Bağımlılık beyinde meydana gelen, dopamin hormonunun salgılanma biçimindeki bozulmayla oluşan bir hastalıktır. Herhangi bir maddeye, tütüne, alkole bağımlılık gelişebileceği gibi, bir davranış biçimine de bağımlı olunabilir. Her geçen zamanda alınan madde veya yapılan davranış miktarını arttırmak, bırakmak istendiğinde yaşanan huzursuzluk, sinirlilik gibi yoksunluk belirtileri, sağlığa, bireysel yaşama, insan ilişkilerine zararı bilinmesine rağmen bırakmakta zorluk yaşama bağımlılığın en önemli göstergelerindendir.
2000 yılından itibaren doğan nesil, tam da dijital dünyanın içine doğduğundan, diğer nesillere oranla bağımlı olmaları daha kolaydır. Çünkü beyin tam gelişmeden bağımlılığa bulaştığında, zararları gelişmiş beyne oranla çok fazladır bununla birlikte tedavisi uzun, riskli ve zordur.
Teknolojinin İki Yüzü: Bilgi Çağı ve Riskler
Dijital Dünyayı yeterince ve doğru kullanmak önem arz etmektedir. Teknoloji doğru kullanıldığında içinde bulunduğumuz küresel bilgi çağında çok mühim bir kaynaktır. Her an, her yerden, her alanda bilgiye erişim, bilgilerin doğruluğunun teyidi, geçmiş bilgi birikimine bir hamle ile ulaşabilmek kıymetlidir. Ülkelerin gelişimini sağlayan bu bilgi birikimi ve nasıl kullanılacağının bilinmesidir. Sağlık, bilişim, sosyoloji, psikoloji, ekonomi vs. gibi bir çok alanda teknoloji gelişimi beraberinde getirmektedir. İnsanlığı daha ileri taşımaktadır. Ancak olumlu getirilerinin yanında elbette ki götürüleri de mevcuttur.
Son yıllarda sık sık kendimde rahatsız olduğum bir davranış modelim dikkatimi çekti. Uzun süreler bir konuya odaklanarak onu yerine getiremiyorum. Örneğin kitap okuma sürem 15 dakikayı geçmiyor. Yazmak istediğimde önceden başına oturup saatlerce yazabildiğim kelimeler aklıma eski yoğunlukta gelmiyor. Telefonum elimde olmadığında veya o devasa büyüklükteki televizyonumda bir şeyler izlemediğimde canım sıkılıyor, ne yapacağımı bilemez oluyorum. Önceden yürüyüş yaptığım, mutfakta vakit geçirdiğim, en olmadı uyuduğum can sıkıntısı anlarımda kendimi telefonumdaki oyunla meşgul buluyorum. Hiç gereği yokken instagram açıp ya da youtube, reels kaydırıyorum ve bu benim için farkında olmadan edindiğim bir alışkanlık olmuş. Alışkanlık mı bağımlılık mı? Bunu test etmek için bırakmayı denedim ve sonuç beni dehşete düşürdü. Kendimle böyle uğraşırken karşıma bir yazar çıktı. Onun kitabını okuduktan sonra yaşadıklarımda yalnız olmadığımı anladım.
Johan Hari ve Çalınan Dikkat
Johan Hari Çalınan Dikkat ismini verdiği muhteşem kitabında dijital dünyanın, dijital bağımlılığın ve odaklanamamanın sebep ve sonuçlarını önemli 3 madde ile toplamış. Bu maddeler:
1- Dijital bağımlılık odak kaybına, bilişsel yetilerin azalmasına, beynin yapısının değişmesine neden olur. Dikkatimizi uzun süre bir şeye veremediğimizde istediğimiz, planladığımız, hayal ettiğimiz işleri yapmadan geçen bir hayatımız olur.
2- Dikkat parçalanması yalnızca bireysel değil toplumsal bir krize yol açar. Sosyal medyada kendi olmadan, insana özgü en önemli özelliklerden biri olan dili sağlıklı kullanamadan, empati yapabilme, temas etme, düşünebilme gibi “gerçek” insani vasıflarını kullanamadan var olan bir birey akabinde toplum ve toplumsal davranışlar o toplumu oluşturan gruplarda ahlaki çökmeye, çürümeye neden olur. Toplumu oluşturan genç neslin çözüm üretme becerisi kaybolur.
3- Eğer neler olup bittiğini anlarsak değiştirebiliriz. James Baldwin’in dediği gibi: Yüzleştiğiniz her şeyi değiştiremezsiniz ama yüzleşmeden hiçbir şeyi değiştiremezsiniz.
Ekranların Fiziksel ve Psikolojik Etkileri
Bakışınız akan şeylere takılıp kaldığında, uzun süreler hareketsizce ekran başında kaldığınızda, hareketsiz kalarak (yürüyüş ya da spor yapmadan) bilgisayar yada tablet ile çalıştığınızda kendinizi endişeli ve kaygılı hissedersiniz. Bunun nedenlerinden biri günlük harcamanız gereken enerji miktarınızın beyinde birikmesidir diğeri ise beynimize ekranlardan ulaşan mavi ışınlardır. İşin ilginç yanı dijital dünyayı kullanmak bir bağımlılık haline geldi ise bırakıldığında aynı huzursuzluk ve kaygıyı yaşıyor olmaktır.
Yapılan bir grup araştırmadan sonra günümüzdeki dijital dünyaya olan bağlılığın, ve bir şeye odaklanma süresinin azalmasının nedeninin çok bilgiye kısa sürede ulaşıyor olmanın getirisi olduğu bulunmuş. Kısa sürede yeni bilgiler edinmek bir yanıyla kendini özel ve harika hissettirirken diğer yanıyla insani boyutlardaki tüm derinliğin yitimine neden oluyor. Bu sebeple daha yorgun ve panik olmuş hissediyoruz.
Okullarda eğitimci olarak bulunduğum seminerlerde veli grubunun seminerleri mola vermeden, dikkati dağılmadan en az 4 dakika dinleyebildiklerini, lise öğrencilerinin katıldığı eğitimlerde dinleme süresinin 15 dakikalara düştüğünü gözlemledim. Bununla birlikte veli eğitimlerinde eğitimciden izin almadan herhangi bir yeme, içme, dışarı çıkma davranışı bulunmazken öğrencilerde sürekli bir fiziksel hareketlilik olduğunu gözlemledim. Yapılan son çalışmalarda herhangi bir işle meşgulken bir kısa mesaja bakıp geri dönmenin IQ düzeyinde ortalama %10’luk bir düşüşe neden olduğu bulunmuş. İnsanın dikkatini tam anlamıyla tek bir şeye odakladığı, aynı anda yapılan şeylerde verimli bir dikkat kullanılamadığı artık biliniyor. Aksi sadece bir yanılsamadan ibaret.
Dijital Bağımlılıktan Kurtulma ve Yeni Alışkanlıklar
Dijital dünyada sağlığımızı korumak için acilen dijital bağımlılıklarımızdan kurtulmamız gerekli. Sadece daha az kullanmak veya bırakmak işe yaramıyor. Yerine o huzursuzluğu, bağımlılığın getireceği yoksunluğu önleyecek yeni alternatifler koymak da gerekiyor.
Spor yapmak belki en azından günlük 45 dakikalık bir yürüyüş, kültür ve sanat faaliyetleri (müzik, resim, tiyatro, dans topluluklarına katılma), sosyalleşme (en az haftada bir gün rutin hafta davranışlarının dışına bir ortamda arkadaş, aile bireyleri ile toplanma ve sohbet etme) kendine has bir yeteneğini, becerini keşfetme ve bununla vakit geçirme (yazma, puzzle, okuma, bulmaca çözme vs.) Bu bağlamda yeni alışkanlıklar edinmek gerektiği çok açıktır.
Yeni alışkanlık edinmek de dijital dünyanın getirdiği zorluklardan bir tanesidir. Alışkanlık edinmek için öncelikle hangi alışkanlığı edinmek istediğimizi hedeflememiz gerekir. Tek bir hedefin peşinden gitmek, sonra diğer hedefleri oluşturmak önemlidir. Sonrasında alışkanlığa bir anlam bulmamız gerekir. Beyin insan için önemli olan şeylere dikkat gösterecek şekilde tasarlanmıştır ve son olarak becerilerimizin sınırlarında bir alışkanlık olmalıdır. Bize göre ne çok kolay ne çok zor olmalıdır. Alışkanlık edinilene kadar en mühim olanı ise canımızın sıkıntısına katlanabilmektir. İnsan sınırları zorlandığında kendini aşan bir varlıktır.
Hepimizin dijital bağımlılıklarımızdan kurtulduğumuz yeni bir yıl olması dileğiyle.
Kaynakça
Hari, J. (2022). J. Hari içinde, Çalınan Dikkat. Metis Yayınları.


