Mekâna bağlanma
Dilimize Arapça’dan geçmiş olan mekân sözcüğü, Türk Dil Kurumu Güncel Sözlüğüne göre “bulunulan yer” anlamına gelmektedir (Türk Dil Kurumu [TDK], t.y.). O hâlde “olmak” eylemi mutlaka bir yerde olmayı gerektirir ve söz konusu yere içkin olmak durumundadır (Bilgili, 2020). Nitekim aynı durum, Gifford (2014) tarafından “Nereye gidersek gidelim, hep gittiğimiz yerdeyizdir” şeklinde ifade edilmektedir. Dolayısıyla insanın varoluşunun mutlaka bir mekân dahilinde olması zorunludur.
Mekânlara neden bağlanırız? Mekânlara bağlanmanın ne gibi faydaları vardır?
Mekânların insan varoluşu için vazgeçilmez olduğu açıktır. Peki neden mekânlara bağlanırız? Mekânlara bağlanmakla ne gibi faydalar elde ederiz? Çalışmalar hayatta kalabilmek ve güvende hissetmenin yanı sıra duygularımızı düzenlemek (iyi hissetmek, rahatlamak, tazelenmek vb.) için mekânlara bağlandığımızı göstermektedir (Scannell ve Gifford, 2010).
Mekânlara bağlanmanın faydalarından bahsetmek gerekirse, bir çalışmada “anıların pekiştirilmesinin” mekâna bağlılığın en yaygın olarak deneyimlenen faydası olduğu gösterilmiştir (Scannell ve Gifford, 2017). Buna göre katılımcılar, anıları sayesinde geçmişlerine bağlandıklarını ifade etmişlerdir. Aynı çalışmada buna ek olarak mekânların “aidiyet” ve “rahatlama” gibi faydalar da sağladığı raporlanmıştır.
Mekâna Bağlanmanın Üçlü Modeli
Bugüne kadar coğrafyadan sosyolojiye ve oradan psikoloji ve mimarlığa kadar çok farklı disiplin insanların mekânla kurdukları duygusal bağları konu edinmiştir. Ancak çok sayıda ve birbirinden çok farklı alanların insanların mekânlarla kurdukları ilişkilere dair söyledikleri, beraberinde aynı olgunun farklı kavramlarla tanımlanmasına neden olmuştur. Yine bu kavramları ölçmeye yönelik farklı yöntemlerin de birbirinden kopuk olması da ilgili kavram hakkında bilgi birikimini zorlaştırmıştır (Lewicka, 2011). Ancak Scannell ve Gifford (2010) kavramın tanımındaki çeşitliliği tek bir teorik çerçeve etrafında toplamak için “Üçlü Model”i (Tripartite Model) önermişlerdir. Bu modele göre mekâna bağlanma, “kişi”, “mekân” ve “süreç” olmak üzere üç boyuttan oluşmaktadır.
1. Kişi
Kişi boyutunu ilk olarak bireylerin ait oldukları dinsel veya tarihi kültürel grupların üyelerinin paylaştığı ortak sembolik anlamlar oluşturur. Örneğin, kutsal mekânlara yapılan hac yolculukları buna örnek olarak verilebilir. Bu durumda hacılar, hac mekânlarına sembolik olarak bağlanabilir ve bu mekânlar için belirli duygular deneyimleyebilirler. Kişi boyutunun ikinci kısmı da kişilerin belirli mekânlara yönelik (örneğin dönüm noktalarını temsil eden mekânlar) sahip oldukları kişisel bağlardır. Sevgiliyle tanışılan mekân buna örnek gösterilebilir.
2. Mekân
Üçlü modelin “mekân” boyutu, mekânlara fiziksel ve sosyal yönden bağlanmaları ifade eder. Burada mesele bağlanma nesnesinin ne olduğu, bir diğer ifadeyle nereye bağlanıldığıdır. İnsanlar yaşadıkları ev ortamları, mahalleler ve şehirlere bağlanabilirler. Bununla beraber, bölge (örneğin Ege, Egeli), ülke (Kanada, Kanadalı) veya kıta (Avrupa, Avrupalı) gibi daha geniş ölçekli mekânlara da bağlanmalar mümkündür. Bireylerin, bir şehirde sahip oldukları geniş ağlar sayesinde o şehre bağlanması sosyal yönden mekâna bağlanmaya karşılık gelmektedir. Öte yandan mekânların havadar, temiz ve yeşil olmasından kaynaklı gerçekleşen bağlanmalar ise mekânlara fiziksel yönden bağlanmayı ifade eder.
3. Süreç
Mekâna bağlanmanın “süreç” boyutu, mekânlara duygulanım, biliş ve davranışsal açıdan “nasıl” bağlanıldığına karşılık gelmektedir. Bir kişinin çocukluğunu geçirdiği sokağa yönelik duyguları, örneğin mutluluk, özlem gibi pozitif veya nefret gibi olumsuz içerikteki duygular o kişinin sokağa yönelik bağlanma biçimini etkileyebilir. Bireylerin mekânlara dair sahip oldukları bilişler (örneğin anılar, inançlar veya anlam) onların mekânlara nasıl bağlandıklarını belirleyebilir. İnsanların kendi kişisel değerlerini ve benliklerini iyi bir şekilde yansıtan mekânlara bağlandıkları bulgulanmıştır (Twigger-Ross ve Uzzell, 1996). Son olarak, “davranış” alt boyutu ise bireylerin mekânlara yaklaşma (örneğin özlenen yere geri dönme) veya onlardan kaçınma (örneğin yıkıcı bir doğal afet sonrası oradan uzaklaşma) davranışlarına karşılık gelir.
Sizler en çok hangi mekânları seviyorsunuz? Hangi mekânlar hakkında neler hissediyor ve düşünüyorsunuz?
Kaynakça
- Bilgili, M. (2020). Approaches to philosophy of space in geography. International Journal of Geography and Geography Education (IGGE) 41 88-102.
- Gifford, R. (2014). Environmental Psychology Matters. Annual Review of Psychology 65 541-579. https://doi:10.1146/annurev-psych-010213-115048.
- Lewicka, M. (2011). Place attachment: How far have we come in the last 40 years?. Journal of environmental psychology, 31(3), 207-230. https://doi:10.1016/j.jenvp.2010.10.001
- Scannell, L. ve Gifford, R. (2010). Defining place attachment: A tripartite organizing framework. Journal of Environmental Psychology 30 1-10. https://doi:10.1016/j.jenvp.2009.09.006
- Scannell, L., & Gifford, R. (2017). The experienced psychological benefits of place attachment. Journal of environmental psychology 51 256-269
- Türk Dil Kurumu. (t.y.). Mekân. Güncel Türkçe Sözlük içinde. Erişim tarihi 21 Temmuz 2026, https://sozluk.gov.tr/
- Twigger-Ross, C. L. ve Uzzell, D. (1996). Place and Identity processes. Journal of Environmental Psychology 16 205-220.

