Pazar, Nisan 26, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Kahraman Olmak: Klasik Masalların Çocukların Psikolojik ve Toplumsal Cinsiyet Gelişimine Etkisi

“Bir varmış bir yokmuş…” diye başlayan masallar, çocuklar için sadece yeni dünyalar keşfetme aracı değildir, bu hikâyeler onlara kim olduklarını, olmaları gerektiğini ve olabileceklerini gösterir. Klasik masallar kuşaktan kuşağa aktarılır, içindeki bilgiler ise çocuğun benlik bilincini, toplumsal cinsiyet algısını ve ahlaki değerlerini şekillendirir. Masallar, kültürü yansıtmakla beraber çocukların kendilerini ve karşı cinsi nasıl görmeleri gerektiğini de öğretir.

Masallar, çocukların bilinçaltına, korkularına, hayal gücüne ve duygusal gelişimine hitap eder. Kendini bulmaya çalışan çocuk, masallardaki karakterlerle ilişki kurar, iyi ve kötü, güçlü ve zayıf gibi kompleks kavramları güvenli bir alanda öğrenir ve bunları beyninde işler (Koutsompou, 2016) (Knox-Johnson, 2016). Bu işlem sayesinde çocuktaki empati duygusu, dayanıklılık ve ahlaki gelişim artar. Masalda okunan bir kahramanın karanlık ormandaki yolculuğu, çocuğun bilinçaltında sürdürdüğü içsel kimlik arayışını temsil edebilir (Knox-Johnson, 2016). Masalların bir diğer önemli yanı da çocuklara (ve büyüklere) umut aşılayabilmesidir. Çocuklar masalları okurken cesaretin, pes etmemenin gücünü öğrenirler.

Masallar, çocuklar için psikoeğitimsel ve terapötik araçlar olarak da kullanılır. Çocuklar travma, yas, hastalık gibi zor durumları ifade etmekte zorlanabilirler. Masallar, çocukların iç dünyalarını ifade etmelerini kolaylaştırır, hislerine isim vermelerine yardımcı olur. Örneğin, İtalya’daki bir çocuk onkoloji servisinde, çocukların masallar yoluyla hastalık, beden imgesi ve korkularını sembolize ettikleri görülmüştür (Knox-Johnson, 2016).

Maalesef özellikle klasik Avrupa masalları (Grimm, Perrault masalları gibi) çocuklara sağlıksız toplumsal cinsiyet rollerini sıklıkla göstermektedir. Bu nedenle masalların toplumsal cinsiyet rollerinin ilk öğrenildiği yer olduğunu söyleyebiliriz. Bu tür masallar, kızları nazik, sessiz ve kurtarılmayı bekleyen prensesler veya kötü kalpli, kıskanç cadılara; erkekleri ise cesur, güçlü ve kurtarıcı prenslerle dönüştürür. Masallarda iki türlü kadın vardır: iyi, güzel ve pasif olan veya kötü, çirkin ve cezalandırılması gereken. Sadece bu tür masalları okuyan çocuklar bu özellikleri cinsiyetleriyle bağdaştırabilirler. Yani çocuğun “kız olmak ne demek?”, “erkek olmak nasıl bir şey?” gibi sorulara vereceği cevaplar bu hikâyelerde şekillenebilir. Özellikle Cinderella ve Pamuk Prenses gibi masallar, kadınları edilgen, fiziksel güzellik ve nezaketleri için ödüllendirilen figürlere indirgerken; erkek karakterler hareket halinde olan, seçen ve kazanan tarafta olarak gösterir. Çocukların masallarla birlikte beyinlerine kaydettikleri bu roller, ileride cinsiyetçi düşüncelere dönüşebilir. Bununla birlikte aktarılan bu roller çocuklar üzerinde belirli stereotipik düşüncelere neden olabilir. Erkek çocuğu sürekli güçlü durması gerektiğini, kız çocuğu ise kendiyle ilgili en önemli özelliğin güzelliği olduğunu düşünebilir. Bu nedenle çocuklara okutmadan önce masalları incelemek ve bu rolleri içinde barındıran masallardan uzak durmak doğru olacaktır.

Çocuklar nasıl bir insan olmaları gerektiğini masallardan öğrenir. Nezaketin kızlar için en önemli özellik olduğu, cesaret olmadan bir erkeğin önemli olmadığını gösteren hikâyelerden kaçınıp, duygularını ifade edebilen, yardım isteyebilen, başkalarıyla iş birliği kurabilen kahramanların olduğu masallar yaratmak ve okumak daha doğru olacaktır. Çocuklara vermemiz gereken mesaj da bu değil midir zaten? Gerçek kahramanlığın yalnızca ejderha öldürmek değil; korkularla yüzleşmek, duyguları kabul etmek ve kendin olabilme cesaretini gösterebilmek olduğu…

Kırmızı Başlıklı Kız, Uyuyan Güzel, Güzel ve Çirkin… Bu masalların hepsi klasikleşmiş ve hepimizin bildiği masallardır. Çocuklarınıza bu masalları tanıştırmak isterseniz önerim, sonrasında konu üzerinde tartışmanız olacaktır. Dönemin değişmesiyle birlikte bu masalların yeni yazımları, değiştirilmiş versiyonları bulunmaktadır ama aynısını okumak isterseniz hakkında konuşmanızı, belirli rollerin gerçekliğini çocuğunuzla beraber sorgulamanızı öneririm.

Masallar, çocukların duygu dünyasını, kimlik algılarını ve toplumsal rolleri anlamalarını derinden etkiler, çocuk psikolojisi açısından çok büyük bir önem taşırlar. Onları tamamen terk etmek yerine, eleştirel bir bilinçle okumalı, yeniden yazmalı ve çocuklarla bu hikâyeleri tartışmalıyız. Çünkü kahraman olmak, bir kalıba uymak değil kim olmak istediğini seçebilmektir.

Kaynaklar
Knox-Johnson, L. (2016). The Positive Impacts of Fairy Tales for Children.
Koutsompou, V. (2016). The Child and the Fairy Tale: A Psychological Perspective.

Hidayet Didenur Kapucu
Hidayet Didenur Kapucu
Hidayet Didenur Kapucu, psikolog ve çocuk merkezli oyun terapisi uygulayıcısıdır. Klinik çocuk psikolojisi, psiko-onkoloji, dışavurumcu terapiler ve ergen terapisi alanlarında uzmanlaşmıştır. Lisans sürecinde Fransız Lape Hastanesi, KAÇUV ve çeşitli akademik projelerde görev alarak hem klinik gözlem hem de saha araştırmaları konusunda kapsamlı deneyim kazanmıştır. Şu an, yurt dışında psikolojik dayanıklılığı destekleyen bir kurumda çalışmaktadır. Yazılarında çocuk ve ergen ruh sağlığı, ebeveynlik, psikolojik dayanıklılık gibi konulara odaklanmakta; bu temaları medya, televizyon, toplumsal cinsiyet ve müzikle kesişen kültürel bağlamlarda ele alarak disiplinler arası bir bakış açısı sunmaktadır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar