“Bu sınavı kazanırsan hayatın değişecek.”
“Bunca emek boşa gitmemeli.”
“Senin için en iyisini istiyoruz.”
Birçok ebeveyn bu cümleleri sevgiyle, iyi niyetle ve çocuğunun geleceğini düşünerek kurar. Çünkü her anne baba çocuğunun mutlu, başarılı ve güvende olmasını ister. Ancak bazen yetişkinlerin kendi korkuları, geçmiş deneyimleri ve gelecek kaygıları fark edilmeden çocuğun omuzlarına taşınabilir. Çünkü bazı dönemlerde çocuğun girdiği sınav, evdeki herkesin duygusal sınavına dönüşebilir.
LGS ve YKS gibi önemli sınav dönemleri yalnızca öğrenciler için değil, aileler için de yoğun bir belirsizlik dönemidir. Ders programları, deneme sonuçları, hedefler ve sıralamalar konuşulurken bazen en önemli şey gözden kaçabilir: Karşımızda bir sonuç değil, duyguları olan bir çocuk vardır.
Bir sınav sonucu; çocuğun o günkü performansını ve akademik hazırlığını gösterir. Ancak onun zekâsını, karakterini, değerini veya gelecekte kim olacağını tek başına belirlemez. Fakat çocuklar bazen yetişkinlerin söylemediği şeyleri de hisseder. Anne babanın yüzündeki endişeyi, evdeki gerginliği, sürekli yapılan kontrolleri ve diğer çocuklarla yapılan kıyaslamaları fark ederler. Ve bazen çocuğun zihninde şu düşünce oluşabilir: “Eğer kazanamazsam sadece sınavı değil, ailemi de hayal kırıklığına uğratırım.”
Ebeveynin Kaygısı Çocuğa Nasıl Geçer?
Çocuklar özellikle gelişim dönemlerinde çevrelerindeki yetişkinlerin duygularını anlamlandırmaya çalışırlar. Ebeveynin yoğun kaygısı, çocuğa doğrudan “kaygılanmalısın” şeklinde aktarılmasa bile davranışlarla yansıyabilir. “Sürekli ders çalışıyor musun?” diye tekrar tekrar sormak, her deneme sonucunu büyük bir değerlendirmeye dönüştürmek, “Ya olmazsa?” düşüncesiyle sürekli en kötü ihtimalleri konuşmak, çocuğun geleceğiyle ilgili kendi korkularını onun sorumluluğu gibi taşımak… Bazen yetişkin, kendi kaygısını azaltmak için çocuğun sürecini daha fazla kontrol etmeye çalışabilir. Ancak bu kontrol çocuğa şu mesajı verebilir: “Demek ki durum gerçekten çok tehlikeli.” Böylece ebeveyn rahatlamaya çalışırken çocuk daha fazla baskı hissedebilir.
Bazen çocuğun değil, yetişkinin geçmişi konuşur. Bazı ebeveynler için çocuklarının sınavı kendi hikâyelerine dokunabilir. “Ben zamanında yeterince fırsat bulamadım.” “Benim yaşadığım zorlukları yaşamasın.” “Ben başaramadım, o başarılı olsun.” Bu düşünceler çok insani ve anlaşılırdır. Ancak fark edilmediğinde çocuk, kendi yolunu yürümek yerine ebeveyninin tamamlanmamış hikâyesini taşımaya başlayabilir. Her çocuğun yolculuğu kendine özgüdür. Bir çocuğun başarısı, bir yetişkinin geçmişini telafi etmek zorunda değildir.
Toplumsal Baskı: “El âlem Ne Der?”
Sınav dönemlerinde ailelerin zorlandığı bir diğer alan da toplumsal beklentilerdir. “Komşunun çocuğu kazandı.” “Akrabalar ne diyecek?” “Herkes hangi okula gittiğini soracak.” Bazen çocuk kendi hedefinden çok, çevrenin beklentisini taşımaya başlayabilir. Oysa çocuk bir toplumun başarı göstergesi değil; kendi ihtiyaçları, ilgileri ve potansiyeli olan bir bireydir. Bir okul, bir puan veya bir sıralama çocuğun tüm hayat hikâyesinin özeti değildir.
Sınav Kaygısı Bazen Sadece Sınavla İlgili Değildir.
Sınav kaygısı denildiğinde çoğu zaman akla sınav anı gelir. Ancak birçok genç için asıl kaygı bazen sınav bittikten sonra başlayabilir. “Sonuç açıklandığında ne olacak?” “İstediğim yeri kazanamazsam insanlar ne düşünecek?” “Ailem bana nasıl davranacak?” “Hayal kırıklığı yaratacak mıyım?” Yani bazı çocuklar aslında sınavdan değil, sınav sonrasındaki duygusal sonuçlardan korkabilir. Bu nedenle çocuğa sadece “başaracaksın” demek yerine şu güveni vermek çok değerlidir: “Sonuç ne olursa olsun bu süreci birlikte değerlendireceğiz.” “Bir sınav sonucu senin değerini belirlemez.” “Zorlandığında yanında olacağım.”
Kendimize Sormamız Gereken Sorular
Bu süreçte ebeveyn olarak kendimize dürüstçe bakmak önemlidir: Çocuğumun kaygısını mı taşıyorum, yoksa kendi kaygımı ona mı aktarıyorum? Onu destekliyor muyum, yoksa kontrol etmeye mi çalışıyorum? Başarıyı sadece sonuçla mı değerlendiriyorum? Çocuğum başarısız olursa ona vereceğim ilk mesaj ne olur? Çünkü bazen çocukların en çok ihtiyaç duyduğu şey daha fazla baskı değil, yanında güvenle duran bir yetişkindir.
Bir sınav bir kapı açabilir. Ama çocuğun hayatındaki en büyük güç; onu sadece kazandığında değil, belirsizlikte kaldığında, hata yaptığında ve zorlandığında da görebilen bir yetişkinin varlığıdır. Bu sınav döneminde çocuklara bırakabileceğimiz en güçlü mesaj belki de şudur: “Sen bir puandan, bir sıralamadan ve bir sonuçtan çok daha fazlasısın.”


