Cumartesi, Şubat 21, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Erteleme: Bir Zaman Sorunu mu, Duygusal Bir Başa Çıkma Stratejisi mi?

Erteleme, neredeyse evrensel bir insan deneyimidir. Hepimiz hayatımızın bir döneminde bir e-postayı yanıtlamayı, bir projeye başlamayı, bir telefon görüşmesini yapmayı ya da uzun süredir hayalini kurduğumuz bir adımı atmayı “sonraya” bırakmışızdır. Çoğu zaman bu davranışı tembellik, irade eksikliği ya da kötü zaman yönetimiyle açıklarız. Oysa psikoloji bize çok daha karmaşık ve insani bir tablo sunar.

Erteleme, yalnızca yapılacak işlerle ilgili değildir; duygularla, korkularla, zihinsel yükle ve kişinin kendisiyle kurduğu ilişkiyle yakından bağlantılıdır. Kendi çıkarımıza olmadığını bildiğimiz hâlde neden erteleriz? Neden bazı görevler gözümüzde devleşir? Neden “başlayınca bitecek” işleri aylarca sürüncemede bırakırız?

Bu yazıda ertelemeyi; bilişsel kapasite, duygu düzenleme, kaygı, ruminasyon, öz-şefkat ve mükemmeliyetçilik gibi psikolojik süreçler üzerinden ele alacak; ardından ertelemeyle baş etmek için on somut ve uygulanabilir yolu, günlük hayattan örneklerle açıklayacağım.

Erteleme Nedir ve Neden Olur?

Araştırmalar ertelemenin, sanıldığı gibi basit bir zaman yönetimi sorunu olmadığını göstermektedir. Erteleme, çoğu zaman duygu odaklı bir başa çıkma stratejisidir. Yani kişi bir görevi erteleyerek o görevle ilişkili rahatsız edici duygulardan; sıkıntı, stres, kaygı ve yetersizlik hissi gibi deneyimlerden geçici olarak kaçınır.

Bu noktada iki temel neden öne çıkar:

1. Görevin Az Öncelikli Olması

Zihinsel kaynaklarımız sınırlıdır. Beyin, bilişsel yük altında çalışırken önceliklendirme yapar. Eğer bir görev acil ya da anlamlı görünmüyorsa, geri plana atılması son derece doğaldır. Örneğin, e-postalara yanıt vermek gibi keyif vermeyen işleri ne kadar kolay ertelediğinizi fark ettiniz mi? Bu tür görevler genel olarak önemli olsa da, çoğu zaman daha acil görünen işlerin gerisinde kalır. Bazı şeylerin arka plana itilmesi disiplinsizlik değil, bilişsel bir koruma mekanizması olabilir.

2. Korku ve Kaçınma

Görev önemli olduğu hâlde erteleniyorsa, genellikle işin içinde korku vardır: başarısız olma korkusu, eleştirilme korkusu, yeterince iyi yapamama kaygısı. Erteleme burada bir kaçınma davranışı olarak işlev görür. Kısa vadede rahatlatır; uzun vadede ise kaygıyı büyütür.

Özellikle kaygı ve depresyona yatkın bireylerde erteleme daha sık görülür. Araştırmalar, bu ilişkiyi açıklayan en güçlü bilişsel sürecin ruminasyon, yani geçmişe dair tekrarlayıcı ve olumsuz düşünceler olduğunu göstermektedir. “Daha önce de başaramamıştım” ve “Yine yarım bırakacağım” gibi düşünceler, harekete geçmenin önünde ciddi bir engel oluşturur.

Ertelemenin Bedeli

Erteleme, kısa vadede duygusal rahatlama sağlasa da uzun vadede bedeli ağırdır:

• Artan stres
• Uyku problemleri
• Performans düşüşü
• Suçluluk ve utanç
• Benlik saygısında azalma

Yani kişi, şimdiki benliğini rahatlatırken gelecekteki benliğine borç yükler. Üstelik gelecekteki benliğimizi çoğu zaman yabancı gibi algıladığımız için bu bedeli yeterince önemsemeyiz.

Ertelemeyle Baş Etmenin 10 Yolu

1. Felaketleştirmeyi Fark Et ve Durdur

İnsanların ertelemesinin en büyük nedenlerinden biri, bir işi gözlerinde gereğinden fazla büyütmeleridir. “Bu iş çok zor” ve “Dayanılmaz olacak” gibi düşünceler görevi olduğundan büyük gösterir. Oysa zorlanmak, sıkılmak ya da yorulmak insanı yıkmaz. Kendinize şunu hatırlatın: “Bu hoş olmayabilir ama baş edebilirim.”

2. Kısa Vadeli Rahatlama Yerine Uzun Vadeli Kazancı Hatırla

Erteleyen kişiler, uzun vadeli sonuçlar yerine kısa vadeli rahatlamaya odaklanırlar. Bunun yerine kendinize şunu sorun: “Bunu bitirdiğimde hayatım nasıl kolaylaşacak?”

3. Takviminizi Kullanın

“Vaktim olunca yaparım” çoğu zaman hiç yapmamaktır. Görev için net bir zaman belirleyin ve takvime ekleyin. Beyin, planlanmış zamanı daha ciddiye alır.

4. Gerçekçi Olun

Görevlerin genellikle tahmin edilenden uzun sürdüğünü kabul edin. Sabah insanı değilseniz, kendinize sabah altıda spor yapma sözü vermek yerine akşamüstünü seçin.

5. Görevleri Parçalayın

Bir görev gözünüzde çok büyük göründüğünde, erteleme kaçınılmaz hâle gelir. Bu nedenle görevi daha küçük ve yönetilebilir parçalara ayırın. “Makale yazmak” yerine “başlık atmak” ya da “ilk paragrafı yazmak” gibi adımlar belirleyin.

6. Bahaneleri Bırakın

“Havaya girmem lazım” gibi düşünceler çoğu zaman kaçınmanın kibar hâlidir. Motivasyon, çoğu zaman başladıktan sonra gelir.

7. Ortamınızı Düzenleyin

Telefon bildirimleri, sosyal medya ve e-postalar dikkati bölebilir. Çalışma süresince bu uyaranları bilinçli olarak azaltın.

8. Ödülü Ertelemenin Değil, Davranışın Sonuna Koyun

Diziyi çalışmadan önce değil, çalıştıktan sonra izleyin. Beyin, ödül ve davranış ilişkisini hızla öğrenir.

9. Kendinizi Affedin

“Ben zaten hep erteliyorum” düşüncesi ertelemeyi besler. Araştırmalar, öz-şefkat ve öz affetmenin ertelemeyi azalttığını göstermektedir. Kendinize düşmanca değil, destekleyici davranın.

10. Mükemmeliyetçiliği Bırakın

Ya hep ya hiç düşüncesi hareketsizliğe yol açar. Amaç kusursuzluk değil, ilerlemedir. Taslak hâlinde bile olsa tamamlanan bir iş, tamamlanmayan mükemmel bir fikirden daha değerlidir.

Sonuç

Erteleme, tembellikten çok insan olmanın bir sonucudur. Zihnimiz acıdan kaçınmak, duygularımızı düzenlemek ve enerjimizi korumak ister. Ancak kısa vadeli rahatlama uğruna uzun vadeli bedeller ödediğimizde, erteleme yaşam doyumunu zedeleyen bir döngüye dönüşür.

Ertelemeyi yenmek; kendimizi zorlamakla değil, kendimizi anlamakla başlar. Hangi görevler bizi korkutuyor? Hangi düşünceler bizi kilitliyor? Kendimize ne kadar şefkatliyiz?

Unutulmaması gereken en önemli nokta şudur:
Harekete geçmek için hazır hissetmeyi beklemek zorunda değilsiniz.
Hazır hissetmek, çoğu zaman hareketin sonucudur.

Bugün “bir gün” dediğiniz şey için küçük de olsa bir adım atın. Ve attığınız her adım için kendinizle gurur duyun.

Lidya Yılmaz
Lidya Yılmaz
Lidya Yılmaz, Psikoloji lisans eğitimini Kadir Has Üniversitesi’nde tamamlamış, ardından İstanbul Gelişim Üniversitesi Klinik Psikoloji yüksek lisans programını bitirerek “Klinik Psikolog” unvanını almıştır. Eğitim süreci boyunca çeşitli hastane ve merkezlerde aktif olarak görev alarak klinik deneyim kazanmıştır. Yılmaz, 2021 yılından bu yana terapilerinde BDT, EMDR, Cinsel Terapi ve Çift Terapisi gibi yaklaşımlarını kullanmakta; bireyin içsel gücünü keşfetmesini ve psikolojik dayanıklılığını artırmayı amaçlamaktadır. Yazılarıyla, psikolojiyi herkes için erişilebilir ve anlamlı kılmayı; ruh sağlığı konusunda farkındalık yaratmayı hedefleyen içerikler üretmektedir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar