Pazar, Nisan 19, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Çocukken Ebeveyn Olduysanız, Bugün Nasıl Seviyorsunuz?

Geçmişin keşfine çıkmak, günümüzde sürdürdüğümüz ilişkilerin sorunlarını fark etmeye ve doğru eylemde bulunmaya yardımcı olur. En temelde “Bir partnerde seni çeken nedir?”, “Anne-babanın nasıl bir ilişkisi vardı?”, “Çocukken ailendeki rolün neydi?” soruları, farkındalık uyandırır. Çünkü, kişilerin nasıl büyüdükleri, hangi ilişkilere tanıklık ettikleri ve ailelerinde hangi rolü oynadıkları hem seçtikleri partner türüne hem de yetişkinlikte sürdürdükleri role katkıda bulunur. Çocuklukta ebeveyn rolünü üstlenmek, yetişkinlikte kurulan romantik ilişkilerin nasıl yaşandığını önemli ölçüde şekillendirir. Yapılan araştırmalar, çocuk ve ebeveyn arasındaki rol değişimlerinin çocuğun psikolojik sağlığını olumsuz şekilde etkilediğini göstermektedir (Engelhard, 2012; Hooper vd., 2012; Stein, Rotheram-Borus ve Lester 2007). Ebeveynleştirme, çocuğun aile içinde normalde ebeveyne ait olan sorumlulukları üstlenmesi ve yetişkin rolüne bürünme durumudur. Bu dinamikte çocuk hem duygusal hem fiziksel görevleri yerine getirirken, ebeveyn çocuğa bağlı konuma gelmektedir.

Çocukluktan Yetişkinliğe Bağlanma Modelleri

Çocukken üstlenilen ebeveyn rolü, ebeveyn-çocuk arasındaki bağlanmayı zorlaştırabilir. Çünkü bu ilişkide ebeveyn, çocuğun fiziksel ve duygusal ihtiyaçlarına yeterince karşılık vermez (Hooper, 2007). Bakım verenin ulaşılabilir olmaması güvenli bağlanmayı engeller. Özellikle anneyle kurulan bağlanma ilişkisinin güvensiz olması, çocuğun yetişkin ilişkilerinde zorlanmasına neden olur. Bowlby (1980) tarafından geliştirilen bağlanma kuramı; ilk olarak çocuk ile bakım veren arasındaki erken dönem ilişkiyi açıklasa da zamanla romantik ilişkilerden arkadaşlıklara kadar hayatımızın her alanını anlamamızı kolaylaştırır. Çocuğun, “Ben sevilebilir miyim?”, “Diğer insanlar güvenilir mi?” sorularına verdiği cevap, çevresini nasıl algılayacağını belirler. Güvenli bağlanan kişilerin kendilerine ve çevreye karşı algıları olumludur. Yakınlık kurmakta zorlanmazlar. Kaygılı bağlanan kişiler, çevreye karşı temkinlidir. Romantik ilişkilerinde yoğun yakınlık arzusu duyarlar ve partnerlerini deneme ihtiyacı hissederler. Kaçıngan bireyler, ilişkilerinde duygusal mesafe koymayı tercih ederler. Romantik ilişkilerinde partnerlerine güvenmekte zorlanırlar ve derin bağ kurmaktan kaçınırlar. Korkulu-kaçıngan bireyler ise hem yakınlık arzusu hem de yakınlıktan korku hisseder. Güvensiz bağlanan kişiler, yetişkinlikte evlenme ve çocuk sahibi olma noktasında zorluk yaşayabilirler (Bowlby, 1980).

Ebeveynleşmenin İlişki Örüntülerine Etkisi

Bağlanma kuramına göre değerlendirildiğinde ebeveynleşme, ebeveyn ile çocuk arasındaki doğal rol dağılımının değişmesiyle ortaya çıkan bir ilişkisel bozulmadır. Ebeveyn-çocuk ilişkisinde süreklilik, doyuruculuk ve koruyuculuk ihmal edildiğinde çocuk, bağlanma ihtiyacını karşılayabilmek için farklı yollara başvurabilir. Ebeveyn rolü tam da bu noktada ortaya çıkar. Çocuk, ebeveyninden duygusal yakınlık ve kabul görebilmenin yolunu, onun ihtiyaçlarını karşılamakta bulur. Çünkü çocuk için sevilmenin ve görülmenin tek yolu “ebeveyn gibi davranmak” haline gelir. Çocuk, kendi ihtiyaçlarını geri plana atar; fazla sorumluluk alır, yatıştırır, düzenler ve duygusal yük taşır. Bu tip çocuklar genelde “olgun” ve “fedakâr” olarak algılansa da bu durum ebeveyn-çocuk dinamiğinin sağlıklı ilerlemediğini gösterir. Çocuk, “ihtiyaç duyarsam terk edilirim; güçlü olursam kabul görürüm” şeklinde bir çıkarımda bulunur. Bu çıkarım içselleştirildiğinde, gelecekte romantik ilişkilerde aşırı sorumluluk alma, sınır koymakta zorlanma, kendi ihtiyaçlarını ifade edememe gibi örüntüler ortaya çıkar. Çünkü sevgi onun için bakım vermekle aynı anlama gelmektedir.

Ebeveynleşmiş birey, romantik ilişkilerinde partneriyle eşit bir konumda değildir. Tıpkı çocukken ebeveynlerine karşı olduğu gibi partnerine karşı da krizleri yöneten ve onu regüle etmeye çalışan kişi konumundadır. Çocukken kendi ihtiyaçlarını bastırmayı öğrendiği için yetişkinlikte de yük olmama konusunda hassastır. Kırıldıklarında geri çekilir ve bunu dile getirmekte zorlanırlar. Çocukken denge sağlayan ve regüle eden konumunda olmaları romantik ilişkilerinde de aşırı kontrol göstermelerine neden olabilir. Çocuklukta tutarsız ve belirsiz bir ortamda büyümeleri kaosa tahammüllünü düşürdüğü için partnerin düzensizliği, kararsızlığı ya da duygusal dalgalanmaları onları yoğun bir şekilde tetikleyebilir. “Ben hep veriyorum” hissi yoğunlaşır ve beraberinde öfke görünür. Bu fedakârlık ve güçlü görünme arzusu zamanla hem kişiyi hem ilişkiyi tüketebilir. Aynı zamanda öfke: geri çekilme, pasif agresyon ve ani kopuş gibi tepkilerle ifade edilebilir. Ebeveynleşmiş bireylerde her zaman derin bağ kurma arzusu ve fedakârlık gözlemlenmez. Bazı dinamiklerde yakınlık kurma korkusu da yoğun hissedilir. Çünkü çocuklukta yakınlık, aynı zamanda sorumluluk ve yük anlamına gelmiştir.

Döngüyü Kırmak ve iyileşme

Peki bu döngü değişebilir mi? Sevme ve sevilme biçimimiz tesadüf değildir. Erken ilişkilerimiz, yetişkinlikteki ilişkilerimizin haritasını çizer. Ancak bu harita değiştirilemez değildir. Güvenli bir partner deneyimi, psikoterapi süreci ve farkındalık çalışmalarıyla kişi, bakım vermek ile kendini feda etmek arasındaki farklı öğrenebilir.

Mısra DURAN
Mısra DURAN
Mısra Duran, psikolog ve yazar olarak uygulama alanında ve akademik çalışmalarda geniş bir deneyime sahiptir. Lisans süreci boyunca Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesinde, kliniklerde ve eğitim kurumlarında klinik çalışmalar ve araştırma alanında deneyim kazanmıştır. Duran, meslek hayatında özellikle çocuk merkezli oyun terapisi, ebeveyn danışmanlığı, bilişsel-davranışçı yaklaşımı deneyimlemeye devam etmektedir. Bunun yanı sıra bağlanma stilleri, kurumsal eğitim-geliştirme ve toplumsal cinsiyet ilgilendiği diğer alanlardır. Psikolojiyi her birey için ulaşılabilir kılarak bireylerin farkındalık ve gelişim arayışlarını desteklemeyi amaçlayan yazar, bu yönde içerik üretmeye devam etmektedir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar