Salı, Haziran 23, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Neden Bazı İnsanlar “Pick Me”? Görünmeyen Psikolojik Sebepler

“Pick Me” terimi, özellikle sosyal medya kültüründe, erkeklerin onayını veya ilgisini kazanmak amacıyla diğer kadınları küçümseyen ve kendisini daha tercih edilebilir göstermeye çalışan kadınları tanımlamak için kullanılmaktadır. Bu kişiler, flört veya sosyal ortamlarda algılanan değerlerini artırmak amacıyla kendilerini diğer kadınlardan farklı, daha iyi ya da daha üstün konumlandırmaya çalışırlar. Bu nedenle “pick me” kavramı sıklıkla “diğer kızlar gibi değil” söylemiyle ilişkilendirilse de, iki kavram tamamen aynı değildir.

Bazı kadınlar hem “pick me” hem de “diğer kızlar gibi değil” olarak tanımlanabilir. Bu kişiler, futbol, video oyunları veya rock müzik gibi erkekler arasında popüler olduğu düşünülen ilgi alanlarını benimseyebilir; moda, kozmetik gibi geleneksel olarak kadınsı görülen uğraşları ve bu alanlarla ilgilenen kadınları küçümseyebilirler. Ancak burada önemli olan nokta, geleneksel olarak erkeklere atfedilen hobilerden hoşlanmanın tek başına “pick me” davranışı anlamına gelmemesidir. Sorun, bu ilgi alanlarının erkeklerin beğenisini kazanmak veya diğer kadınlardan üstün görünmek için kullanılmasıdır. Aksi halde, bu kavramın yanlış kullanımı cinsiyetçi kalıp yargıları güçlendirebilir.

Öte yandan her “pick me” kadın, geleneksel kadınsılığı reddetmez. Bazıları daha muhafazakâr veya geleneksel değerlere sahip olabilir ve kendilerini diğer kadınlardan farklı değil, daha değerli veya daha yüksek standartlara sahip olarak görebilirler. Bu kişiler, geleneksel olmayan kadınları ahlaki açıdan yetersiz, kaba, erkeksi veya feminist oldukları için eleştirebilir; kendilerini ise daha uyumlu ve “tercih edilir” olarak sunabilirler. Genel olarak “pick me” arketipi, diğer kadınları aşırı duygusal, yüzeysel veya problem çıkaran kişiler olarak görme eğilimindedir ve çoğunlukla erkeklerle arkadaşlık kurmayı tercih edebilir.

Sosyolojik açıdan bu davranış, sıklıkla içselleştirilmiş kadın düşmanlığının bir biçimi olarak değerlendirilir. Kadınlar arası rekabetin ve erkek ilgisinin önceliklendirilmesinin bir sonucu olarak ortaya çıktığı düşünülür. Aynı zamanda kişinin kendisini başkalarının bakışı üzerinden değerlendirmesi nedeniyle öz-nesneleştirme süreçlerini de içerebilir. Özellikle sosyal medyada mizahi içeriklerin konusu haline gelen bu stereotip, zamanla yalnızca kadınları değil, benzer biçimde karşı cinsin onayını arayan “pick me erkek” veya “performatif erkek” kavramlarını da ortaya çıkarmıştır.

Psikolojik açıdan bakıldığında ise “pick me” davranışı yalnızca dikkat çekme veya beğenilme isteğinden ibaret değildir; kişinin benlik değeri ve ilişkileriyle bağlantılı daha derin süreçlere işaret eder. Bu örüntüde kişi, başkaları tarafından seçilmeyi, beğenilmeyi ve onaylanmayı yoğun biçimde önemser. Ancak sorun, bu ihtiyacın kişinin öz değerinin temel kaynağı haline gelmesidir. Böyle durumlarda birey, kendisini değerli hissedebilmek için dış onaya bağımlı hale gelir ve bunu sağlamak amacıyla hem kendisini idealize eden hem de başkalarını değersizleştiren stratejiler geliştirebilir.

Bu davranış örüntüsünde sıklıkla kişinin kendisini “diğerlerinden farklı” ve “daha tercih edilir” olarak sunmaya çalıştığı görülür. “Ben diğer kızlar gibi değilim”, “Kadınlarla değil erkeklerle daha iyi anlaşırım” veya “Ben diğer erkekler gibi değilim” gibi ifadeler bunun örnekleridir. Bunun yanında sürekli onay arama, kendi düşüncelerini bastırma, sınır koymakta zorlanma, aşırı uyum gösterme ve fedakârlık yapma gibi davranışlar da görülebilir. Özellikle ilişkilerde “hayır” diyememek, karşı tarafın beklentilerini kendi ihtiyaçlarının önüne koymak ve terk edilmemek için yoğun çaba göstermek sık rastlanan özellikler arasındadır. “Pick me” davranışı tek başına bir kişilik bozukluğu ya da klinik tanı değildir; daha çok farklı kişilik örüntülerinde görülebilen bir ilişki ve benlik düzenleme tarzıdır. Bu nedenle değerlendirilirken dikkatli olunmalı ve tek bir patolojiye indirgenmemelidir. Aslında “pick me” davranışı B küme kişilik örgütlenmeleriyle belirgin biçimde örtüşebilmektedir. Örneğin, Borderline kişilik örgütlenmesinde bu davranış, terk edilme korkusu, yoğun ilişki ihtiyacı ve kimlik karmaşası nedeniyle partner tarafından seçilmeye yönelik yoğun çaba ile birlikte görülebilir. Ancak “pick me” davranışı borderline kişilik bozukluğuna özgü değildir ve tek başına bu tanıyı düşündürmez. Histriyonik kişilik örgütlenmesi benzer bir başka örüntüdür. Bu yapıda ilgi odağı olma ihtiyacı, dikkat çekme davranışları, beğenilme arzusu ve duyguların daha dramatik şekilde ifade edilmesi öne çıkar. Bu nedenle bazı “pick me” davranışları bu örüntüyle benzerlik gösterebilir; ancak her “pick me” davranışı histriyonik kişilik özellikleriyle de açıklanamaz. Narsisistik örgütlenmede ise farklı bir motivasyon söz konusu olabilir. Bu durumda temel dinamik “sevilmekten çok üstün görünme” ihtiyacıdır. Özellikle kırılgan narsisizmde kişi dışarıdan yoğun biçimde onay arar, eleştiriye karşı aşırı duyarlılık gösterir ve beğenilme ihtiyacı belirgin hale gelir. Bu yapı, bazı “pick me” davranışlarının altında da yer alabilir; ancak burada amaç daha çok değerli ve özel bir konumda görünmektir.

Psikopatolojik düzeyde ise “pick me” davranışı doğrudan bir tanı olmamakla birlikte bazı psikolojik alanlarla ilişkili olabilir. Bunlar arasında düşük özsaygı, sosyal kaygı, terk edilme şeması, bağımlılık şeması, kusurluluk şeması, depresif bilişsel örüntüler, onay bağımlılığı ve ilişki bağımlılığı yer alır. Bu nedenle davranışın kendisinden ziyade, altında yatan temel inançlar ve ilişki dinamikleri klinik açıdan daha belirleyici kabul edilir.

Şema terapi perspektifinden bakarsak “pick me” davranışı tek bir şemayla açıklanamaz; genellikle birçok erken dönem uyumsuz şemanın etkileşimi sonucunda ortaya çıkar. Bunların başında kusurluluk/utanç şeması gelir. Bu şemada kişi, “Olduğum halimle yeterince iyi değilim; insanlar beni gerçekten tanırsa kabul etmezler” inancını taşır. Bu nedenle kendi değerini içeriden hissedemediği için dışarıdan onayla telafi etmeye çalışır. Duygusal yoksunluk şeması da önemli bir rol oynar. “Kimse beni gerçekten anlamıyor” veya “İhtiyaçlarım karşılanmıyor” inançları, kişinin ilişkilerde seçilmeye ve özel hissetmeye aşırı önem vermesine neden olabilir. Benzer şekilde terk edilme şeması, “İnsanlar sonunda beni bırakacak” düşüncesiyle kişinin ilişkilerde sürekli tetikte olmasına ve terk edilmemek için aşırı uyum göstermesine yol açabilir. Onay arayıcılık/takdir bağımlılığı şeması ise “Değerim başkalarının beni nasıl gördüğüne bağlıdır” inancını içerir ve pick me davranışının merkezinde yer alır. Bu kişiler için beğenilmek yalnızca hoş bir deneyim değil, benlik değerinin temel kaynağıdır. Bunun yanında boyun eğicilik şeması nedeniyle kişi kendi ihtiyaçlarını ifade etmekten kaçınabilir, sınırlarını korumakta zorlanabilir ve ilişkileri sürdürebilmek adına sürekli taviz verebilir. Kendini feda şeması ise başkalarının ihtiyaçlarını kendi ihtiyaçlarının önüne koymaya, aşırı fedakârlık yapmaya ve karşılığında sevgi beklemeye neden olabilir. Bazı durumlarda sosyal izolasyon/yabancılaşma şeması da devreye girer. “Ben diğer insanlardan farklıyım” inancı, kişinin kendisini sürekli olarak diğer kadınlardan veya erkeklerden ayırmasına yol açabilir. Ancak bu farklılık vurgusunun altında çoğu zaman üstünlük arayışından çok kabul edilme ve ait olma ihtiyacı bulunur.

Şema modları açısından değerlendirildiğinde ise bu davranışın temelinde sıklıkla kırılgan çocuk modu yer alır. Bu mod, kişinin sevilme, görülme ve terk edilmeme ihtiyaçlarını yoğun şekilde hissetmesine neden olur. Buna eşlik eden onay arayan teslimci mod, bireyin başkalarının beklentilerine göre şekillenmesine yol açar. Bazı durumlarda ise aşırı telafi eden mod devreye girer ve kişi “Ben diğerlerinden daha iyiyim” ya da “Beni seçmek zorundalar” şeklinde daha üstünlükçü bir tutum geliştirebilir.

Damla Ayçin Sınar
Damla Ayçin Sınar
Damla Ayçin Sınar, Yeditepe Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nden yüksek onur derecesiyle mezun olmuştur ve şimdi yüksek lisans eğitimine Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi'nde devam etmektedir. Lisans eğitimi süresince çeşitli kliniklerde asistan psikolog olarak görev almış ve araştırma laboratuvarında çalışmıştır. Psikoloji alanındaki eğitimini, Make-A-Wish, TOG ve TEGV gibi sivil toplum kuruluşlarında çocuklarla yürüttüğü gönüllü çalışmalar ve saha deneyimleriyle pekiştirmiştir. Yeditepe Üniversitesi Çamlık dergisinde yazarlık; Y’OL Psikoloji’de yayın koordinatörlüğü, editörlük ve yazarlık; Typelish platformunda ise içerik üreticiliği yapmıştır. Dijital mecralarda psikoloji üzerine düzenli yazılar kaleme alan Sınar, yayıncılık serüvenine şimdi Psikoloji Times Türkiye ile devam etmektedir. Yazılarında suç psikolojisi, aşk ve ilişkiler, travma ve bilinçaltı gibi temaları ele alacaktır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar