Bu yazıda okul öncesi döneme denk gelen 2-6 yaş aralığındaki çocukların bilişsel gelişimleri ve yalan söyleme davranışları incelenmektedir. Yazı genel anlamıyla çocukların neden yalan söylediği ve çocukları yalana iten sebepler üzerinde durmakta ancak bu yalanlara karşı neler yapılabileceğine detaylıca değinmemektedir. Yazının amacı çocuklardaki yalanın nedenlerini anlamaktır. İlk bölümde okul öncesi dönemin bilişsel gelişimi üzerine durulmuştur. Bu ikinci bölümde ise yalan söyleme davranışına değinilecektir.
Bilişsel Gelişim ve Yanıltıcı Algılar
Aslında çocukların bilişsel gelişim dönemine dair bir önceki yazıyı incelediğimizde yalan konusu büyük bir kısmı açıklığa kavuşmuş oluyor. Mesela odaktan uzaklaşamamanın sebep olduğu bir durumda çocuk belli olaylar bütününde sadece en sondakini hatırlayabiliyor. Bundan dolayı önce amcasıyla lunaparka giden ardından eve gelip babasına tamiratta yardım eden sonrasında da annesiyle bulaşık yıkayıp sofrayı kuran bir çocuğa gün içinde neler yaptığını sorarsanız karşılık olarak annesiyle yaptıklarını anlatacak ve diğerlerini ya hiç hatırlayamayacak ya da çok silik hatırlayacaktır. Şimdi çocuğunuz yalan mı söylemiş oldu? Ya da iki çocuklarınıza da 10 TL verdiniz ama birine beşer beşer iki banknot verirken birine tam 10 TL verdiniz diyelim. Bu yaştaki bir çocuk annesine gidip “babam bana daha az para verdi.” derse yalan söylemiş mi olur yoksa siz evlat kayırmış mı olursunuz? Peki, çocuklara sürekli olarak melek ve şeytan gibi soyut kavramlardan bahsettiğinizi varsayalım. Okul öncesi grubu genellikle hayali arkadaş edinme özelliğine sahiptir, yani anlattıklarınızı hayalinde canlandırır ve onlar varmış gibi hareket ederler. Bir gün eve geldiniz ve vazonun kırıldığını gördünüz. Çocuğunuza sorduğunuzda onu meleklerin kırdığını söylemesi bir yalan mıdır? Bu örnekler yalan söyleme davranışı üzerine Piaget’ye ait bilişsel açıklamalardı. Şimdi de yalanın diğer yönlerine bakalım.
Bazı araştırmalar (özellikle Dr. Wimmer, Gruber ve Perner tarafından yapılan) çocuklarda yalanın Piaget’in açıkladığı yetersizliklerle açıklanmasının dışında birtakım bilgiler öne sunmaktadır: 4-6 yaşında yalan söyleme tanımlarındaki niyetin önemini tanımayan çocuklar yanlış söylemi yapan kişinin ahlaki yargıları söz konusu olduğunda niyete karşılık verirler. Çocuklara bunun için bir hikâye verilmektedir. Özetle bu hikâyede bir çocuğun annesinin sakladığı çikolataların yerini kardeşine söyleyip söylememe durumu incelenmektedir:
-
Anne çikolataların yerini değiştirmiyor ve çocuk yerini biliyor. Söyleme-söylememe durumu
-
Anne çikolataların yerini değiştiriyor ve çocuğun bu yer değiştirmeden habersiz olarak çikolataların yerini söyleme-söylememe durumu
Bu durumlara göre çocuklara bu davranışların yalan olup olmadığı ve ikinci durumda kendi bildiği yeri söyleyip nazik davrandığı için altın yıldız ya da bildiği halde yalan söylediği için siyah nokta verip veremeyecekleri soruluyor. Sonuçlara göre çocuklar her türlü yanıltmayı bir yalan olarak sayıyorlar ve araştırmaya katılan bu çocukların yüzde 75’i ahlaki hükümlerini çocuğun niyetine dayandırıyor. Bu sonuçlar da kanıtlıyor ki çocuklar yalan kavramını yanlış da kullansalar içindeki kastı fark edebiliyorlar.
Yalan Söylemenin Psikolojik Nedenleri
Yalan konusundaki öncü araştırmaların sahibi Paul Ekman’ın “Çocuklar Neden Yalan Söyler?” isimli kitabına göre yalan söylemenin bazı nedenleri şunlardır:
-
Cezalandırılmaktan/azarlanmaktan kurtulmak (altını ıslattığı bariz belli olan bir çocuk, ıslatmadığı yönünde diretir.)
-
Sorumluluktan kurtulmak (ödevini bitirmese bile sorulduğunda bittiğini söylemek)
-
İstenen ödüle ulaşmak (sevdiği çizgi filmi izlemek için yatağını topladığını söylemek)
-
Aile içinde yalanın kullanımı (mesela ebeveynler birbirlerine sıkça yalan söylüyorsa veya aile “nezaket yalanı” kullanıyorsa -birinin kıyafetini beğenmediği halde beğendiğini söylemek-)
-
Sevdikleri birini cezadan korumak (kardeşi annesinin telefonunu yere düşürdüğü zaman annesine bunu kedinin yaptığını söylemek)
Bu kitaba göre daha fazla sebebi var ancak bu yazıda okul öncesi dönem ele alındığı için kapsamı daraltılmıştır. Sıklıkla bu yaş grubu biraz fazla dürüst ve saydamdır. Yani öğrendiklerini doğrudan aktarır (eğer bir ebeveyn birisi için “bu çok çirkin” demişse çocuğun da başkalarının yanında bunu deme ihtimali hayli yüksektir.) ve duygu ve düşüncelerini araya bariyer koymadan ifade eder (sevmiyorsa belirtir, konuşmak istemiyorsa susar vb.). Ancak Ekman’ın belirttiğine göre yalan söyleme davranışı daha erken yaşlarda (4 yaşında, hatta daha erken de olabilen bir yaşta) başlamaktadır. Ona göre bu yalanlar sıklıkla bir yanıltma girişimidir (yani nezaket yalanı hariç hepsi) ve çok sıkıntılı bir durum değildir. Bu durumu sıkıntılı olarak değerlendirebilmemiz için sıklığa bakmamız gerekmektedir.
Bu bölümde, ilk bölümde yer alan bilgileri değerlendirerek okul öncesi dönemdeki çocuğun yalan olarak adlandırılan bazı davranışlarını inceledik. Buna ek olarak bazı kaynaklardan da yalanın bazı sebeplerine ve çocukların yalan kavramına bakış açısına göz attık.


