Duygu nedir?
Duygu deyince aklınıza neler geliyor? Çoğu zaman mutluluk, üzüntü, korku gibi oldukça klasikleşmiş kelimeler hemen aklımıza gelir. Peki, bilimsel açıdan ele aldığımızda duygu nedir? Duygular; bireyin ruh hâlinde meydana gelen biyokimyasal ve çevresel süreçlerin bir ürünü olarak tanımlanabilir. Aslında duygularımız; psikolojik tepkilerimizi, algılarımızı ve genel psikolojik durumumuzu etkileyen temel yapılardır.
Duygu düzenleme
Günlük hayatta birçok insan duygularını kontrol etmeye çalışır; ancak psikoloji bilimi, kontrol etmekten çok duyguları düzenlemeye odaklanır. Çünkü düzenleme, psikolojik iyi oluş için önemli bir adımdır. Daha önce de belirtildiği gibi, duygular yalnızca hissedilen içsel durumlar değildir; aynı zamanda bilişsel değerlendirmelerimizi, bedensel tepkilerimizi ve davranışlarımızı içeren karmaşık bir süreci kapsar. Bu bağlamda, duygunun ortaya çıkışı kontrol edilmesi gereken bir durumdan ziyade, anlamlandırılması ve verdiği mesajın fark edilmesi gereken bir andır.
Bilimsel araştırmalar, psikolojik sağlık üzerinde belirleyici olan etmenlerden birinin duygularla başa çıkma becerisi olduğunu göstermektedir. Bu noktada en sık incelenen kavramlardan biri duygusal bastırmadır. Duyguları bastırmak; kişinin bilinçli olarak hissettiği duyguyu yaşamamaya çalışması ya da yaşadığı duyguyu ifade etmemesi, hatta bazen bunu kendisine bile kabul etmemesi olarak tanımlanabilir (Gross & Levenson, 1997).
Duygusal bastırma kısa vadede işlevsel gibi görünebilir; ancak uzun vadede birey üzerinde yıpratıcı etkiler yaratır. Bastırılan duygular stres tepkilerini ve bilişsel yükü artırabilir ve ikili ilişkilerde duygusal mesafeye yol açabilir (Gross, 2002). Örneğin, bir olay karşısında kaygı yaşadığımızda bu kaygıyı hissetmemek için yok sayabilir ya da dikkatimizi başka şeylere yönlendirmeye çalışabiliriz. Ancak olay tüm gerçekliğiyle varlığını sürdürür ve onunla yeniden karşılaşma ihtimali yüksektir. Bu tekrar eden döngüde kaygının sürekli ortaya çıkması ve bastırılması, zamanla hayatın işlevselliğini bozarak bireyin duygusal ve psikolojik olarak rahatsız hissetmesine neden olabilir. Sonunda kişi, hemen her durum karşısında kaygı duyar hâle gelebilir.
Bastırmak yerine ne yapabiliriz?
Peki, duygularımızı bastırmak yerine daha işlevsel olarak ne yapabiliriz? Duygu düzenleme, duyguları bastırmak yerine; duyguların yoğunluğunun, süresinin ve ifadesinin yaşanan olaya uygun biçimde yönetilmesini sağlar. Araştırmalara göre duygu düzenleme, duygunun ortaya çıkmasından önce ya da sonra farklı aşamalarda gerçekleşebilir ve bastırmaya kıyasla daha uyumlu sonuçlar doğurur (Gross, 1998).
Buradan şu soru akla gelebilir: Duygu düzenleme nasıl yapılır?
Duygu düzenlemenin ilk adımı, ne hissettiğimizi fark etmek ve anlamlandırmaktır. Bir olay yaşandığında “Evet, şu an bir şey hissediyorum” diyebilmek ve ardından bu duyguyu adlandırabilmek önemlidir. Çünkü ne hissettiğimizi tanımlayamazsak, bu duyguyla nasıl başa çıkacağımızı da bilemeyebiliriz. Örneğin, bir kişi “Bütün gün gergindim ama nedenini bilmiyorum” diyebilir.
Duygu adlandırma ise şu şekilde işler: “Bugün iş yerinde eleştirildiğimde kaygı hissettim ve bu durum gergin hissetmeme neden oldu.” Bu örnekte belirsiz bir bedensel durum olan gerginlik, adlandırılmış bir duyguya dönüştürülmüştür. Bilimsel çalışmalara göre, duyguların adlandırılması duygu yoğunluğunu azaltır ve düzenlemeyi kolaylaştırır. Ayrıca duyguları adlandırabilme becerisi, stres toleransımızı artırır ve yaşamı daha iyi yönetmemize katkı sağlar (Barrett, Gross, Christensen & Benvenuto, 2001).
Duygu toleransı
Duyguların bastırılması yerine düzenlenmesi, aynı zamanda duygusal tolerans kapasitemizi de artırır. Bu, rahatsız edici duygular ortaya çıktığında kaçınmak yerine, bu duygularla daha uzun süre kalabilme becerisi anlamına gelir.
Örneğin, bir kişi hata yaptığında utanç hissedebilir ve çoğu zaman bu duyguyu düzenlemek yerine kaçınmayı tercih edebilir. Konuyu kapatmak, ortamdan uzaklaşmak ya da yaşanan rahatsızlığı hissetmemek için kendini başka şeylerle meşgul etmek buna örnek verilebilir. Duygu toleransı yüksek bir kişi ise şöyle düşünebilir: “Şu an yaptığım hatadan dolayı utanç hissediyorum. Bu duygu rahatsız edici ama geçici. Onu hemen yok etmeye çalışmak yerine biraz burada kalıp ne olduğunu anlayabilirim.”
Bu şekilde duyguyla kalabilmek, kişinin ilerleyen zamanlarda benzer bir durumu hatırladığında aynı yoğunlukta utanç hissetmemesine katkı sağlayabilir.
Sonuç
Sonuç olarak duygular, insan olmanın ve yaşamın ayrılmaz bir parçasıdır. Olumlu duygular kadar olumsuz duygular da hayatımızda yer alır. Duygu düzenleme sayesinde ne yaşadığımızın farkına varır, yaşadığımız deneyimi adlandırır ve anlamlandırırız. Böylece duygu toleransımız artar ve duyguların kaçınılması ya da bastırılması gereken durumlar olmadığını; aksine bize önemli mesajlar ileten deneyimler olduğunu fark ederiz.
Yoğun duygular karşısında duygu toleransı geliştirdikçe, bu duygularla biraz daha uzun süre kalabilir ve benzer durumlarla gelecekte karşılaştığımızda daha farklı bir perspektiften bakarak hayatımızı daha işlevsel hâle getirebiliriz.
KAYNAKÇA
Barrett, L. F., Gross, J. J., Christensen, T. C., & Benvenuto, M. (2001). Knowing what you’re feeling and knowing what to do about it: Mapping the relation between emotion differentiation and emotion regulation. Cognition & Emotion, 15(6), 713–724.
Gross, J. J. (1998). The emerging field of emotion regulation: An integrative review. Review of General Psychology, 2(3), 271–299.
Gross, J. J. (2002). Emotion regulation: Affective, cognitive, and social consequences. Psychophysiology, 39(3), 281–291.
Gross, J. J., & Levenson, R. W. (1997). Hiding feelings: The acute effects of inhibiting negative and positive emotion. Journal of Abnormal Psychology, 106(1), 95–103.


