Kulağınıza daha övgü dolu gelecekse eğer, size başka insanları etkilemeye çalışmaktan vazgeçin, diyebilirim. Her şeyi kendi özünde nasılsa öyle görün. Virginia Woolf / Kendine Ait Bir Oda
Bir kadın kimliğini nasıl inşa eder? Sınırları nerede başlar, nerede biter? İçine doğduğu evle mi sınırlıdır inşa etmeye çalıştığı dünya? İnsan içine doğduğu evde bir yaşam sürmenin ötesinde, her gün tekrar tekrar sahnelenen rollerin içinde kendine bir yaşam kuruyor aynı zamanda bin bir yaşamı yerle bir ediyor. Aynı ev çocuklukta farklı görünüyor, ergenlikte başka, yetişkinliğe doğru ilerlerken çok daha farklı hallere bürünüyor …ve bir kadın, bildiği, tanıdığı evin izlerinden ya kaçarak ya da tam olarak bildiği hikayelere doğru koşarak kendine bir ev inşa ediyor. Farklı evlerde, benzer hikayelerin içinde de bir kadın kendine bir yaşam arıyor.
Akşam herkes kapılarını kapatıp, perdelerini çektiğinde fiziksel olarak dış dünyadan sıyrılıyor; fakat zihninin içinde dış dünyaya dair kaos ve telaş içinde… hem bireysel hem de aileyi kapsayan bir zihinsel, fiziksel kaos eşliğinde yapılan işler, görülmeyen emekler arasında bir kadın kendine bir yaşam arıyor. Her evde eylemler benzerdir; fakat sesi, rengi, dokusu, damakta bıraktığı tat, kişiyi dönüştürdüğü hal açısından da bir o kadar başkadır. Akşam yemeği mesela… bazı evlerde çoğunlukla neşe ve kahkaha eşliğinde olurken, bazı evlerde televizyonun sesi tüm canlılığı bastırır, bazı evlerde kaygının, öfkenin verdiği bir sessizlik hakim olur… bazı evlerde de mutsuz yüzleri, her akşam kendine yeni bir hayat kurma hayali ile lokmalarını, cümlelerini yutanları getirir bir araya. Aynı saatlerde, her eve düşen bambaşka haller… hem çok benzer hem çok farklı hayatlar… Her evde özünde benzer odalar, benzer eşyalar, her evde benzer rutinler benzer ritüeller… her kadın farklı bir odada farklı bir saatte farklı bir alanın içinde kendine bir yaşam arıyor.
Zihinsel Mekan ve Kendilik İnşası
Bir arada olduğu birçok kişinin yaşam telaşına eşlik eden kadının günün sonunda kendini var edebileceği yer bulması nasıl mümkün olur? Tüm bunlar aslında engel midir? Kaçmamız kurtulmamız gerekenler midir? Yoksa tam da burada kendimizi var edebilmemiz mümkün müdür? Aslında kendine bir yaşam kurmak tüm bunlardan bağımsız ve tüm bunlarla bir arada fiziksel bir alandan ötedir. Özünde “Her insanın zihni ile arayıp bulacağı bir mekana ihtiyacı var.” Belki de bir evin içinden ziyade insan kendi zihninde kendine bir ev bir oda inşa ederek başlamalı işe… aksi takdirde insan, yalnızca bir evi sırtlanıp kendine bir yaşam kurmanın derdine düştüğünde kendiliğini inşa etmekten ziyade bir hayal kırıklığının içinde savrulur. Sürekli olanaklar ve olasılıksızlıklar içinde ertelediği bir yaşama özlem duygusuyla kavrulur.
Bir kadının kendine bir yaşam kurması için, akıp giden hayatın içinde kendine ait duygulara, zamana, düşünceye ihtiyacı vardır. İçine doğduğu evdeki yaşamı düzenlemeye, etkilemeye, değiştirmeye, dönüştürmeye çalışırken, aslında benzer döngüleri tekrar etmeye devam edecektir. Ötekileri memnun etme çabasını bıraktığı bir yerde, hem kendini hem bir ötekini gördüğü; fakat sahneye başkalarını etkilemek için çıkmadığını bildiği bir yerde, kendi inşa ettiği odanın içinde; filizlendirdiği düşünceler, temas ettiği duygular, yüzleştiği karanlık yerler ancak, insana kendine dair bir yaşamı buldurur.
İçsel Yolculuk ve Dönüşümün Sancısı
İnsan kendini inşa ederken zihninde kurduğu bir odanın içinde; önce kendi hayalleri, kendi doğruları, kendi yanlışları ile baş başa kalabilecek, kendi içinde kurduğu yanlışlardan inşa edilmiş kaleleri yıkacak, korktuklarını, kabul etmediklerini, olmayacak olanları, olabilecekleri sırtlanıp aylarca yıllarca kendine bir oda bir ev bir yaşam inşa edecek, kendini kendinden var edecek, bazı kapıları aralayacak, bazı kapıları da bir daha açmamak üzere kapatacak… sancısını da çekecek, gözyaşını da dökecek, öteki de olacak, sevilmeyecek de, bazı hikayelerde kötü ilan edilecek… insan kendine rağmen, kendini inşa edecek bu yolda da yoldaşı önce kendi olacak… ama çukura düşmeden de o kimlik inşasını gerçekleştiremeyecek.
Her koşulda, yıkımlar da yeniden yapmalar da zor ve yaralayıcı olacaktır; akan bir yaşamın içinde, kendimize ait yaşamımıza sahip çıkmak, bulunduğumuz koşulların sorumluluğunu almak, seçimlerimizden memnun olmak ile mümkündür. Seçtiğimiz, bazen de seçemediğimiz yaşamlar içinde, olanla olmayanla, kararlarınla, tercihlerinle kendinden memnun olmakla, kendine kendi gözünden bakmak ve eyleme geçmek bir tercih, sadece yokluğa odaklanmak da başka bir tercih… her koşulda insan evini, yaşamını önce kendi zihninde inşa edecek. Yıkımlar da yapımlar da kendini inşa etmenin bir parçasıdır. Virginia Woolf’un “Kendine Ait Bir Oda” kitabında da söylediği gibi, “Acele etmene gerek yok, diye düşündüm o anda. Göz kamaştırmana gerek yok. Kendinden başka biri olmana da gerek yok.”
Kaosun içinde de bir yaşam aramak insana kendi içsel evini buldurur. Bir kadın kendinden kendini doğurur. Ömrü uzun olsun,
Kaynakça
*W.Virginia (2020), Kendine Ait Bir Oda, Koridor Yayıncılık, İstanbul


