Ne zaman sevilmek istemek, kendimizden vazgeçmeye dönüşür? Onaylanma ihtiyacı, insanın sosyal bir varlık olmasının doğal ve gelişimsel olarak işlevsel bir parçasıdır; Bu ihtiyaç insanın bulunduğu ortama uyum sağlaması, çevresindeki insanların duygularını ve gereksinimlerini anlamak istemesi, kendine toplumda bir yer edinmesini kolaylaştıran uyuma yönelik bir ihtiyaçtır (Karaşar, Öğülmüş, 2016). Ancak bu temel ihtiyaç, kişiden kişiye farklı düzeylerde ortaya çıkar ve bazen bireyin kendi benliğini ihmal ederek tamamen başkalarının onay ve takdirine bağımlı hale gelmesine yol açabilir. Kendi duyguları ve gereksinimlerini geri plana atan kişi, sürekli uyum sağlama çabası içinde “kendinden vazgeçmiş” bir hayata doğru sürüklenebilir.
Onaylanma İhtiyacı ve Benlik Kaybı
Bu durum, kişinin “iyi biri olma”, başkalarını incitmeme ya da ortamda gerilimden kaçınma adına kendi düşüncelerini bastırmasına neden olabilir. Kendi fikirlerinin hoş karşılanmayacağını düşündüğünde onları ifade etmekten çekinir; sadece başkalarının beğenisini kazanmak adına kendine ait olmayan duygu ve düşünceleri benimseyebilir. Hayatı bu şekilde başkalarının pozitif izlenimine göre şekillendirmek, çoğunlukla çocuklukta temeli atılan bir onaylanma döngüsünün yansımasıdır.
Çocukluk Dönemi ve Şemaların Oluşumu
Çocukluk döneminde bireyin kendilik algısı, temel olarak bakım verenlerle kurduğu ilişkilerle şekillenir. Sevginin koşullu olduğu, eleştirinin ağır bastığı ya da duygusal ihtiyaçların yeterince karşılanmadığı ortamlarda çocuk, kabul görmek için uyum sağlamayı bir savunma mekanizması olarak öğrenir. Eğer bir çocuk yalnızca belli şartlar altında sevgiyi hissedebiliyorsa – örneğin sorun çıkarmadığında ya da etrafındakileri memnun ettiğinde sevilip aksi halde eleştiriyle ya da ilgisizlikle karşılaşıyorsa – kendi duygularını bastırmayı ve başkalarının beklentilerine uygun davranmayı içselleştirir. Bu durum, Şema terapi literatüründe “kendini feda” ve “boyun eğicilik” şemaları olarak adlandırılan bu örüntüler, kişinin değerini başkalarının ihtiyaçlarını karşılamak üzerinden tanımlamasına yol açabilir.
Yetişkinlikte Karşılaşılan Zorluklar
Yetişkinlikte ise bu öğrenilmiş davranış kalıpları çeşitli sorunlara yol açabilir. Örneğin, kişi “hayır” diyemediğinde ya da onaylanmadığında yoğun suçluluk duyguları yaşayabilir. İş yaşamında fazla yük üstlenmek, ilişkilerde sürekli anlayışlı taraf olmak ve kişisel ihtiyaçlarını göz ardı etmek kısa vadede uyumlu görünse de uzun vadede tükenmişlik, öfke birikimi ve değersizlik duygusunu beraberinde getirebilir. Özdeğerin tamamen dışsal geri bildirimlere bağlanması, eleştiriler ve memnuniyetsizlikler karşısında yoğun kaygı yaşanmasına yol açabilir. Bu durum ise kişinin daha fazla uyum sağlamasına neden olabilir; geçici rahatlamalar sağlansa da bu döngü sürekli tekrar edebilir.
Görünmez Tükenmişlik ve Kimlik Karmaşası
Asıl endişe verici olan ise bu döngünün genellikle fark edilmez olmasıdır. Çevre tarafından fedakâr, uyumlu veya iyi kalpli olarak görülen bir birey, aslında içten içe yorgun, tükenmiş ve anlaşılmamış hissedebilir. Sürekli geri planda kalarak herkesin mutluluğu için kendi ihtiyaçlarını görmezden gelmek bir süre sonra kişinin kimlik karmaşası yaşamasına ve duygusal uzaklaşmaya yol açabilir.
Farkındalık ve Sınır Koyma Süreci
Bu tür bir döngüyü kırmak için kişinin ilk adımı farkındalık geliştirmek olmalıdır. Kendinizden ne zaman otomatik bir şekilde ödün verdiğinizi ya da hangi durumlarda suçluluk hissettiğinizi anlamak önemlidir. Sınır koyma becerilerini geliştirmek bu süreçte belirleyici bir adımdır. Sınır koymak, ilişkilerin bozulmasına değil, aksine sağlıklı bir zeminde gelişmesine olanak sağlar. Küçük ama kararlı adımlarla “hayır” demeyi öğrenmek, duyguları açıkça ifade etmek ve kendinize şefkat göstermek, iç huzurunuzu ve dengenizi pekiştirmenin yollarındandır. Çoğu zaman hayır demeye başladığınızda çevrenizden gelen olumsuz tepkilerle karşılaşabilirsiniz; ancak bu süreç, kendi fikirlerinizle ve hislerinizle var olmayı öğrenmek adına gereklidir. Süreç içerisinde de terapi desteği almakta önemli bir adım olabilmektedir.
KAYNAKÇA
Karaşar, B., & Öğülmüş, S. (2016). Sosyal onay ihtiyaci ölçeği: Geçerlik ve güvenirlik analizi. Ege Eğitim Dergisi, 17(1), 84-104.


