Ebeveynler çocuğum sürekli yalan söylüyor diye kaygılanır. Ancak çoğu zaman bu durum çocuk gelişiminin doğal bir parçasıdır. Çocuğun bilişsel ve duygusal gelişiminde her yaş aralıklarında belirli davranışlar ortaya çıkar ve bu davranışlara hâkim olmak bazen çocuklarının neden bu davranışları sergilediğini anlamamıza ışık tutabilir ama her zaman önceliğimiz çocukla iletişim içinde bulunmaktır. Sadece bu yaş aralıklarını göz önünde bulundurmak yanlış bir tercihtir her çocuğun ihtiyaçları, istekleri, anlatmak istedikleri farklıdır bu yüzden önceliğimiz davranışlarını anlamamız için her zaman çocukla doğru bir iletişim kurmak, duygularını anlamak ve onu anladığımızı hissettirmektir.
Çocuk Gelişiminde Yaş Aralıkları ve Özellikleri
Bebeklik Dönemi (0-2 Yaş)
Bebeklik dönemi gelişimin hızla gerçekleştiği bir dönemdir çocuklar dünyayı tanımak için duyu organlarını kullanır. Gerçek ve hayal ayrımını yapamazlar, ihtiyaçlar genelde ağlama veya davranışla karakterizedir. Bu dönemde en kritik nokta güven ve bağlanmadır bebek bakım verene bağımlıdır, bakım verenin ise tutarlılığı çok önemlidir. 1-2 yaş aralığında çocuklar gözlem yaparlar ve ebeveynlerinin davranışlarını gözlemleyerek taklitler yapmaya başlayabilir.
İlk Çocukluk (2-3 Yaş)
Çocuğun ‘ben’ dönemidir. Benlik ve kontrol duygusu gelişmeye başlar. Kontrolün kaybı ise öfke, ağlamaya sebep olabilir bu yüzden bu dönemde karşı gelme, inatlaşma gibi davranışlar normaldir.
Okul Öncesi Dönem (3-5 Yaş)
Çocuklar bu dönemde özgürce keşif yapıp dış dünyayı tanımaya çalışırlar aslında bir oyun dönemidir; koşmak, dans etmek, resim yapmak, puzzle yapmak, evcilik, grup oyunları… Grup oyunlarıyla birlikte sosyalleşmeye başlarlar arkadaş edinirler aile ortamı dışında başka bir dünyayla tanışırlar. Hayal güçleri çok geniş ve güçlüdür hayali arkadaş edinme, büyülü düşünme vardır. Yalan çoğu zaman oyun niteliğindedir ve ceza alma korkusuyla gerçekliği çarpıtma yoluna başvurabilirler. Ahlaki niyet gelişmemiştir bu nedenle arkadaşının oyuncağını alabilir, markette ilgisini çeken herhangi bir şeyi alabilir bu davranışlar hırsızlık veya ahlaki bir sorun olarak görülmemelidir.
Erken Okul Dönemi (6-8 Yaş)
Bu dönemde doğru-yanlış ayrımı belirginleşmeye başlar. Ceza ve ödül belirleyicidir. Temel nokta kurallar ve onaydır. Çocuğun davranışları ebeveynler tarafından oluşturulur. Çoğu yalan davranışı bu dönemde görülebilir çünkü yalan, kuralları ihlal etmenin bir sonucu olarak kaçınma davranışıdır öyleyse yalan, çocuklar için bir savunma olabilir mi? Örneğin; Ödevini yapmamış bir çocuk, bu durumun yanlış olduğunu bilir ama gerçeği söylemenin bedeli ağırsa, yalan bir savunmaya dönüşür.
Orta Çocukluk Dönemi (9-11 Yaş)
Bu dönemde, önceki dönemin doğru-yanlışı içselleştirilmiş bir vicdana dönüşür. Vicdan gelişimi ortaya çıkar artık doğru veya yanlış seçimi sadece kurallar için değil, bu seçimlerin başkaları üzerindeki etkisine göre değerlendirilir. Akran ilişkileri hayatlarında önemli bir yere sahiptir dışlanma korkusu ön plandadır bir arkadaş grubuna ait olma duygusu çocuk için önemlidir bu nedenle çocuk kendini daha iyi sunmak veya arkadaşları tarafından reddedilmemek için bazen yalanlara başvurabilir. Bu dönemde görülen yalanlar aslında bilinçli veya amaçlıdır yani ilişki, sosyal kabul veya imajı korumaya yöneliktir.
Erken Ergenlik Dönemi (12-14 Yaş)
Bu dönemde çocuklar özerklik duygusunu sorgulamaya başlar özerklik, kuralları, aileyi reddetmek veya başkalarından bağını koparmak olarak algılanmamalıdır. Özerklik, kendine ait sınırlar içerisinde bir alan oluşturma çabasıdır. Çocuklar şu soruyla arayışa başlar; “Ben kimim ve ait olduğum yer neresi?” Aynı zamanda bu dönemde mahremiyet ihtiyacı artar. Bu yaşlarda kendisine ait her bilgiyi paylaşmak istemez ve sürekli olarak denetleme ve sorgulamalardan rahatsız olabilir ve böylelikle bazen bilgi saklama uğruna yalana başvurabilirler ve yalan bir bağımsızlık aracına dönüşür. Ebeveynlerin aşırı kontrolü daha büyük ve karmaşık yalanlarla sonuçlanabilir.
Geç Ergenlik Dönemi (15-18 Yaş)
Geç ergenlikte bir kimlik oluşumu görülür. Kimlik tek tek parçalar yerine ilişkiler, değerler, duygular ve davranışlar bir bütün olmaya başlar. Temel odak yaptıkları eylemler olmak istedikleri kişiyle uyumlu olup olmadığını sorgulamaktır. Ahlaki muhakeme derinleşir artık görüşler veya kurallar körü körüne kabul edilmez niyeti, bağlamı ve sonuçları birlikte düşünür. Değerler belirginleşir ve romantik veya toplumsal ilişkilerde sorumluluklar artar. Yalan bu dönemde kimlik çatışması veya ilişkiyi korumak için ortaya çıkabilir. Geç ergenlikte yalan, çoğu zaman gerçeği gizlemekten çok, kim olmak istediğiyle baş edememenin bir sonucudur.
Sonuç ve Ebeveynlere Öneriler
Sonuç olarak çocukluk ve ergenlik boyunca yalan, tek başına bir ahlak sorunu değildir; her yaşta farklı bir ihtiyacın, farklı bir gelişim adımının ifadesidir. Bazen korkudan, onay arayışından, ya da kendine ait bir alan yaratma çabasından doğar. Yalanı sadece susturulması gereken bir davranış olarak görmek, çocuğun neyi korumaya çalıştığını gözden kaçırmamıza neden olur. Aslında önemli nokta, çocuğun gerçeği söyleyebileceği kadar güvende hissedip hissetmediğidir. Çocuklar, doğruyu en çok doğruya alan açıldığında söyler.
Yalanın bazen gelişimsel dönemlerde beklenen bir davranış olduğunu söyledik ancak bazı durumlarda sorun haline gelebilir. İlk olarak; yalan yaşa uygun değilse, çocuklukta normal olan davranışlar ilerleyen yaşlarda hâlâ aynı yoğunlukta devam ediyorsa bu bir sorundur. Yalan sürekli hale gelirse, yani evde, okulda, arkadaşlıkta, tek bir ortamdan ziyade geniş bir alanda ortaya çıkıyorsa bir savunma değil, alışkanlık haline dönüşebilir. İlişkiler zarar görmeye başladığında, arkadaşlıklar bozulduğunda, öğretmen-ebeveyn ilişkileri zedelenmeye başladığında yalan artık ilişkiyi koruyan değil, ilişkiyi bozan bir davranışa dönüşür. Ebeveynlerin dikkat etmesi gereken önemli nokta; her yalanın düzeltilmesi gereken bir davranış olmadığı, fakat her yalanın dikkatle dinlenmesi gereken bir mesaj olduğudur.


