Perşembe, Nisan 9, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Bilinçaltı Avukatlığa Soyunursa: Savunma Mekanizmaları

Yaşamımızda zaman zaman bizi rahatsız eden gerçekler, başarısızlıklar, hayal kırıklıklarıyla karşılaşıyoruz. Peki ya bu durumlara vereceğimiz tepkileri neye göre belirliyoruz? Tüm yaşanan bu durumlarda kendine pay çıkaran ve tepkilerimizi yönlendiren görünmez bir güç var: Bilinçaltımız. İnsanın bilinçaltı, dünyadaki en kurnaz avukattır. Hoşumuza gitmeyen veya egomuzu zedeleyecek olaylardan kaçmak istediğimizde hemen işe koyulur ve savunma mekanizmalarını devreye sokar. Bu avukatın o kadar güçlü ve derinden taktikleri vardır ki; ikna etmesi gereken hakimi, yani egomuzu bile aldatabilir.

Bu avukatın (bilinçaltı) en sık başvurduğu savunma mekanizmalarını örnekler üzerinden inceleyelim.

İnkar (Denial):

İnkar, dış dünyadaki acı verici bir durumu, sanki hiç yokmuş gibi reddetme halidir. Örneğin; kredi kartı kullanıyorsunuz, ciddi miktarda borç yaptınız ve bankalardan uyarı almaya başladınız. Ancak siz hala bu durumu görmezden gelerek lüks harcamalar yapmaya devam ediyorsunuz ve bir şekilde hallolur diyerek durumu görmezden geliyorsunuz. İnkar dediğimiz savunma mekanizması işte bu şekilde çalışıyor.

Bastırma (Repression):

Yaşanmış ve son derece sarsıcı bir anıyı, kişinin bilinç düzeyinde hatırlamamasıdır. En klasik örneklerden biri; çocukken trafik kazası geçiren bir yetişkinin sebepsiz yere araba sürmekten korktuğunu zannetmesi. Burada aslında araba sürmekten korkmasının bir nedeni var ama kişi bunu hatırlamıyor. Bu savunma mekanizması en sinsi olanlardan bir tanesi diyebiliriz.

Yansıtma (Projection):

Bireyin kendi içinde kabul etmekte zorlandığı bir duygusunu veya kusurunu karşı tarafa aitmiş gibi göstermesidir. İş ortamında birini kıskanıyorsunuz ve yükselmesini içten içe istemiyorsunuz diyelim. Bu savunma mekanizmanız hemen bu duyguyu karşı tarafa yükler. Artık o kişi sizi kıskanıyordur ve yükselmemeniz için her şeyi yapıyordur. O halde başkası hakkındaki düşüncelerimize dikkat etmeliyiz. Çünkü belki de bu düşünceler bizim karşı taraf için düşündüklerimizdir…

Yer Yön Değiştirme (Displacement):

Olaylar karşısında vermeniz gereken tepkiyi güçlü bulduğunuz asıl hedefe değil, daha zayıf bir hedefe yöneltmektir. İş ortamında tartışma yaşadığı müdürüne hiçbir tepki veremeyen çalışan, eve gittiğinde yemeğin tuzu az diye eşine bağırır. Bu durum, yer yön değiştirme savunma mekanizmasının bu kişide çalıştığını gösterir.

Gerileme (Regression):

Yoğun stres altındaki yetişkinin, o anki sorunuyla baş edemeyince çocuksu davranış kalıplarına geri dönmesidir. İş ortamında büyük bir kriz yaşayan yetişkin bireyin, eve gittiğinde battaniyesine sarılıp bebek gibi ağlaması ya da odasına kapanması örnek olarak verilebilir.

Karşıt Tepki Geliştirme (Reaction Formation):

Bireyin hissettiği asıl duygunun tam tersi bir davranış sergileyerek gizlemesidir. Bir arkadaşınızdan nefret ediyorsanız ama bu kötü duygudan suçluluk duyduğunuz için o arkadaşınıza karşı aşırı kibar ve sevecen davranıyorsanız bu savunma mekanizması devrede demektir.

Mantığa Bürünme (Rationalization):

Kabul edilmez bir davranışı veya başarısızlığı, kulağa mantıklı gelen ama gerçek olmayan bahanelerle süslemektir. Bir telefon almak istiyorsunuz ancak telefonun fiyatı bütçenizi aşıyor. Bu sırada siz telefonun kamerası çok kötüydü, iyi ki almamışım diyorsunuz… İşte gerçek bir mantığa bürüme ve gerçeği kapama cümlesi…

Özdeşim Kurma (Identification):

Kişinin kendini değersiz hissettiğinde, hayran olduğu birinin özelliklerini benimseyerek değer kazanma çabasıdır. Örneğin mahallenizde içine kapanık, oldukça sessiz sakin, diğer akranları tarafından tabiri caizse eziklenen bir genç var. Bu genç yaşadığı dışlanmadan kurtulmak için, sözü diğer gençler tarafından dinlenen, mahalledeki kabadayının konuşma ve yürüyüş tarzını birebir kopyalıyor. Kabadayıyı idealize ediyor diyebiliriz… Diğerleri tarafından kabul edilmek için bilinçaltının sunduğu muhteşem şekilde işleyen bir savunma mekanizması olarak özdeşim kurma karşımıza çıkmaktadır.

Avukatın (Bilinçaltı) Rüşveti: Geçici Huzur

Sonuç olarak, avukatınızın (bilinçaltı) bu kurnaz savunma mekanizmaları sizi anlık olarak duygusal yüklerden uzaklaştırır. Ancak hakimin (ego) gerçeği görmemesi sizin için her zaman iyi bir sonuç doğurmaz. Bastırdığımız her duygu, inkar ettiğimiz her gerçek, kaçtığımız her yüzleşme; aslında bizim psikolojik sağlık düzeyimizi ve derinleşmemizi geciktirir. İnsanın acısıyla, eksiklikleriyle yüzleşmesi; çoğunlukla kişisel gelişim sürecine ve kendisini tanımasına olanak sağlar. Görmezden gelinen her şey, sessizce birikir ve bir gün beklenmedik şekilde karşımıza çıkabilir. Peki, siz görmezden geldiğiniz ve yüzleşmekten kaçtığınız duygularınızın yok olduğuna mı inanıyorsunuz, yoksa zihinsel süreçler içinde sessizce biriktiğine mi?

Hatice Can
Hatice Can
Hatice Can, lisans eğitiminin ardından akademik yolculuğuna Klinik Psikoloji yüksek lisans programıyla devam etmektedir. Terapi süreçlerinde BDT, Şema Terapi, ÇOT gibi ekolleri temel alarak, yetişkin ve ergen danışanların iç dünyasına profesyonel bir rehberlik sunmaktadır. Çeşitli kurumların yanı sıra uluslararası platformlarda tamamladığı stajlar, farklı kültür ve vakalar üzerinden geniş bir perspektif kazandırmıştır. Klinik değerlendirmelerinde MMPI, projektif ve objektif testlerin verilerinden yararlanmakta olup teorik donanımını saha tecrübesiyle birleştirmektedir. Misyonu; bilimsel psikoloji bilgilerini herkes için anlaşılır ve ulaşılabilir kılarak toplumun ruh sağlığı okuryazarlığını artırmak; bu bilgileri şefkatli bir yaklaşımla harmanlayarak, bireyin psikolojik farkındalığını arttırabileceği alanı yaratmaktır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar