Öz-denetim, kişinin kendisi ve dünya arasında daha iyi, daha ideal uyuma sahip olması için kendini değiştirme ve uyarlama kapasitesi olarak tanımlanabilir. Bu yönüyle öz-denetim, insanın kişilik yapısında en önemli gereçlerindendir.
Pintrich (2000) öz-düzenlemeyi, “öğrencilerin kendi öğrenme amaçlarını belirledikleri, bilişlerini, motivasyonlarını ve davranışlarını düzenlemeye çalıştıkları, amaçları ve çevrelerindeki bağlamsal özellikler tarafından yönlendirilip, sınırlandırıldıkları, etkin ve yapıcı bir süreç” olarak betimlemiştir.
Zimmerman (1990)’a göre öz-düzenleme stratejileri, öğrencilerin işine yarayacağını düşündüğü ve hedeflediği bilgi ya da becerileri kazanmak amacıyla yürüttüğü işlemlerdir. Bu işlemler bilişin planlanması, izlenmesi ve değiştirilmesi için biliş üstü stratejileri içeren öz-düzenleme, öğrencilerin sınıftaki akademik bir görevi gerçekleştirebilmek için harcadığı çabayı yönetmesi ve öğrenmek, hatırlamak ve anlamak için kullandıkları tekrarlama, anlamlandırma ve örgütleme gibi bilişsel stratejilerdir. Öz-denetim başarısızlığı ise, karar alma ve genel hedef ve değerleriyle tutarlı biçimde harekete geçirme yetersizliği olarak tanımlanmaktadır.
Araştırmalar ne Diyor?
Başarı ve akademik performansın en önemli etmenlerinden birisi olduğu düşünülen öz-düzenleme, pek çok araştırmaya da konu olmuştur.
OECD (2004)’nin öğrencilerin matematik dersinde nasıl bir profile sahip olduğuna ilişkin gerçekleştirdiği PISA 2003 projesi, öz-düzenleme bağlamında ülkemizdeki öğrencilerin konumu hakkında karşılaştırmalı bir bakış açısı sunması açısından son derece önemlidir. 15 yaşındaki öğrenciler üzerinde gerçekleştirilen çalışmada, Türkiye’deki öğrencilerin matematiğe ilişkin performansını açıklamada, matematiğe ilişkin ilgi düzeyinin %3, motivasyonun %2, matematiğe ilişkin öz-yeterlik inancının %26 seviyesinde olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca sonuçlar, ülkemizde matematiğe ilişkin kaygı düzeyinin oldukça yüksek olduğunu göstermiştir.
Özdenetimli Öğrencilerin Farkı
Öz-düzenleme stratejileri gelişmiş olan öğrenciler;
-
Derslerinde veya hayatları boyunca karşılaşacakları problemlerde kendilerine daha fazla güvenmekte ve gayret göstermektedirler.
-
Öğrenciler amaçlarını belirlerken ve çeşitli konular üzerinde çalışarak belirledikleri amaçlarına ulaşabilmek için stratejik yaklaşımlar seçebilir, uyarlayabilir ve hatta yeni stratejik yaklaşımlar da yaratabilirler.
-
Ayrıca öğrenciler gerekli olan materyale nasıl ulaşabileceklerinin, nasıl bir planlama yapmaları gerektiğinin yanı sıra performanslarını nasıl değerlendireceklerinin de bilincindedirler.
Anne Baba Tutumu ve Akademik Başarı
Anne baba tutumları ile ilgili yapılan araştırmalar, demokratik aile algısına sahip öğrencilerin yüksek düzeyde benlik algısına sahip olduğu görülmüştür. Öz-düzenlemeye ve motivasyona sahip öğrenciler düşük düzeyde başarısızlık beklentilerine de sahipken öğrenmeye ilişkin amaç yönelimi de oldukça fazladır.
Başka bir araştırma da aile tutumları ile akademik başarı arasındaki ilişki olup olmadığına bakılmış ve sonuçlar ebeveyn tutumunun akademik başarıya etkisini açıkça göstermiştir.
Ebeveynlerin kendi standartlarını çocuklarına kabul ettirebilmek için kurdukları kontrolün aşırı ve baskıcı olması kaygının oluşumuna zemin hazırlayabilmektedir. Bu konudaki araştırmalar gösteriyor ki, aile çocuk arasındaki iletişim artıkça ve ailenin çocuğun kişisel gelişimini desteklemesiyle sınav kaygısı düzeyi düşmektedir.
Akademik Erteleme ve Özdenetim Arasındaki İlişki
Akademik alanda erteleme yapanların erteleme yapmayanlara kıyasla daha fazla stres ve daha fazla hastalık rapor ettiği, depresyon ve kaygı düzeylerin daha yüksek olduğu görülmüştür.
Ayrıca ergenin içinde yer aldığı gelişim dönemi itibariyle biyolojik, psikolojik, zihinsel ve sosyal alanlarda gelişimsel sorunlarla baş etmesi gereken öğrencinin akademik alanda erteleme eğilimine sahip olmasına zemin hazırlamaktadır.
Genel akademik not ortalamasındaki artışla akademik ertelemenin azaldığı araştırmacılar ve eğitimciler tarafından fark edilen bir başka durumdur.
Sonuç Olarak
Öğrenciler, sınıflara farklı öz-düzenleme becerilerine, yeterliliklere ve motivasyonel inançlara sahip olarak gelmektedirler. Bu özellikler öğrencilerin okul, arkadaş ve aile ortamından büyük ölçüde etkilenmektedir.
Unutmamak gereken şey; insanların öz-denetim kapasitelerinde bireysel farklılıklar bulunmaktadır. Bu yüzden, özdenetimi düşük olan ve özdenetimi yüksek olan insanlar hedeflerini farklı şekilde gerçekleştirir.
Lise döneminde başlayan erteleme eğiliminin ileriki dönemlerde üstesinden gelinmesi zor ve güçlü bir alışkanlık olabildiği belirtilmekte ve ertelemenin öğrenilmiş bir davranış olarak bireyin hayatında yer edindiği anlaşılmaktadır.
KAYNAKÇA
-
OECD (2004). Learning for tomorrow’s world-first results from PISA 2003. Retrieved January 5, 2005, from .
-
Pintrich, R. R. (2000). The role of goal orientation in self-regulated learning. In M. Boekaerts, P. R. Pintrich, M. Zeidner (Eds), Handbook of Self- Regulation (pp, 451-501). San Diego, CA: Academic Press.
-
Zimmerman, B. J. (1990). Self-regulated learning and academic achievement: An overview. Educational Psychologist, 25(1), 3-7.


