Çarşamba, Eylül 9, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Dolmayan Boşluk: Neden Hiçbir Şey Olmamışken Her Şey Eksik?

İçimde Bir Şey Eksik Gibi: Duygusal Boşlukla Yaşamayı Öğrenmek

Dışarıdan bakıldığında her şey yolunda görünebilir. Ancak insan, bazen en çok hiçbir şey olmamışken yorulur. Dışarıda her şey yolunda görünebilir; takvim işliyor, çevrenizdeki insanlar gülüyor, hayat rutininde akıyordur. Ama içimizde tarif etmesi zor bir his belirir. Ne tam olarak üzüntüdür ne de öfke. Daha çok, içi çekilmiş bir sessizlik gibidir. Ve belki de en zor yanı şudur: Nedenini bilmeyiz. İnsan, nedenini bilmediği duygudan daha çok korkar. Çünkü adını koyamadığımız her his, kontrol edilemezmiş gibi gelir. Bu yüzden birçok kişinin zihninde benzer bir cümle dolaşır: “Geçmeyecekmiş gibi hissediyorum.”

Duygular Neden Aynı Kalmaz?

Duygular sabit değildir; dalga gibidir. Ancak biz, duygularımızdan tutarlılık bekleriz. Aynı olaylara aynı tepkileri vermemizi, aynı koşullarda aynı hisleri yaşamamızı isteriz. Oysa insan zihni ve bedeni, yaşanan her deneyimi yalnızca “o an” ile değil; geçmiş yaşantılar, bedenin fizyolojik durumu, stres düzeyi ve bastırılmış duygularla birlikte değerlendirir. Bir gün bizi hiç etkilemeyen bir cümle, başka bir gün içimizi parçalayabilir. Bu bir zayıflık değil; insan olmanın biyolojik ve psikolojik doğasıdır. Duygular; uyku, yorgunluk, stres ve farkında olmadığımız anılarla şekillenir (Gross, 2015). Duyguların değişmesi tutarsızlık değil, ruhsal hareketlilik göstergesidir. Son zamanlarda sizi şaşırtan bir duygusal tepkiniz oldu mu?

Bazı Duyguları Neden Daha Yoğun Hissederiz?

Bazı duygular vardır; diğerlerinden daha ağır gelir. Özellikle boşluk, suçluluk, özlem ve açıklanamayan bir huzursuzluk hissi… Bunun önemli nedenlerinden biri, bu duyguların çoğu zaman ertelenmiş ya da bastırılmış olmasıdır. Bastırılan duygular yok olmaz. Sadece sessizleşir. Ve sessiz kalan her duygu, bir gün başka bir yerden konuşur. Bazen ani bir ağlama hâliyle, bazen beden ağrılarıyla, bazen de “hiçbir şey hissetmiyorum” cümlesiyle. Araştırmalar, uzun süre bastırılan duyguların; kaygı bozuklukları, depresif belirtiler, psikosomatik ağrılar ve bağışıklık sistemi sorunlarıyla ilişkili olduğunu göstermektedir (Sapolsky, 2017; van der Kolk, 2014). Beden, ifade edilemeyen duyguların yükünü taşımaya başlar. Uzun süredir ertelediğiniz ya da adını koymadığınız bir duygusal yük olabilir mi?

Bazen Hiçbir Şey Olmaz Ama İnsan içi Çöker

Bu durum bir eksiklik değil; çoğu zaman birikmişliğin dışavurumudur. Uzun süre “güçlü durma” maskesi takmak, zihni bir noktada sigortaları attırmaya zorlar. İnsan her şeyi taşıyabileceğini zanneder; ta ki taşımaktan yorulduğunu fark edene kadar. Bessel van der Kolk’un sıkça vurguladığı gibi, “beden kayıt tutar.” Biz unuttuğumuzu sansak da sinir sistemimiz o sessiz yorgunluğu biriktirir. Söylenemeyenler, ertelenen duygular ve yarım kalan tepkiler; zihinden çok bedende yer bulur (van der Kolk, 2014). Bu nedenle boşluk hissi çoğu zaman bir çöküş değil; zihnin kendini korumaya alıp duyguların sesini kısmasıdır. Yani aslında “bir şeyler yanlış” değildir; sadece çok şey birikmiştir. Siz en son ne zaman “iyi görünmeye” çalıştığınızı fark ettiniz?

Aynı Durumlara Neden Aynı Tepkileri Vermeyiz?

Çünkü her gün aynı insan değiliz. Bir gün güçlü hissettiğimiz bir durumda, başka bir gün daha savunmasız olabiliriz. Beynin duygusal işlemleme merkezlerinden biri olan amigdala, stres altındayken daha hassas çalışır. Bu da aynı olayın farklı zamanlarda farklı duygusal yoğunluklarla algılanmasına neden olur (LeDoux, 2020). Bu nedenle “Eskiden böyle hissetmiyordum” cümlesi çok tanıdıktır. Aslında çoğu zaman cevap şudur: Çünkü artık başka şeyler de taşıyoruzdur. Bugün taşıdıklarınız, tepkilerinizi nasıl etkiliyor olabilir?

Bastırılan Duyguların Bedene Yansıması

Duygular ifade edilmediğinde, beden devreye girer. Baş ağrıları, mide problemleri, kas gerginliği, kronik yorgunluk… Bunların her biri, duygusal yükün fizyolojik tercümesi olabilir. Travma ve bastırılmış duygular üzerine yapılan çalışmalar, bedenin yaşananları unutmadığını; aksine hatırlamaya devam ettiğini göstermektedir (van der Kolk, 2014). Bu nedenle psikolojik iyilik hâli, bedeni yok sayarak mümkün değildir. Bedeniniz size son zamanlarda ne anlatıyor olabilir?

Bu Duygusal Dalgalanmalarla Nasıl Yaşarız?

İlk adım, geçmeyecekmiş gibi hissettiren duygularla savaşmamaktır. Çünkü duygular bastırıldıkça büyür, fark edildikçe yumuşar. Duyguyu adlandırmak, bedende nasıl hissedildiğini fark etmek ve kendimize karşı daha şefkatli bir dil kullanmak; duygusal düzenleme temel adımlarıdır. Amaç duyguları yok etmek değil, onları anlamaktır (Hayes et al., 2016). Bugün hissettiğiniz o belirsiz boşluk, sizden kaçmanızı mı istiyor yoksa ilk kez gerçekten durup onu dinlemenizi mi?

Son Söz

Geçmeyecekmiş gibi hissettiren her duygu, aslında duyulmak ister. Bastırıldığında ağırlaşan bu hisler, fark edildiğinde yön değiştirir. Çünkü duygular yok edilmek için değil, anlaşılmak için vardır. Aynı hayatın içinde farklı hissetmek bir problem değil; ruhsal bir hareketliliğin işaretidir. İnsan bazen güçlü, bazen yorgun, bazen de boşlukta hissedebilir. Bu, eksiklik değil; insan olmanın doğal bir parçasıdır. Belki de asıl soru şudur: “Bu duygu benden ne istiyor ve ben ona gerçekten kulak veriyor muyum?”

KAYNAKÇA

Gross, J. J. (2015). Emotion regulation: Current status and future prospects. Psychological Inquiry, 26(1), 1–26. https://doi.org/10.1080/1047840X.2014.940781 Hayes, S. C., Strosahl, K. D., & Wilson, K. G. (2016). Acceptance and commitment therapy: The process and practice of mindful change (2nd ed.). Guilford Press. LeDoux, J. E. (2020). The deep history of ourselves: The four-billion-year story of how we got conscious brains. Viking. Sapolsky, R. M. (2017). Behave: The biology of humans at our best and worst. Penguin Press. van der Kolk, B. (2014). The body keeps the score: Brain, mind, and body in the healing of trauma. Viking.

Kübra Demirbaş
Kübra Demirbaş
Kübra Demirbaş, Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik mezunu bir psikolojik danışmandır. Bireysel danışma, kişilerarası ilişkiler, grup çalışmaları, psikoeğitim programları ve yaratıcı drama uygulamalarında deneyim kazanmıştır. Sanatın terapötik gücü, sürdürülebilirlik ve bireylerin gelişimi üzerine yazılar kaleme alan Demirbaş, psikolojiyi günlük yaşamla buluşturarak okuyucularına anlaşılır, ilham verici ve ruh sağlığını destekleyici içerikler sunmayı amaçlamaktadır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar