanın ihtiyacını değerlendirir; yöntemi danışana uydurur, danışanı yönteme uydurmaya çalışmaz.

Psikolojik destek almayı düşünen bireylerin; gerekli eğitimleri almış, süpervizyon deneyimi bulunan, etik ilkelere bağlı, mesleki gelişimini sürdüren ve alanından yetkin uzmanlarla çalışmayı tercih etmeleri önemlidir. Terapi süreci güven ilişkisi üzerine inşa edilir. Uzmanın bilgi ve deneyimine güvenmek, sürece açıklık ve umutla yaklaşmak değişimin önemli bir parçasıdır.

Unutulmamalıdır ki terapi bir hızlı çözüm değil; anlamaya, fark etmeye ve dönüştürmeye alan açan bir yolculuktur. Doğru uzmanla kurulan güvenli terapötik ilişki, bu yolculuğun en sağlam temelidir.

meryem bozdoğan
meryem bozdoğan
Meryem Bozdoğan, Ankara Medipol Üniversitesi İngilizce Psikoloji Bölümü son sınıf öğrencisidir. Kendini hem adli hem de klinik alanlarda edindiği çeşitli staj deneyimleriyle geliştirmiştir. Van Denetimli Serbestlik Müdürlüğü’nde hükümlülerin topluma uyum süreçlerine destek olmuş, Bilkent Şehir Hastanesi’nin psikiyatri servisinde ve polikliniğinde ise saha tecrübesi kazanmış, psikolojik testler hakkında bilgi edinmiştir. Bunun yanında, klinik staj programlarına katılarak BDT, EMDR, sanat terapisi ve spor psikolojisi gibi alanlarda eğitimler almış, vaka analizleri yürütmüştür. Kariyerini klinik psikoloji üzerinden devam ettirmeyi planlayan Bozdoğan yazılarında popüler mitler, medya psikolojisi ve etik tartışmaları konu almayı hedeflemiştir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar