Cuma, Aralık 5, 2025

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Çok Uluslu Şirketlerin Sınavı: Bilinmeyen Kültürel Kodlar

Kültürel Farkların İş Dünyasındaki Yansımaları

Çok uluslu bir şirkette, bir Fransız çalışan, Amerikalı bir yöneticiye bağlı olarak çalışmaya başlar. Performans görüşmesi öncesinde takım lideri, her ikisiyle de ayrı ayrı görüşerek birlikte çalışmanın nasıl gittiğini sorar. Fransız çalışan, “Hayatımda daha iyi bir yöneticiyle çalışmadım. O kadar uyumlu çalışıyoruz ki ilişkimizde olumsuz olabilecek hiçbir konu yok, her şey olması gerekenden de iyi” der. Amerikalı yönetici ise “Derhal bu çalışanı altımdan alın, birlikte çalışmamız mümkün değil” yanıtını verir. Takım lideri şaşkınlık içindedir: İki taraf nasıl bu kadar zıt görüşlere sahip olabilir? İşte bu noktada kültürel farklılıklar iş hayatında kritik bir rol oynar.

Şirketlerin Kültürel Farklara Yaklaşımı

Çok uluslu şirketlerde uyum içinde çalışmak oldukça zordur. Bireysel farklılıklara ek olarak, ülkeler arası kültürel farklılıklar da iş birliğini zorlaştırır. Her tepki veya her davranış öncesinde düşünmek, karşı tarafın penceresinden bakarak daha özenli hareket etmek gerekir. Ancak bu her zaman mümkün olamadığından, çok uluslu şirketler kültürel farklardan doğabilecek anlaşmazlıkları çözmek için zaman ve iş gücü ayırmak zorundadır.

Çalışanlar arasında kültür kaynaklı sorunları azaltmak için yönetmelikler yayınlanır ve bunların uygulanabilmesi adına şirket içinde sürekli bilgilendirme ve farkındalık çalışmaları yapılır. Çalışanların sorunlarını gidermek üzerine uzmanlaşan ekipler, sorunlar baş gösterdiğinde müdahale ederler. Oysa öncelikli hedef, farklı kültürlerin bir arada çalışmasını avantaja dönüştürebilecek açık, yargısız ve sağlıklı bir ortam yaratmak olmalıdır.

20 yıl çok uluslu şirketlerde çalışmış bir Endüstri ve Örgüt Psikoloğu olarak şunu rahatlıkla söyleyebilirim: İçinde bulunulan toplum kültürünü anlamadan, insan davranışını yorumlamak doğru sonuç vermez. İnsan, şekillendiği toplumun değerleri üzerine bireysel farklılıklarını ekler; bu ikisi birlikte harmanlanır.

Örneğin, Japonya’daki bir çalışan ile Hollanda’daki bir çalışanın geri bildirim verme biçimi aynı olmayacaktır. Hollandalı, olumsuz geri bildirimi doğrudan, açık ve net şekilde ifade ederken; Japon çalışan, sözü yumuşatmaya çalışarak, karşısındakini kırmamayı önceliklendirir. Hollandalının aklına, karşısındakinin kırılma ihtimali gelmez bile. Veya bir Amerikalı, olumlu geri bildirimi, karşısındakini olduğundan da değerli hissettirerek verirken, bir Fransız, olumlu geri bildirimi vermeye gerek yok, o zaten ‘olması gereken davranış’ diye düşünür.

Kültür Farklarının Yol Açtığı Kazalar

Birkaç ay önce, Kanadalı bir yöneticiyle bir toplantıya katıldım. Daha önce de birlikte çalıştığımız için, aklındaki düşünceyi birkaç kez farklı şekillerde yineleyerek karşı tarafın anladığından emin olma alışkanlığını biliyordum. Amerika Birleşik Devletleri’nde de benzer bir durum vardır; Amerikalılar da Kanadalılar da ilettiklerinin anlaşıldığından emin olmak isterler. Karşı tarafın anlama sorumluluğunu üstlenmek, bu kültürlerde olağan bir normdur.

O gün toplantıda bir Hollandalı ve bir İngiliz yönetici daha vardı. Dört farklı ülkeden, dört farklı kültürden bir araya gelmiş, bir konu üzerinde uzlaşmaya çalışıyorduk. Kanadalı yönetici fikrini birkaç kez yineleyince, İngiliz yönetici diplomatik bir dille, artık durmasının daha doğru olacağını, söylediklerinin yeterince anlaşıldığını belirtti. Bir anda ortam buz kesti.

Ertesi gün Kanadalı yönetici benimle görüşüp nerede yanlış yaptığını sordu. O toplantıdan sonra İngiliz, Kanadalıyı arayarak düşüncelerini fazla tekrarladığını, üzerinde baskı kurmaya çalıştığını ve bundan rahatsızlık duyduğunu söylemiş. Ben ise Kanadalı yöneticiye, niyetinin baskı kurmak olmadığını, sadece karşı tarafın anladığından emin olmaya çalıştığını bildiğimi söyledim. Rahatladığını hatırlıyorum.

Sonrasında, “Hollandalıyı da arayayım, alındıysa özür dileyeyim” dedi. Oysa Hollandalı, ne rahatsız olmuş ne de ortamın buz kestiğini hissetmişti. Onların kültüründe bu tür çatışmalar o kadar hayatın içindedir ki, olmaması bir eksiklik olarak görülür.

Dünyanın farklı milletlerinden insanlarla çalışmalarım sonucunda kültürlere dair oldukça fazla birikimim oldu. Bu yaz ilgi ile okuduğum, Erin Meyer’in The Culture Map kitabı da benim birikimime çarpıcı örnekler ekledi. Belki de bu kitabı kariyerimin daha başında okumuş olsaydım, yaşadığım pek çok olayı, insan ilişkilerimi ve çevremdeki gelişmeleri çok daha zengin bir bakış açısıyla değerlendirebilirdim.

Fransızların olumsuz geri bildirimi kolayca verebildiklerini, Ruslarla güven inşa edilmeden iş yapmanın doğru olmadığını, İsviçrelilerin toplantı akışını bozmak istemeyeceklerini, Latin Amerikalıların ise akışı o anki ihtiyaca göre değiştirebileceklerini, Almanların zamanlama konusundaki hassasiyetlerini, İtalyanların 5–10 dakikalık gecikmeleri tolere edebileceklerini, Avusturyalı bir üst yöneticinin bisikletle işe gitmesinin onu diğerlerinden biri yapacağını; oysa Çinli bir üst yöneticinin aynı davranışının otoritesini zedeleyeceğini önceden bilebilirdim.

Ben bütün bunları deneyimle öğrendim. Kimi zaman şaşkınlıkla, kimi zaman yüzüm düşerek, kimi zaman tepkiler vererek, kimi zaman da görmezden gelerek yönettim.

Geleceğin Kritik Becerisi: Kültürel Esneklik

Çok uluslu ve farklı ülkelerde faaliyet göstermek isteyen çalışanlar için, iş yaptıkları veya yapmayı planladıkları toplumların kültürünü anlamak kritik öneme sahiptir. Çünkü işi mümkün ve sürdürülebilir kılacak olan öncelikli nokta, kültürün anlaşılmasıdır.

Bugünün ve geleceğin en önemli becerilerinden biri, kültürel esnekliktir. Kültürleri doğru okumak ve gerektiğinde iletişim stilini esnetebilmek, iş dünyasında başarıyı artırır. İş yapacağınız kültürü araştırmak, anlamak ve o kültürde nelerin nasıl yapıldığını bilmek, işinizi kolaylaştıracaktır.

Farklı kültürlerden insanlarla bir araya geldiğinizde, kendi kültürünüzün barındırdığı farklardan söz etmek karşı tarafın da kendi kültürünü paylaşmasına olanak tanır. Böylece karşılıklı açık iletişim ve paylaşım kolaylaşır.

Ben, farklı ülkelerle çalışmayı, öğrenme ve keşif fırsatları içeren, şaşırtıcı deneyimler sunan zenginleştirici bir yolculuk olarak görüyorum. Olaylara yargısız bir zihniyetle, esnek ve empatik yaklaşmak bu yolculuktan kazançlı çıkmanızı sağlayacaktır.

Banu Aksoy Macit
Banu Aksoy Macit
Lisans eğitimini Orta Doğu Teknik Üniversitesi Psikoloji bölümünde, yüksek lisans eğitimini ise Fulbright bursu ile Endüstri ve Örgüt Psikolojisi alanında New York Üniversitesi’nde tamamlamıştır. 20 yıllık iş hayatı boyunca İnsan Kaynakları alanında Türkiye ve Amerika Birleşik Devletleri’nde çeşitli roller üstlenmiştir. Profesyonel hayatına, New York Şehri’nde, Dattner Consulting Inc.’de İnsan Kaynakları alanında çeşitli projelerde danışmanlık hizmeti vererek başlamıştır. Sonrasında kariyerine sırasıyla, sektöründe lider olan uluslararası sigorta aracısı Marsh USA Inc.’de İşe Alım uzmanı olarak ve Koç Grubu’nun madencilik şirketi olan Demir Export A.Ş.’de İnsan Kaynakları Yöneticisi olarak devam etmiştir. Son 12 sene Birleşik Krallık merkezli British Council Eğitim Hizmetleri Şirketi’nde İnsan Kaynakları Direktörü olarak rol almıştır. İşe alım, performans-kariyer yönetimi, ücret ve yan haklar yönetimi, sendikal ilişkiler, eğitim analizleri ve çalışan ilişkileri gibi İnsan Kaynakları’nın tüm süreçlerini yönetmiş ve denetlemiştir. Ayrıca, “Eşitlik, Çeşitlilik ve İçerme” rolünü ve Genişletilmiş Avrupa Bölgesi İnsan Kaynakları ekiplerinin yönetimini üstlenmiştir. Banu, Uluslararası Koçluk Federasyonu (ICF) onaylı Profesyonel Koçtur; kurumlara ve danışanlarına Türkçe/İngilizce, Yönetici ve Takım Koçluğu hizmeti sunmaktadır. Kurumların kültürel dönüşümlerine liderlik edebilmek amacıyla Çevik Koçu ünvanını almıştır. Banu, Örgüt psikolojisi alanındaki gelişmeleri takip ederek, bu gelişmeleri kurumların ihtiyaçlarına göre eğitimler yoluyla çalışanlar ve yönetim ile paylaşır. Kendisi, Fulbright Mezunlar Derneği, Association for Coaching Derneği ve Personel Yönetimi Derneği üyesidir. İnsanları dinlemekten, onların deneyimlerinden öğrenmekten, öğrendiklerini paylaşmaktan ve farklı kültürleri keşfetmek için seyahat etmekten hoşlanır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar