Günlük hayat içerisinde kendimizi, çevremizi hatta hayatın kendisini anlamanın en temel yollarından birisi ilişkisel dünyamızı incelemek ve anlamaktır. Aile, eş, arkadaş, komşu… Aslında hayat içinde var olduğumuz her alanda ilişki içerisindeyizdir. Ancak çoğumuzun belki de farkında olmadığı bir kavram ile daha ilişkimiz mevcuttur: Para.
Evet yanlış duymadınız. Para ile de aramızda bir ilişki vardır. İlk bakışta sadece bir alışveriş aracı ve ekonomik bir faktör gibi görebilirsiniz. Ancak her türden ilişkimizin temelini oluşturan erken dönem ilişki deneyimleri bu noktada da etkin bir role sahiptir.
Para ile ilişkimiz bazen bir çeşit değer görmeye dair hissettiğimiz arzuyu, bazen de ebeveynlere dair olumsuz deneyimlerin bir tür sembolü hâline alır. Para kazanırken, parayı harcarken hatta finansal açıdan yaşanan kayıplar olduğu esnada hissettiğiniz duygular belki de geçmişe dair izler barındırmaktadır.
Alt Tarafı Birazcık Tutumluyum
İşte bu konu her zaman bu kadar basit bir şekilde nitelendirilemiyor. Tutumluluk denilen durum aslında sağlıklı ve olgun bir işlevdir. Bu noktada kişinin para harcama stilinde tutumlu olarak değerlendirilebilecek seçimleri ve kaynaklarını yönetme biçimi bilinçli bir tür seçimdir. Buna sebep olan bileşenler dahilinde kaygı, korku, suçluluk gibi duygular mevcut değildir. Kişi bunu yaparken kendisini rahat ve konforlu hisseder.
Ancak Cimrilik konusu biraz daha farklı bileşenleri bünyesinde barındırmaktadır. Finansal imkânlarını kullanırken yoğun düzeyde kaygı, korku, suçluluk ve bir tür tehdit deneyimler. Cimri insanlar, harcama yapmaları gerektiği anlarda içsel bir tehlike hissi yaşarlar:
“Ya bir gün elimde bir şey kalmazsa?”
En başında da ifade ettiğim gibi kişilerin para ile olumlu ya da olumsuz bağlamda kurdukları her türden deneyim belli oranda erken yaşam dönemleri ve olaylarından referans almaktadır. Cimrilik eğilimi olan bireylerde genelde çocukluk dönemine bakıldığında kaynaklara yeterince erişememe, çocukluk çağı fiziksel ve duygusal ihmal öyküsü, güvensiz Bağlanma örüntüleri gözlemlenebilmektedir.
Böylece para olgusu bireyin iç dünyasında güvende hissetme, değerli hissetme, kontrol ve kimlik ile özdeş bir hâl alır. Bu yüzden para harcamak kendinden bir şeyler vermek/kaybetmek gibi bir anlama bürünür.
Nedir Peki Bu Cimrilik?
Cimrilik, ilk bakışta yalnızca para harcamaya dair bir zorlantı gibi görünebilir. Fakat derinine bakıldığında oldukça çeşitli bileşenleri bünyesinde barındırır. Para ve para harcama konusundaki eğilimleri bu yönde olan bireylerde ilişkisel dünyaya bakıldığında aslında duygu, gereksinim ve bağ kurma konularındaki eğilimlerinin bir tür aynası pozisyonundadır.
Para konularında sergilenen tavır, içsel bir savunma türünün inşasına işaret edebilir. Cimri kişiler için finansal konular sadece para anlamına gelmez; genelde bu içsel bir nesne niteliği taşır. Bu kişilerin parası, bir tür bakım veren temsilinin konumunu tahsis eder.
Güvende hissetmek, değerli hissetme arayışı, kontrolü sağlayabilme ve denetleyebilme kapasitesi kapsamında bir alan açar. Bu nedenle para harcamak, kişide değeri yitirmek, güvenli alandan uzaklaşmak ve birincil nesneden uzaklaşarak kaygı hissetmek gibi bir deneyime dönüşebilir. Bu da oldukça yoğun olumsuz duygusal süreçlere sebebiyet verebilir.
Çoğu cimri bireyin iç dünyasında bir çeşit “kıtlık düşüncesi” zemini mevcuttur. Kendileri çoğunlukla bu konunun bilinçli olarak farkında değildir. Hatta bu tarz bir yüzleşme anında olağan dışı reaksiyonlar verebilirler. Onlara göre kaynak hep sınırlıdır. Her daim tükenme tehlikesi vardır ve her harcanan miktar kayıp ve çaresizliğe atılan bir adımdır.
İlgi çekici düzeyde her kayıp, eski yaşam dönemlerine ait bir acıya temas etmektedir. Bu doğrultuda bakıldığında para biriktirme davranışı yalnızca bir tür “biriktirme” hamlesi gibi görünse de içeride durum çok daha farklıdır. Onlar için biriktirmek, eskiden mahrum kalınan her ne varsa ona ait bir çeşit telafi etme ve intikam alma eğilimidir.
Cimrilik eğiliminin perde arkasındaki en korkutucu rüya aslında şudur:
“Gidenler geri gelmeyecek.”
Bu düşünceye sahip biri için bu durum dayanılmaz bir acı doğurur.
Duygu Yönetim Eksikliği Nasıl Kendini Sergiler?
Cimrilik eğilimleri bulunan bireylerde olumsuz duygular ile baş etme becerilerinin genellikle zayıf olduğu dikkati çeker. Duyguları regüle edebilmek maksadıyla çoğunlukla bunu somut bir zemine koymaya çabalarlar.
Bu noktada sağlıklı Duygusal Regülasyon kapasitesinin gelişmemiş olması büyük bir etkendir. Kişi, soyut olan duygusal sıkışmayı somut bir davranışa (para biriktirme, harcamayı reddetme, finansal kontrol takıntısı) dönüştürerek regüle etmeye çalışır. Ancak bu çözüm yalnızca geçici bir güvenlik hissi sağlar.


