Cuma, Şubat 20, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Masum İzleyiciden Etkilenen Bireye: Medya Çocuklarımızı Nasıl Etkiliyor?

Teknolojinin gelişmesi ile birlikte doğal olarak evlere giren televizyon sayısı da arttı. Eskiden bir kanal olan televizyonlarda artık sayısını bile bilmediğimiz kadar çok kanal bulunmaktadır. Bu durum tabiki de önce olumlu karşılandı. Artık haberler ve ülkede olan bitenler oldukça hızlı ve zahmetsiz bir şekilde kitlelere ulaşabiliyordu. İlk başlarda ekranda yayınlanan diziler ve ev önemlisi de çizgi filmler izleyenlere olumlu ve anlamlı içerikler sunmayı amaçlıyordu. Özellikle de günün büyük bir kısmını televizyon karşısında geçiren çocuklar için televizyonda ne yayınlandığı neye maruz kaldıkları çok büyük önem taşımaktadır. Çünkü Bandura’nın da dediği gibi çocuklar sadece yaşayarak değil gözlemleyerek de öğrenirler. Bu konu ile ilgili yapılmış çalışmalar bize gösteriyor ki çocuklar maruz kaldıkları içerikleri taklit edecek davranışlar sergilemektedir. Peki bu konu neden bu kadar önemli daha detaylı bakalım.

Günümüzün Dizi Akışı

Akşam işten geldiniz ve televizyonu açtınız. Random bir diziye denk geldiniz ve ailenizle birlikte izlemek istediniz. Her şey ne kadar masum ve saf görünüyor değil mi? Biraz daha izleyelim, büyük ihtimalle erkeğin kadına şiddet uyguladığı, kadının nesneleştirildiği, özellikle erkeklerin başrolde olduğu çarpık aile ilişkileri göreceksiniz. Hemen arkasından bolca kavganın ve şiddetin yer aldığı, kavga ettiği ve erkekliğini gösterdiği için takdir edilen, uyuşturucu ve türevlerinin kullanılmasından geri durulmayan bir sürü dizi sahnesi ile karşılaşacaksınız. Şimdi burada herhangi bir dizi ismi vermeyeceğim ama eminim ki hiç zorlanmadan aklınıza gelecektir. Özellikle genç erkek kesim tarafından takip edilen bir diziyi ele almak istiyorum. Dizide eşitli olumsuz davranışlarda bulunup cezaevine düştüğü için ‘abi’ olarak görülen ve saygı duyulan bir başrolümüz bulunmaktadır. Bu kişi çevresi tarafından saygı görüyor çünkü kavga, adam yaralama, madde kullanımı gibi ‘erkeklik’ olarak görülen davranışlar sergiliyor. Dizinin diğer karakterlerine baktığımız zaman aynı saç traşları, aynı dövmeler ve aynı giyim tarzı dikkat çekiyor. Şimdi size şöyle bir soru sormak istiyorum, medya bu tarz davranışların güzellemesini yaparken çocuklarımızın duyarsız kalmasını nasıl bekleyebiliriz ki? Halbuki senaryo ne kadar masumdu değil mi, ailenizle birlikte keyifli vakit geçirmek için açtığınız diziler görüldüğü kadar masum olmayabilir. Çocuklarımız özellikle erken yaşlardan itibaren neye maruz kalırlarsa, neyi model olarak alırlarsa ilerleyen yaşlarda da bu tarz olumsuz davranışları göstermeleri, bununla gurur duymaları oldukça mümkündür.

Saldırganlığın Altında ne Yatıyor?

Gündemi takip etmek için birkaç haber izlediğinizde fark ettiyseniz 15-17 yaş arasındaki çocukların suça sürüklendiği, yanında bıçak taşıdığı ve ‘yan baktı’ ifadesiyle kendisiyle yaşıt olan arkadaşına saldırıda bulunduğu ile ilgili oldukça fazla habere denk gelmeniz mümkündür. Neden son günlerde özellikle bu yaş grubundaki erkek çocukların böyle olumsuz davranışlarda bulunduğunu incelediğimizde karşımıza çıkan faktörlerden birisi de hiç şüphesiz ‘medya ve televizyon’ olmaktadır. Yıllar önce Bandura’nın yapmış olduğu Bebek Bobo deneyi çok önemli bir kavramı ortaya çıkarmıştır: Gözleyerek Model Alma.

Bandura’nın Sosyal Öğrenme Kuramı ve Medya

Bandura yapmış olduğu Bebek Bobo deneyi ile öğrenmenin sadece doğrudan değil gözlem yolu ile dolaylı süreçlerle de gerçekleşebileceğini göstermiş oldu. Bunun için dört aşamadan oluşan bir süreç tanımladı. Bu aşamalar sırasıyla: dikkat, bellek, taklit ve en önemlisi istek adımlarından oluşmaktadır. Şimdi kavga ve saldırganlığın ana tema olarak işlendiği bir diziyi izleyen çocuğun adım adım nasıl öğrendiğini ele alalım. İlk olarak dikkat aşamasında çocuğumuz saldırgan içerikli sahnelere maruz kalıyor ve dikkatini buna yönlendiriyor. İkinci aşama olan bellek aşamasında düzenli olarak bu sahneleri izleyen çocuk oyuncuların hareketlerini ve davranışlarını yavaş yavaş belleğinde tutmaya başlar. Üçüncü aşamada çocuk bazı davranışlarıyla bu saldırgan eğilimleri taklit etmeye çalışır. Örneğin oyun oynarken şiddet davranışlarında bulunabilir ve saldırgan oyunlara yönelebilir. Arkadaşlarına karşı şiddet hareketlerinde bulunabilir veya istediği olmadığı zaman ailesine bile sardırganlıkta bulunabilir. En önemli olan son aşamada ise çocuk artık şiddet içerikli davranışları gerçekleştirmek için güdülenir ve istek duyar. Özellikle bu aşamada Bandura’ya göre şiddetin pekiştirildiğini yani olumlu sonuçlandığını gören çocuk bu davranışların doğru olduğunu ve yaparsa diğerleri gibi takdir edileceğini öğrenir. Bunun sonucunda da çocuk artık o diziyi izlemese bile günlük hayatında saldırgan davranışlarda bulunmaktan çekinmeyen ve korkmayan bir çocuk haline gelmiş olacaktır. Sonuç olarak toplumda suç işleyen ama suçluluk duymayan, canlılara ve en önemlisi insanlara zarar vermekten hatta canına kast etmekten çekinmeyen çocuklar görmüş oluyoruz.

Sonuç: Peki, Bu Durumun Önüne Geçilebilir mi?

Bu durumun önüne geçmek günümüz teknolojisinde çok zor olmakla tabiki de mümkündür. Ancak dikkat edilmesi gereken unsur erken çocukluktan itibaren çocuğunuzun ne izlediği, neye maruz kaldığı ve kalabileceği gibi medya faktörlerine oldukça fazla özen göstermektedir. Artık çeşitli platformlarda ‘çocuklar için’ olan sürümleri mevcut. En basit olarak bu tarz çocuk odaklı platformları tercih etmek bile etkili olacaktır. Ama tabiki sadece bu yetmez. Şiddetin ve saldırganlığın güzellemesini yapmamak, bu tarz davranışları pekiştirmemek ve ‘erkekliğin’ bu şekilde elde edilemeyeceğini çocuklarımıza aşılamalıyız. Unutmayın çocuklarınız neye dikkat eder ve model alırsa onu gösterir. Yani çocuklarınız sizin yansımanızdır. Bundan dolayı medyada şiddeti savunmadığınız gibi aile ilişkilerinizde de şiddeti savunmamanız çok önemlidir. Peki çocuklarımız ne izlemeli diye öneri almak isteyenlere küçük bir tavsiyem olacak. İmkanınız varsa uzmanlar tarafından onay almış eski zamanların çizgi filmlerini çocuklarınıza izletmenizi kuvvetle muhtemel tavsiye ederim çünkü hem işlenen konular daha anlamlı hem de odak sürelerini kısaltmayacak uygun düzeyde uyaranlar mevcut. Bu tür içerikler çocuğun sosyalleşme sürecine daha sağlıklı katkılar sunacaktır.

Fatmanur Uğuz
Fatmanur Uğuz
Fatmanur Uğuz, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Psikoloji Bölümü öğrencisidir. Gelişim psikolojisi ve klinik psikoloji alanlarında çeşitli kliniklerde ve akademik çalışmalarda staj deneyimleri edinmiştir. Sanat terapisi, akran zorbalığı ve psikoeğitim temalı eğitim programlarına katılmıştır. Yazılarında ağırlıklı olarak gelişim psikolojisi ve klinik alan konularına, özellikle bilişsel davranışçı terapi (BDT) temelli unsurlara yer vermektedir. Psikoloji yazılarıyla alana içerik üretmeye ve katkı sağlamaya devam etmektedir.

2 YORUMLAR

  1. Makaleni okurken hem akıcı dilini hem de konuya hâkimiyetini fark etmemek mümkün değil. Seçtiğin yaklaşım gerçekten etkileyici. Böyle nitelikli çalışmalarını görmek çok gurur verici, tebrik ederim. Yolun açık olsun😊

  2. Makaleni okurken hem akıcı dilini hem de konuya hâkimiyetini fark etmemek mümkün değil. Seçtiğin yaklaşım gerçekten etkileyici. Böyle nitelikli çalışmalarını görmek çok gurur verici, tebrik ederim.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar