Pazar, Nisan 19, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Evdeki İklim Bebeğinizin Beynini Nasıl Şekillendirir?

Hepimiz farklı evlerde doğup büyüyoruz. İçine doğduğumuz bir aile ve çevre ile kuşatılıyoruz. Bu çevrenin beynimizi bir motif gibi oluşturduğunu söylesek çok da yanlış olmaz. Doğduğumuzda bir potansiyele sahip oluyoruz ve en hızlı bilgi işlemleme 0-6 yaş arasında oluyor. Beynin öğrenebilme ve şekillenebilme kapasitesine nöroplastisite diyoruz. Beyin sabit bir yapı değildir. Öğrendikçe, deneyimledikçe, sorun yaşadıkça ya da o sorunu çözdükçe yeni sinir bağlantıları kurar. Bir şey öğrendiğinde, yeni sinaptik bağlar oluşur; tekrar ettiğinde bu bağlar güçlenir; kullanılmadığında ise bağlar zayıflar ve budanır.

Hatta nörobilimci David Eagleman bu durum için ‘bizi biz yapan beynimizde gelişen değil, beynimizde yok edilen şeylerdir aslında’ der. Çocukluğumuz boyunca içinde bulunduğumuz çevre bizi biz yapan ortamdır aslında. Davranışlarımızı, şemalarımızı, inançlarımı ve beynimizi belirler. Kurulan ve tekrar edilen bağlar güçlenip ölüme kadar bizimle iken kurulmayan ya da tekrar edilmeyen bağlar budanmaktadır. Dolayısıyla zeka her ne kadar genetik bir durum olsa da bulunduğumuz çevreye bağlı etkilenir.

Erken Çocukluk Döneminde Çevresel Etkiler ve Araştırmalar

Harvard üniversitesinde doğdukları andan itibaren yetimhanede kalan çocuklarla yapılan bir çalışmada bu çocukların IQ’larının ortalama puan olan 100’ün epey altında olduğu görülmüştür. EEG çalışması ile de nöral etkinliğine bakıldığında da burada da epey zayıf bir etkinlik görülmüştür (Nelson, 2007). 2014 yılında ise yetiştirme yurdunda büyüyen çocuklar ile koruyucu ailelerde büyüyen çocuklar arasındaki gelişimsel fark değerlendirilmiştir. 12 yıl süren bu çalışmada, 24 aylıktan önce koruyucu ailenin yanına giden çocuklarda beyin aktivitesi hiç yurtta kalmamış çocuklar kadar sağlıklı bulunmuştur. Araştırmanın en çarpıcı noktası ise 24 ayı geçtikten sonra koruyucu aileye giden çocuklarda yurttan hiç ayrılmayanlara eşdeğer bir beyin aktivitesi gözlenmiştir (Nelson, 2014). Çalışmalar sonucu bize ilk iki yılın çok önemli olduğunu göstermektedir.

Güven ve Psikolojik İhtiyaçların Önemi

Erken çocukluk dönemi için en önemli kıstas çocuğun ihtiyaçlarının tam ve zamanında karşılanmasıdır. Burada aklımıza çocuğun acıktığında doyurulması, altının değiştirilmesi, üşümemesi ya da terlememesi için uygun giydirilmesi gibi birçok somut ihtiyaç akla gelmektedir. Bunlar olmazsa olmazdır ancak yine olmazsa olmaz diyeceğimiz daha soyut birkaç kavram atlandığında tam ve zamanında ihtiyaç karşılamış olmuyoruz. Burada bahsettiğimiz ihtiyaç psikolojik ihtiyaçlarıdır.

Bebek için en önemli şey güvendir. Bebeğin ihtiyaçlarını karşılayanların ona güven vermesi ilk psikolojik ihtiyacıdır. Çocuklarımıza sınır koyarken bile güvenli sınır koymaya çalışırız. Güvenli bir iletişimle belirlenen, anne, baba ve çocuğun karar verdiği sınırlara güvenli sınır deriz (Ergün, 2022). O yüzden de bebeğin güven ihtiyacı anne-baba ilişkisiyle tamamlanacaktır. Ancak bebek doğduktan sonra 6 ay boyunca anne ve kendisinin farklı bireyler olduğunu idrak edemez. Anneyi kendisinin bir uzantısı olarak görür. Dolayısıyla annenin iyi olması, psikolojik olarak desteklenmesi de bebeğin psikolojik ihtiyaçlarını karşılamak için gereklidir.

Ev içinde eşler arasında huzursuzluk, kavga, gürültü, tedavi edilmemiş alkol/madde ya da psikiyatrik sorunlar ilk başta da bahsettiğimiz sinaptik bağları budamaktadır. Çocuğumuzun gelişimi için önce sorunlar ortadan kaldırılmalı sonra fizyolojik/psikolojik ihtiyaçları tam ve zamanında karşılanmalıdır. Aksi halde zaten sorun olan bir evde bireyler kendi psikolojik ihtiyaçlarını gideremezken bebeğe destek olmaları da beklenemez.

Erken Dönem Beyin Gelişimini Desteklemek İçin Öneriler

  • Çocuğunuzla (kaç aylık olduğu önemli değil) oyun oynayın.

  • İlgisini çekecek ve farklı nesneler gösterin.

  • Birlikte dışarı çıkın dünyayı görmesine izin verin.

  • Bırakın toprağı, ağacı, böceği, solucanı keşfetsin.

  • Teknolojiye sınır koyun.

  • Çocuğunuza kitap okuyun.

  • Birçok farklı türde müzikler açın, şarkı söyleyin.

  • Duygularınızı yüz ifadelerinize yansıtın ve sizi görsün. Zamanla taklit etmeye başladığında size tepki verdiğinde sinirsel bağların oluşması için siz de ona yanıt verin.

  • Oyalanması, ağlamaması, yemek yemesi için küçük yaşlarda teknolojiyle tanıştırmayın. Amerikan Pediatri Akademisi 0-2 yaş arasındaki çocukların hiçbir şekilde ekranla karşı karşıya gelmemesi gerektiğini söylemektedir.

  • Beslenmesine, uyku düzenine önem verin. Bunları belirli bir rutinde yapın. (Bencik Kangal, 2021)

KAYNAKÇA

Nelson, C.A., (2007). A neurobiological perspective on early human deprivation. Child devolopment perspectives, 1(1), 13-18. Nelson, C.A., (2014). Romania’s abondoned children. Harvard University Press. Ergün, E., (2022). Çocuklar Sınır Sever. Kripto Yayıncılık. Syf.16. Bencik Kangal, S. (2021). Çocuğumun Beyninde Neler Oluyor., Elma Yayıncılık. Syf.69.

Emine Mine İşler
Emine Mine İşler
Uzman Klinik Psikolog Emine Mine İşler, İstanbul Arel Üniversitesi Psikoloji lisans programını tamamladıktan sonra, Gelişim Üniversitesi’nde Klinik Psikoloji alanında yüksek lisans eğitimini başarıyla tamamlamıştır. Şu an doktora çalışmalarına hazırlık sürecindedir. Psikoloji alanındaki profesyonel yolculuğuna İstanbul'da başlayan İşler, iki yıl süren klinik deneyiminin ardından Bodrum’a yerleşmiş ve burada beş yılı aşkın süredir kendi kliniğinde hizmet vermektedir. Yetişkin, çocuk ve ergen bireylerin yanı sıra, çift ve aile terapisi alanlarında da aktif olarak çalışmaktadır. Terapi sürecinde bireyin ihtiyaçlarına göre çeşitli yaklaşımları harmanlayan Emine Mine İşler; Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT), EMDR (Göz Hareketleriyle Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşleme), Şema Terapi ve İlişki Pusulası Modeli gibi yaklaşımlardan faydalanmaktadır. Psikopatolojik durumlarla çalışırken bilimsel temellere dayalı, empatik ve bütüncül bir yaklaşımı benimsemektedir. Bireysel danışmanlık hizmetlerinin yanı sıra, birçok seminere katılmış; okullarda öğrenci, öğretmen ve velilere yönelik çeşitli eğitimler ve seminerler de düzenlemiştir. Danışanlarıyla kurduğu güven temelli ilişki, onu sadece bir uzman değil; aynı zamanda süreci birlikte yürüyen bir yol arkadaşı haline getirir. "Sağlıklı bir zihin, sağlıklı bir psikoloji!" anlayışıyla bireylerin ruhsal iyi oluşunu desteklemeye ve her bir terapi sürecini özenle yürütmeye devam etmektedir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar