Perşembe, Nisan 23, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Otizmde Duygu Yolculuğu

Otizm, bireyin erken başlangıçlı sosyal ve iletişim becerilerinde ciddi düzeyde gecikme yaşadığı bir bozukluktur. Çevreye olağandışı tepkiler ile karakterize olmuş, nörogelişimsel bir bozukluktur. Etiyolojisine yani kökenine baktığımızda ileri yaşta ebeveynlik, anne baba arasındaki yaş farkı, hamilelik döneminde oluşan belirli problemler ve genetik faktörler neden olabiliyor otizme. Araştırmalara göre epidemiyolojik açıdan yani toplumda görülme sıklığı bakımında erkeklerde daha fazla görülüyor.

Tanı Kriterleri ve Belirtiler

Tanı kriterleri ikiye ayrılıyor; A kriterinde toplumsal iletişim ve toplumla ilişkili belirtiler yer alıyor, B kriterinde ise ilgi alanları ve aktivite örüntüsü ile ilgili belirtiler bulunuyor. Belirtilere bakacak olursak bebeklik döneminde ismine tepki vermeme, göz teması kurmama, tekrarlayan hareketler, olaylara karşı tepkisizlik, cansız nesnelere olağandışı duyarlılık, değişikliklere direnç gösterme ve ekolali yani yineleyen sesler çıkarmaktır.

Tedavi ve ABA Yöntemi

Tedavi kısmında öncelikle otizmin kesin çözümü olan bir tedavisi yoktur ama dil becerilerini arttırma, yıkıcı davranışları azaltma, bakımla ilgili beceriler kazandırma, davranış ve iletişim becerileri üstünde çalışmalar yapma gibi çalışmalar ile bireyin hayat kalitesini arttırabiliriz. Aynı zamanda ABA yani uygulamalı davranış analizi yöntemi otizmli bireylerle çalışılırken kullanılıyor. ABA pekiştirme temelli bir yöntem olup çocukların olumlu davranışlarını arttırma, sosyal becerilerini geliştirme hedefli bir yöntemdir. Otizmli bireyler ile çalışılırken özgün bir program oluşturulması gelişimleri açısından büyük bir önem arz eder. Çünkü her biri birbirinden farklı kimliğe sahip bu nedenle yaşadıkları her sorun onlara özgü.

Duygusal Farkındalık ve Kuramsal Yaklaşımlar

Otizmli bireyler duygularını kolay şekilde ifade etme ya da tanımlama yetisine sahip değildirler çünkü duygusal farkındalığa sahip değildirler. Küçük yaştan itibaren sosyal ve iletişim becerilerinde yaşadıkları sıkıntılar onlar için zorlayıcı bir yandan da duygularını tanımlama, düzenleme ve ifade etmekte zorlanıyorlar. Bireyler duygusal farkındalık dediğimiz kavram sayesinde duyguları tanımlıyor ve daha rahat regüle ediyor yani duyguları düzenliyor ve anlamlandırıyor (Salovey & Mayer, 1990). Duyguların tanımlanması kısmında iki önemli isim var: Robert Plutchik ve Paul Ekman. Plutchik duyguların çarkı modelini sunmuş. Duyguların ilkel duyguların kombinasyonlarından oluştuğunu öne sürmüş. Bu ilkel duygular; hayranlık, öfke, yas, korku, şaşkınlık, nefret, uyanıklık ve coşku olarak tanımlamış (Plutchik, 2001).

Ekman ise Darwinci yaklaşımı temel alarak altı temel evrensel duygu tanımlamış bunlar; mutluluk, üzüntü, öfke, şaşkınlık, korku ve tiksinmedir (Ekman, 1999). Bunlar her bireyde bulunan temel duygulardır ama bunları tanımak ve tanımlamak için belirli bir farkındalığa ihtiyacımız var.

Duygusal Hesaplama ve Otomatik Duygu Tespiti

Duyguları tanımlama kısmında bir başka değinmek istediğim kavram duygusal hesaplama. Nedir bu peki? 1995 yılında tanımlandığı biçimde duygularla ilgili olan her türlü hesaplama yöntemidir. Burada dikkatimizi yönlendirmemiz gereken kısım otomatik duygu tespiti kavramıdır. Otomatik duygu tespiti seste veya yüzde duyguları tespit etmektir (Picard, 1995). Bu bilgiler ışığında otizmli bireylerin iletişim kurmakta ya da duygu tanımlamada neden zorlandığını daha rahat anlayabiliriz çünkü otizmli bireyler göz teması kurmazlar bu da karşısındakı kişinin mimiklerini ve yüz ifadesini görmesini yani duygularının dışa vurulma anına tanık olmadıkları için ve aynı zamanda duygusal farkındalığa sahip olmadıkları için duyguları tanımlayamazlar.

Terapi Süreci ve Erken Müdahale

Bir üç yaş arası bir bebeği düşünelim anne ve babasının mimiklerine ve yüz ifadelerine göre kendi duygularını ifade ederler. Özellikle otizmli bireyler ile çalışılırken küçük yaşta çalışılması önem arz eder. Çocuklar çevresindeki insanları taklit ederek hayatı deneyimler ve öğrenirler. Otizmli bireylerde terapi sayesinde daha rahat iletişim kurma, kendi başlarına belirli görevleri tamamlama ve duygularını daha rahat regüle etmeyi öğrenirler. Terapilerde terapist günlük hayattan hikayeler üstünden ilerler bu şekilde hem davranış bakımından hem de iletişim bakımından tema oturur. Otizmli bireylerin bir ritüelmiş gibi tekrar eden davranışlar sergilemesinin nedeni ise adapte olmak içindir. Bulunduğu ortam özellikle alışık olmadığı bir yerse rahatsız hissederler.

Kısacası otizmli bireylerin duygusal farkındalıkları olmadığı için duygularını regüle etmede yani düzenlemede ve anlamlandırmada problem yaşarlar bu sebeple de uyumsuz davranışlar sergilerler. Burada otizmde erken yaşta müdahalenin önemini tekrar vurgulamak isterim, verilen eğitimler sonucunda otizmli birey günlük hayata daha kolay bir şekilde uyum sağlar, duygularını tanıyarak ve farkına vararak daha rahat dışa vurur.

Kaynakça

Garcia-Garcia, J.M., Penichet, V.M.R., Lozano, M.D., Fernando, A. (2022). Using emotion recognition technologies to teach children with autism spectrum disorder how to identify and express emotions.

Sude Subaşı
Sude Subaşı
Sude Subaşı, son sınıf psikoloji öğrencisidir. Daha öncesinde rehabilitasyon merkezinde staj deneyimi bulunmakta ve orada özel gereksinimi çocuklarla çalışma fırsatı bulmuştur, onların iç dünyalarını kavramıştır. Son sınıfta dışarıdan eğitimlerle kendini geliştirmeye çalışmaktadır. İlgi alanı daha çok çocuk ve ergenler üstünedir. Bunun yanında bilişsel davranışçı terapi ve mindfulness'a da ilgi duymaktadır. Misyonu toplumun psikolojiye bakış açısını bir nebze de olsa değiştirmektir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar