Özgüven ve narsisizm.. Çok sıklıkla birbirine karıştırılan iki davranış şekli. İlkinde bireyin kendi kapasitesine, yeterliliğine inancı ve buna verdiği değer söz konusuyken; ikincisinde çok derinlerde yatan bir değersizlik duygusunun maskelenerek büyüklenmeci tutumlar sergilemesinden bahsetmek yanlış olmaz. Dışarıdan bakıldığında dik bir duruş, göz teması, ayakların yere basışı, başın dik duruşu, sözcüklere ve kendi bedenine hakim olma durumu hem özgüvenli hem de narsist özellikleri olan kişilerde benzer şekilde görülebilir. Ancak özgüvenli kişilerde kendi sahip olduğu bilgiyi, deneyimi veya herhangi bir şeyi aşırı yüceltme ve sahip oldukları üzerinden kendi değerini tanımlama yoktur. Bu durumun aksine, narsist özellikleri olan veya narsisistik kişilik örüntüsü olan bireylerde kendi değerini ve sahip olduklarını (bu bazen maddi güç, güzellik, bazen sahip olunan eşyalar, eş, iş, ortam, araba vb olabilir) aşırı yücelterek var olma halinden bahsetmemiz mümkündür. Yani birinde var olma hali her şeyden bağımsız, salt kendilikten gelirken, diğerinde var olmanın ve değerli hissetmenin yolu sahip olunanlar üzerinden sağlanmaktadır.
Güç Kavramı ve Etkileri
İşte tam bu noktada patolojik bir güç kavramından bahsetmek tam da yeri olabilir. Özgüvenli bir kişide de güçlü bir duruş, beden duruşu sezinleyebilirsiniz fakat bu güç sizin üzerinizde baskı hissettiren, sizi ezen, aşağılayan bir güç şeklinde değildir. Yani özgüvenli biri karşısında ezilmiş veya rahatsız hissederek bulmazsınız kendinizi. Narsist bir kişide ise patolojik boyutta bir güç takıntısını gözlemleyebiliriz. Size üstünlük kurmak, güçlü olmak, güçlü görünmek gibi arzuları olduğu için bu durum sizin kendinizi yoğun bir baskı altında, küçülmüş veya değersiz gibi hissetmenize sebep olabilir. En sonunda da gerçekten onunla iletişimde yorulmuş hissedersiniz.
Ancak şu dipnotu paylaşmak da iyi olabilir; narsist bir kişiyle ilk karşılaşmalarda onun yanında kendini aşırı değerli, aşırı onurlandırılmış hissettiğini söyleyen kişilere rastlamak mümkün. Bu doğru! İlk izlenim olarak narsist bireylerin yanında olmak, onların sahip olduğu güçlü duruşun gölgesinden olmak, onların iltifatlarına, ilgilerine sahip olmak kişiyi çok değerli, güçlü, kudretli hissettirebilir. Ancak zamanla bu değer, narsist bireyin psikolojik olarak zorbalamasıyla meydana gelen aşağılanma hissine dönüşecektir. Yani bu oyunda narsist karşısında mağdur olmak- eğer ki farkında değilseniz- kaçınılmazdır. Bu durum narsist bireyin patolojik olarak güç elde etmesine yardımcı olacak bir nevi oyundur kendi iç dünyasında.
Duygusal İzlenimler ve Farklar
Dolayısıyla özgüvenli bir kişiyle narsist birini ayırt etmenin en keskin yöntemlerinden biri bir süre sonra sizde bıraktığı izlenim ve duygularınızdır. Keza özgüvenli bir kişi sizinle güç savaşına girmez çünkü buna ihtiyacı yoktur, sizinle güç savaşını kazanıp kendini lider, güçlü ilan etmeye ihtiyacı yoktur. O zaten kendi iç dünyasında olduğu her haliyle tamam ve mutludur. Eksiklerinin farkında ve onlarla da anlamlı bir bütün olduğunun bilincindedir. Sizin de kendisinin de her alanda tüm güçlü veya tam olamayacağınızı çok iyi bilir. Bu hayatta iyi ve güçlü olduğu alanlar, işler kadar zayıf ve yetersiz olduğu yerler olduğunun çok farkındadır ve bu durumla bir derdi yoktur. Çünkü iç dünyasında onarılmaz derecede derin bir değersizlik hissi yoktur. Bazen değersiz ve güçsüz hissedebilir ama bu duygu denizinde boğulmaz veya bu duygulardan çıkmak için karşısındaki kişinin yakasına yapışıp onun zayıflığından beslenmez.
Buna karşın narsist bir kişide tam olarak bunları görmek mümkündür diyebiliriz. İç dünyasındaki yoğun değersizlik duygusunda boğulduğu için bu duyguyla baş edebilmesi için dış dünyadan bir insanın desteğine ihtiyaç duyar ama bunu şefkatli bir yardım isteme şeklinde değil karşısındakine o değersizliği yansıtarak yapar. Çoğu zaman ise bunu bile isteye yapmaz, tek bildiği ve öğrendiği yol bu olduğu için yapar. Karşısında bulunan kişiden üstün olmak, ona üstünlük kurmak ve güçlü hissetmek bildiği tek hayatta kalma şeklidir ve hayatı başka bir rotadan hiçbir zaman deneyimlememiştir.
Paylaşmak ve Eşitlik Bilinci
Diğer ayırıcı faktörlerden biri olarak ‘paylaşmak’ kavramını kullanabiliriz. Özgüvenli bir birey kendine ait bir bilgiyi, eşyayı, deneyimi vb. nezaketle ve şefkatle paylaşır. Kendi temellerine sıkı sıkıya dayanabildiği için paylaşmaktan korkmaz ve bunu üstünlük kurma amacıyla değil herkesle eşit olduğu bilinciyle yapar. Narsisizmde bu durum tam tersi şekildedir. Sahip olunan herhangi bir şey üstünlük kurmak amacıyla yapılır. Özgüvenli bir kişinin üstünlük kurmak gibi amacı hiçbir zaman olmamıştır.
Sınırlar ve Saygı İlişkisi
Son olarak ‘sınırlar’ konusunu ele alalım. Özgüvenli bir birey hem kendi sınırlarına hem de karşısındaki kişinin sınırlarına saygı duyar, bazı konularda kendi üstün olduğu konuların bazı konularda da karşısındaki kişinin üstün olduğu konuların, alanların farkındadır ve bir yarışa girmez. Alan ihlali yapmaz, saygı duyar ve kendine de saygı duyulmasını bekler. Sınır ihlali yapılan yerlerde nazikçe uyarır ve sınırlarını belli eder; ancak bunu had bildirmek şeklinde değil kibar bir uyarı, ikaz şeklinde gerçekleştirir ve karşısındaki kişiyi ezmek gibi bir amaca sahip değildir.
Özetlemek gerekirse özgüvenli bir kişiyle narsist bir kişiyi birbirinden ayıran en temel özellik büyüklenmeci tutumlar ve sahte bir şişirilmiş benlik inancıdır. Özgüvenli bir birey kendi ve ötekilerin değerinin farkındayken narsist bir kişiden bunu beklemek pek doğru olmaz. Onun amacı üstünlük kurarak hakim olmak ve değerli hissetmektir.


