Salı, Mayıs 5, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Çocuklar için Okullar Hâlâ Güvenli mi?

Son günlerde yaşanan okul saldırıları hepimizi derinden sarstı. Ama bu tür olayların etkisi sadece haberlerde gördüğümüz anla sınırlı kalmıyor. Özellikle çocuklar için okul; yalnızca akademik öğrenmenin gerçekleştiği bir yer değil, aynı zamanda güven duygusu, rutinler ve aidiyet hissinin inşa edildiği bir alan.

Bu yüzden zihinde güvenle eşleşmiş bir yerin tehdit altında olması, çocukların iç dünyasında sandığımızdan çok daha büyük bir etki yaratabiliyor.

Çocuklar Güveni Nasıl Algılar?

Bir çocuk için güven duygusu, dünyanın öngörülebilir ve kontrol edilebilir olduğuna dair inançla ilgilidir. Sabah okula gidip akşam eve döneceğini bilmek; ailesinin onu alacak olması, öğretmeninin onu koruyacağına inanmak ve arkadaşlarıyla aynı ortamda bulunmanın “normal” olması…

Bunların hepsi çocuğun psikolojik sağlamlığını oluşturan temel yapı taşlarıdır.

Ancak travmatik olaylar, çocuğun zihninde şu soruyu doğurabilir:
“Ben de güvende miyim?”

Ve çocuklar bu soruya çoğu zaman mantıkla değil, duygularıyla cevap verir.

Çocuklar Ne Duyar Değil, Ne Hisseder?

Burada kritik nokta şudur: Çocuklar duyduklarını değil, hissettiklerini taşır.

Bir haberi ne kadar detaylı anlattığınızdan çok, o haberin onda yarattığı duygu kalıcı olur. Bu yüzden çocuklar bazen olayı tam anlamasa bile ortamda hissedilen kaygıyı, korkuyu ve belirsizliği hızla içselleştirir.

Bu durum özellikle küçük yaş gruplarında şu şekilde kendini gösterebilir:

  • Gece korkuları
  • Ayrılma kaygısı
  • Okula gitmek istememe
  • Karın ağrısı gibi psikosomatik belirtiler

Ebeveynler Nasıl Yaklaşmalı?

Öncelikle şu gerçek kabul edilmelidir: Çocuğu tamamen korumak her zaman mümkün değildir. Ancak onun bu durumu nasıl anlamlandıracağını şekillendirmek mümkündür.

Burada en önemli şey açık iletişimtir.

“Bir şey yok” demek yerine şu yaklaşım daha sağlıklıdır:

“Evet, kötü bir olay yaşandı. Ama bu her zaman ve her yerde olacak bir şey değil. Sen şu an güvendesin ve seni koruyan yetişkinler var.”

Bu yaklaşım, çocuğun hem gerçeği inkâr etmeden hem de güven duygusunu kaybetmeden süreci anlamlandırmasına yardımcı olur.

Yetişkinin Duygusu: Görünmeyen Mesaj

Çocuklar en çok yetişkinin duygusal durumuna bakar. Eğer ebeveyn ya da öğretmen yoğun kaygı içindeyse, bunu saklamaya çalışsa bile çocuk bunu hisseder.

Bu yüzden çocuğa güven vermenin ilk adımı:

  • Kendi duygunu fark etmek
  • Mümkün olduğunca regüle olmak

Bazen bir çocuğa verilebilecek en güçlü mesaj, sadece sakin bir ses tonu ve tutarlı bir duruştur.

Okulda Psikolojik Alan Açmak

Sınıf ortamı, çocukların duygularını birlikte anlamlandırdığı önemli bir alandır.

Bu tür durumlarda:

  • Konuyu tamamen yok saymak
  • Ya da aşırı detaylandırmak

ikisi de işlevsel olmayabilir.

Bunun yerine şu tür sorular destekleyicidir:

  • “Bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz?”
  • “Bu sizde nasıl bir duygu yarattı?”

Çünkü ifade edilen duygu işlenir, bastırılan duygu büyür.

Bu noktada okul psikolojik danışmanlarının rolü de oldukça kritiktir. Yetişkinlerin birlikte hareket etmesi, çocuğun güven algısını güçlendirir.

Rutinler: Belirsizlikte Bir Çapa

Travmatik olaylardan sonra çocukların günlük rutinlerini korumak çok önemlidir.

Rutinler çocuğa şu mesajı verir:
“Hayat devam ediyor ve kontrol tamamen kaybolmuş değil.”

Bu basit ama güçlü mesaj, çocuğun kaygı düzeyini önemli ölçüde azaltabilir.

Amaç Korkuyu Yok Etmek Değil

Burada asıl hedef, çocuğu korkudan tamamen uzak tutmak değildir.
Asıl amaç, çocuğa korkuyla baş etmeyi öğretmektir.

Çünkü hayatın içinde her zaman kontrol edemediğimiz durumlar olacaktır.

Ama çocuk şunu hissederse:

  • “Beni anlayan biri var”
  • “Duygularımı taşıyabilen bir yetişkin var”

o zaman bu tür olaylar karşısında çok daha güçlü kalabilir.

Sonuç

Bu tür olaylar bize bir şeyi çok net gösteriyor:
Psikolojik güvenlik, en az fiziksel güvenlik kadar önemlidir.

Bir çocuğun “Ben güvendeyim” hissini sürdürebilmesi; sadece alınan önlemlerle değil, kurulan ilişkilerle mümkündür.

Çünkü çocuklar, dünyayı önce gözleriyle değil; bağ kurdukları yetişkinlerin duygularıyla tanır.

Derin ERMİŞ
Derin ERMİŞ
Derin Ermiş, 2003 doğumludur ve Yeditepe Üniversitesi’nde Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık okumaktadır. Son sınıfta okuyan Derin’in hayali yüksek lisansla Klinik Psikoloji alanında uzmanlaşmaktır. Okullarda psikolojik danışmanlık ve klinik stajı deneyimleri vardır. Psikoloji konularında eğitimler almayı çok sevmektedir ve işten öte bir hobi olarak da görmektedir. Geçtiğimiz senelerde bir şirket açıp kişisel gelişim ve spiritüel alanlarda konuşmalar düzenlemiş, sosyal medyada içerikler üretmiştir. Mindfulness, meditasyon, enerjiler de çok ilgisini çekmektedir. İnsanların hayatına dokunmak, temel motivasyonu olmuştur. Merhametin sadece insanlara değil, tüm canlılara karşı gösterilmesi gerektiğini düşünmektedir ve hayatını da bu yönde yaşamaktadır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar