Cuma, Şubat 20, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Görsel Terapi mi, Küçük Bir Boşluktan Doğan Devasa Öfke mi?

Giriş

Daha önce hiç sosyal medyada gördüğünüz bir boyama videosu yüzünden; pürüzsüz şekilde tamamlandığında tatmin, ufacık bile bir boşluk kaldığında öfke duydunuz mu? Peki insan; neden kendi yapmadığı, üstünde hiç kontrolü olmayan bir eylem üzerinde bu kadar yoğun tatmin duygusu veya öfke hisseder? Bu bir görsel terapi mi, sosyal medyanın sizi akışta tutmak için oluşturduğu bir mekanizma mı, yoksa insanın bu kaotik evrende aradığı kontrol ya da tamamlanma ihtiyacı mı? Bugün sosyal medyanın en ilginç konularından bir tanesini, tuhaf bir şekilde tatmin edici videoların altındaki mekanizmayı inceleyeceğiz.

Nöropsikolojik Temelleri

Bu durum sadece bir manipülasyondan ibaret değil; beynin en ilginç kısımlarından biri olan ayna nöronları tetikleyerek oluşturulmuş bir yanılsama. Ayna nöronlar basitçe; kişi başkasının yaptığı hareketi yaparken ya da imgelerken beyindeki aynı bölgedeki nöronların etkinleşmesini ifade eder (Rizzolatti & Craighero, 2004). Bunun sayesinde videolarda da siz bu deneyimi vekaleten yaşarsınız. Usta o köşeyi zımparalarken veya boyayı pürüzsüzce sürerken, beyniniz de o hareketi sanki siz yapıyormuşsunuz gibi bir simülasyon kurar. Bununla da kalmaz; literatürde dolaylı dokunsal algı dediğimiz yöntemle beyin, sanki siz zihninizde o tahtanın dokusunu, pürüzlerini hissediyormuşsunuz gibi bir algı yaratır (Keysers, 2004).

Buna en büyük katkıyı da ASMR etkisi bulunur. Tahtanın tahtaya değmesi, fırçanın hışırtısı; görüntüyle sesin senkronize olmasını sağlayarak beynin dokunma ve hissetme merkezini uyarır; tam bir duyusal bütünleşme ve dış dünyadan kopmaya neden olur. İşte tatmin duygusu da tam bu noktada, her şey birbiriyle senkronize olup tamamlandığında beynin dopamin salgılamasıyla hissedilir.

Öfkelenmenin Gerçek Nedeni ne?

Peki asıl soru: otuz saniyelik bir videoda boyanmayan küçücük bir nokta, tam oturmayan bir tahta kişide neden bu kadar büyük bir öfkeye neden olur? Bu tarz videoların sonunda eğer böyle bir durum olursa genelde yorumlarda insanların hayal kırıklığına uğradığını veya tepki veren kişilerin öfkelerini ciddi bir şekilde belli ettiğini görürsünüz. İnsanların “görsel terapi” olarak adlandırdığı, sosyal medyada en çok izlenen ve tatmin duygusu yaratan bir içerik nasıl bu denli tam tersi bir öfkeyi açığa çıkartır?

Bu duruma Gestalt psikolojide Zeigarnik Etkisi deniyor. Videodaki kişi küçük bir boşluk bıraktığında o iş “yarım kalmış” durumuna düşer. Beyin o boşluğu kapatmak için komut gönderir ama fiziksel olarak müdahale edemediği için bir gerginlik oluşur. Çünkü zihin, doğası gereği boşluklardan nefret eder. Eksik olan cümleleri, hikayeleri kendi içinde doğru-yanlış fark etmeksizin tamamlayan zihin; pürüzsüz bir işçilikte tamamlanma duygusu hissederken, küçük bir boşlukta yarım kalır. Aynı zamanda zihnin bir çizginin veya hareketin başladığı yöne doğru pürüzsüzce devam etme beklentisi sekteye uğradığında, bu yarım kalmışlık hissini olduğundan daha zor bir duruma sokarak bilişsel boşluk kısmına neden olur.

Zihin Neden Kusursuzluğa İhtiyaç Duyar?

Aslında bunun cevabını birden fazla yerden verebiliyoruz ve genelde olay; zihnin çevreye biyolojik adaptasyonuyla evrimsel gelişiminin kesişmesinde yatıyor. Hayatın genel işleyişinde kişinin başa çıkmakta zorlandığı en zor şey stres, bunu hepimiz biliyoruz. Beynimiz her seferinde farklı nedenlerden kaynaklanan stresi kontrol etmeye çalışırken de kortizol hormonuyla birlikte çalışır. Stres hormonu olan kortizolü düşüren en temel şey ise ritmik ve öngörülebilir hareketlerdir; bundan dolayı bu videoları genelde “dijital sakinleştirici” olarak adlandırırız.

Ancak olay bu kadar basit değil; çünkü bu sefer savaştığımız şey stresin kendisi değil, evrenin bu kaotik doğasında insanın belirsizliğe karşı verdiği tepkidir. Çünkü beyin belirsizliği tehdit olarak algılar ve videonun başından sonuna kadar pürüzsüz ilerleyeceğini bilmek beynimizin duygu merkezi olan amigdalayı sakinleştirir ve bize kaderimizin üzerinde biraz da olsa kontrole sahip olduğumuzu hissettirir. Evrimsel açıdan da atalarımız için düzensizlik; bir hastalığın veya pusuda bekleyen bir avcının işareti olabilirdi, düzen ve simetri her zaman sağlık ve güvenlik demekti. Bu yüzden videodaki en ufak boşluk, evrimsel kodlarımızda “bir şeyler ters gidiyor” sinyalinin çalınmasına sebep olur. Ve çağlar boyunca antropologlar; savaşlar, salgınlar gibi belirsiz dönemlerde insanların ritüellere daha çok sığındığını söyler. Bu videolar da bir nevi dijital ritüel haline dönüşür.

Son

İnsan psikolojisinin genellemelere kapalı olmasının en büyük sebebi budur. Sayısızca, düşünmeden izlediğimiz bir videonun bile altında yatan birden fazla psikolojik mekanizma ve sebep bulabiliriz. Belki dışarıdan basit gördüğümüz her şeyin biraz mercek altında bakınca ne kadar karmaşıklaştığını ve birbiriyle sayısız kombinasyonlar oluşturduğunu fark ederiz. Fark etmeyiz ki; asıl dikkat etmemiz gereken şeyler hep en az enerji harcadığımız, en az düşündüğümüz olaylardır. Oysa beyin her zaman enerjiden kısmaya ve onun için en kolay olan şey ne ise onu yapmaya programlıdır. Bu da sizin dış dünyaya karşı, dijital dünyaya karşı en savunmasız olduğunuz yerdir. Tam bu anda yapmanız gereken tek şey ise fark etmektir. Başlamak bir işi bitirmenin yarısı mıdır tartışılır ama fark etmek, bir alışkanlığı bitirmenin en zor ama en etkili adımıdır; o kesin.

hanife zehra yıldırım
hanife zehra yıldırım
Hanife Zehra Yıldırım, psikoloji bilimini bilimsel temellerden kopmadan, anlaşılır bir dille anlatmayı tutku edinmiş bir psikoloji öğrencisidir. İstanbul Topkapı Üniversitesi’nde tam burslu ve İngilizce olarak sürdürdüğü eğitim hayatında, özellikle nöropsikoloji araştırmalarında aldığı asistanlık rolleriyle bilimsel sürece katkı sunmaktadır. Klinik psikoloji ve nörobilim ara kesitindeki ilgisini, aldığı çeşitli mesleki eğitimlerle derinleştiren yazar; aynı zamanda Yeşilay ve TEGV gibi sivil toplum kuruluşlarında aktif gönüllülük yaparak toplumsal fayda odaklı projelerde yer almaktadır. Psychology Times bünyesinde kaleme aldığı yazılarla, teorik bilgiyi toplumun her kesimi için ulaşılabilir kılmayı amaçlamaktadır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar