Perşembe, Haziran 11, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Konuşma ve Dil Verileri İle Psikozda Erken Nüks Tahmini: Klinik Sezgilerin Ötesinde Bir Yaklaşım

Psikotik bozukluklar, özellikle şizofreni, sıklıkla tekrarlayan nükslerle seyreden kronik hastalıklardır. Bu nüksler hastaların sosyal ve mesleki işlevselliğini ciddi biçimde bozmakta, hastaneye yatış oranlarını artırmakta ve sağlık sistemleri için ek mali yükler oluşturmaktadır. Klinik uygulamada, hangi hastaların erken dönemde nüks yaşayacağını önceden tahmin edebilmek, hedefe yönelik müdahaleler geliştirmek açısından kritik öneme sahiptir. Geleneksel klinik göstergeler –örneğin demografik özellikler, işlevsellik düzeyi veya madde kullanımı– çoğu zaman yeterli öngörü sunmamaktadır ve erken nüks riskini belirlemede sınırlı kalmaktadır.

Dil Analizinde Yeni Bir Dönem

Son yıllarda, bu alandaki araştırmaların odağı, konuşma ve dil verilerinin bilgisayar destekli analizine kaymıştır. Dalal ve arkadaşlarının (2025) çalışması, psikozda erken nüks riskinin tahmininde konuşma örneklerinden elde edilen dil göstergelerinin klinik sezgilerden daha güçlü bir öngörü sağlayabileceğini ortaya koymaktadır. Bu yaklaşım, klasik “kara kutu” yapay zekâ modellerinden farklı olarak, psikopatolojik kuramlarla uyumlu, yorumlanabilir ve klinik açıdan anlamlı değişken seçimine odaklanmaktadır.

Çalışmanın temel varsayımı, erken nükslerin pozitif formal düşünce bozukluğu (FTD) ile ilişkili olabileceğidir. Pozitif FTD, dağınık düşünce, anlamsal kopukluk ve tutarsız konuşma gibi belirtilerle kendini gösterir. Araştırmacılar, bu tür bilişsel bozulmaları yansıtan dil göstergelerinin, nüks riskini öngörebileceğini öne sürmüştür.

Araştırma Metodolojisi ve Katılımcılar

Çalışmaya, Kanada’da erken psikoz programına başvuran 68 ilk atak psikoz (FEP) hastası dahil edilmiştir. Hastalardan, uzun süreli antipsikotik tedaviye başlamadan önce, 3 dakikalık bir resim betimleme görevi sırasında konuşma örnekleri alınmıştır. Bu örnekler, üç dil düzeyinde analiz edilmiştir:

  1. Anlamsal Benzerlik (semantic similarity), yani konuşmadaki kelimelerin anlam bakımından birbirine ne kadar yakın olduğu;

  2. Analitik Düşünme İndeksi (analytic thinking index), konuşmanın yapısal ve mantıksal bütünlüğünü gösteren bir ölçüt;

  3. Cümlecik Karmaşıklığı (clause complexity), konuşmadaki dilbilgisel yapıların karmaşıklığını belirleyen bir ölçüm.

Hastalar bir yıl boyunca izlenmiş ve psikotik belirtiler nedeniyle hastaneye yatışlar nüks olarak kabul edilmiştir. Bu süreçte 12 hasta erken nüks yaşamıştır.

Bulgular ve Klinik Tahmin Gücü

Araştırmanın bulguları, pozitif FTD düzeyi yüksek olan hastaların daha sık nüks yaşadığını göstermiştir; buna karşılık, negatif FTD göstergeleri (örneğin yoksullaşmış konuşma) ile nüks arasında anlamlı bir ilişki bulunmamıştır. Konuşma göstergeleri üzerinde yapılan analizler, Analitik Düşünme İndeksinin pozitif FTD ile güçlü biçimde ilişkili olduğunu ve bu nedenle nüks tahmininde anlamlı bir değişken olduğunu ortaya koymuştur. Anlamsal Benzerlik, negatif FTD ile ilişkili olduğundan nüks tahmin modelinden çıkarılmıştır. Cümlecik Karmaşıklığı ise her iki FTD türüyle kısmen ilişkili bulunmuş ve modelde en güçlü tahmin edici değişken olarak öne çıkmıştır.

Oluşturulan konuşma temelli model, klinisyenlerin sıklıkla kullandığı demografik ve klinik değişkenlerden (cinsiyet, eğitim, madde kullanımı ve işlevsellik) daha yüksek bir tahmin performansı sergilemiştir. Bayes faktörü, konuşma temelli modelin klinik sezgi modeline kıyasla 79 kat daha güçlü olduğunu göstermiştir. Bu sonuç, kısa süreli konuşma örneklerinin bile erken nüks riskinin öngörülmesinde değerli bilgiler sağlayabileceğini ortaya koymaktadır.

Geleceğe Bakış ve Sınırlılıklar

Araştırmanın klinik önemi büyüktür. Sadece üç dakikalık bir konuşma kaydının, bir hastanın önümüzdeki yıl içinde nüks yaşayıp yaşamayacağını öngörebilmesi, yoğun klinik ortamlar için hızlı, ucuz ve invaziv olmayan bir tarama aracı potansiyeli sunmaktadır. Ayrıca, psikopatoloji temelli ve yorumlanabilir değişken seçimi, yapay zekâ ve bilgisayarla desteklenen modellerin klinik kabulünü artırabilir ve karar destek sistemleri üzerinde uygulanabilirliğini güçlendirebilir.

Araştırmanın sınırlılıkları da göz önünde bulundurulmalıdır. Örneklem büyüklüğü ve düşük nüks sayısı, modelin genellenebilirliğini sınırlamaktadır. Konuşma yalnızca bir kez ölçülmüş, zaman içindeki değişimler ve konuşmanın dinamik yapısı izlenmemiştir. Ayrıca nüks, yalnızca hastaneye yatış ile tanımlandığı için daha hafif ataklar gözden kaçmış olabilir.

Sonuç olarak, Dalal ve arkadaşlarının çalışması, konuşma ve dil analizinin psikozda erken nüks riskini öngörmede güçlü ve pratik bir araç olduğunu göstermektedir. Psikopatoloji temelli, düşük boyutlu ve yorumlanabilir modellerin, klinik karar destek sistemlerinde önemli bir rol oynayabileceği açıktır. Gelecekte daha geniş örneklemler ve gerçek zamanlı konuşma analizi yöntemleriyle bu yaklaşımın klinik kullanımı yaygınlaşabilir.

Kaynakça

Dalal, T. C., Park, M. T. M., Silva, A. M., Iskhakova, S., Voppel, A., Brierley, N. J., MacKinley, M., Olarewaju, E., & Palaniyappan, L. (2025). Clinical psychopathology-based early relapse prediction model using speech and language in psychosis. Schizophrenia Research: Cognition, 100392. https://doi.org/10.1016/j.scog.2025.100392

Hatice Balkan
Hatice Balkan
Klinik Psikolog Hatice Balkan, yetişkin bireylerle psikanalitik / Lacancı yönelimle çalışmaktadır. Psikoloji lisans eğitimini International Balkan University, Üsküp, Kuzey Makedonya’da tamamlamış; klinik psikoloji yüksek lisansını ise Vizja University, Varşova, Polonya’da gerçekleştirmiştir. Eğitim süreci boyunca farklı ülkelerde akademik ve klinik deneyimler edinmiş, psikolojiye çok katmanlı ve kültürlerarası bir perspektiften yaklaşmıştır. Lisans eğitimi sırasında Erasmus+ değişim programı kapsamında University of New York Tirana, Arnavutluk’ta öğrenim görmüş; ayrıca Erasmus+ staj programlarıyla İspanya ve Türkiye’de klinik ve araştırma temelli çalışmalara katılmıştır. Yüksek lisans sürecinde Institute of Psychology, Polish Academy of Sciences, Varşova, Polonya’da araştırma asistanı olarak görev almış; EEG ve tDCS çalışmalarında, veri toplama ve ön işleme süreçlerinde aktif rol almıştır. Bu deneyim, bilimsel araştırma ve nöropsikolojik yöntemler konusundaki yetkinliğini geliştirmiştir. Mesleki pratiğinde danışanın yalnızca semptomlarına değil, arzusuna, ilişkilenme biçimine ve tekrar eden içsel örüntülerine odaklanmaktadır. Lacancı psikanalist yaklaşım doğrultusunda terapiyi, kişiye hazır çözümler sunulan bir alan değil; bireyin kendi öznel konumunu keşfettiği ve anlamlandırdığı bir düşünme süreci olarak ele almaktadır. Varşova’da yüz yüze, dünyanın farklı bölgelerinden ise online seanslar yürütmektedir. Terapi sürecini etik ilkeler, düzenli süpervizyon ve sürekli mesleki gelişim doğrultusunda sürdürmektedir. Lacancı Forum yıllık seminerlerine aktif katılım sağlamakta ve süpervizyon grubunda yer almaktadır. Akademik olarak çeşitli disiplinler arası projelerde araştırmacı olarak yer almakta; uluslararası kongrelerde sunumlar yapmış ve çalışmaları devam etmektedir. Hâlihazırda doktora programına hazırlık sürecindedir ve aktif olarak araştırmalarını sürdürmektedir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar