Salı, Mayıs 5, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Kendine Nezaket Gösterebilmek: Öz Şefkat

Şu an bir öğrenci olduğunu varsayalım. Yakında girmen gereken çok önemli bir vize sınavın var. Normalde düzenli çalışan bir öğrencisin lakin sınav yaklaştıkça çalışma temponu arttırıyorsun. Bu tempoyu o kadar arttırıyorsun ki ders çalışmak dışında yaptığın her aktivite -en temel ihtiyacından tut kafanı dağıtman için yaptığın aktivitelere kadar- hepsi sana zaman kaybı olarak geliyor. Yemek yemeye ayırdığın vakit bile o kadar zaman kaybı gibi geliyor ki aslında bedeninin enerji depolaması ve daha iyi çalışabilmesi için gerekli olan bu yakıtı almayı ihmal ediyorsun. Bunun yerine kahve içerek geçiştiriyorsun. Odağını toplaman ve zihnini daha verimli kullanmanı sağlayan en temel ihtiyaçlarımızdan olan uykuyu bile bir kenara itip birkaç saate indiriyorsun. Ve sınav günü gelip kapıyı çalıyor. Uğruna kendinden ödün verdiğin ve kendini hor gördüğün o sınava giriyorsun.

Şu an sınavdasın ve son soru 30 puanlık. Bu soru alacağın genel puan için oldukça kritik. Sorunun çözümünü yaparken bir noktaya kadar geliyorsun ama bir sorun var. Bir yerde hatırlaman gereken o bilgi aklına gelmiyor. Evet, buna çalıştığını hatırlıyorsun ama bir türlü aklına gelmiyor. Kaybetmekten korktuğun o 30 puan yüzünden kendine kızıyorsun. Nasıl bunu hatırlayamadığını düşünüp kendine içten içe acımasızca konuşuyorsun. Sınava verdiğin o emeği ve uğruna kendinden kıstığın ihtiyaçlarını göz ardı edip sadece kendine kızıyorsun. Ama aklına hiç elinden gelenin en iyisini yaptığını söylemek gelmiyor çünkü sadece kendine kızmakla meşgulsün.

Bu durum sana tanıdık geldi mi? Bu ve bunun türevi bir sürü duruma örnek verebiliriz. Ve biliyorum, birçoğumuz kendimize bir zamanlar böyle davrandık veya davranıyoruz. Peki, şu senaryoyu düşünelim: En yakın arkadaşının kendine böyle davrandığını görüyorsun. Ona bu durumda kendisine böyle davranmaması gerektiğini mi söylerdin yoksa kendini hor görmesine göz mü yumardın?

Öz Şefkat Nedir?

Öz şefkat, tanımı gereği başkalarına gösterebildiğimiz sıcaklığı ve nezaketi kendimize de gösterebilme becerimizdir. Birçok insan, başkalarına karşı zor zamanlarında nezaketle yaklaşabilirken konu kendisine gelince en acımasız eleştirmene dönüşür. Öz-şefkat burada bu sesi susturmak değil; yanına daha şefkatli ve destekleyici bir ses eklemektir. Yaşadığın acının, yetersizlik hissinin veya hatanın sadece senin başına gelmediğini fark etmektir. İnsan olmanın doğasında hata yapmak ve acı çekmek vardır. Bu duygu seni diğer insanlardan ayıran bir kusur değil, seni onlara bağlayan ortak insanlık deneyimidir. O anki acını veya zorlayıcı duygunu ne bastırmak ne de onun içinde kaybolmaktır. Duyguyu olduğu gibi, abartmadan ama görmezden de gelmeden fark etmektir.

Öz Şefkat Ne Değildir?

Öz şefkat kendi hatalarını görmezden gelmek değildir. Çoğu insan kendine şefkat gösterirse motivasyonunu kaybedeceğini sanır ancak sert eleştiri kişiyi hırpalarken şefkat yeniden ayağa kaldıran o itici güçtür. Öz şefkat zor anlarında ‘Ben mükemmelim.’ demek değildir. Aksine, ‘Ben de her insan gibi kusurluyum ve bunları kabul ediyorum.’ demektir. Burada kendine bakmak bir bencillik değildir çünkü kendine bakıp şefkat gösteren bir bireyden başkalarına da fayda gösterebilmesini bekleyebiliriz. Öz şefkat, kendi acına bakabilmek ve ona nezaketle yaklaşabilmek büyük bir psikolojik dayanıklılık gerektirir. En zor anlarda kendi kendinin elini tutabilmek, bir insanın sahip olabileceği en sağlam zırhtır. Ayrıca, öz şefkat toksik bir pozitiflik değildir, her şeyin mükemmel gittiğini savunmaz. Yanlış giden şeylerin varlığını kabul eder ve o anın içinde kendine bir dost gibi eşlik etmeni sağlar.

O An Ne Yapmalı?

Zihnimizdeki acımasız sesin sesi yükselmeye başladığında şu adımları uygulayabiliriz:

  • Dur ve Duygunun Adını Koy: Kendini hırpalamaya başladığın o ilk saniyede sadece dur ve o anki duygunu adlandırmaya çalış. Bu durumu olduğu gibi kabul etmeni sağlar. Bir yaranın üstüne bant yapıştırmadan önce o yarayı görmemiz gerekir.

  • ’En Yakın Arkadaşım Burada Olsaydı?’ Sorusu: Şimdi bu durumu yaşayan kişinin en yakın arkadaşın olduğunu düşün. Onun kendini hırpalamasına destek mi olurdun yoksa şefkatle mi yaklaşırdın? Bu sorunun cevabını kendi kulağına da fısıldamalısın.

  • Küçük Bir Nezaket Jestini Harekete Geçir: O an şefkat sadece sözde kalmasın. Zihin için somut adımları algılayıp işlemek daha kolaydır. Mesela; kendine özenle hazırlanmış bir kahve hazırlayıp ikram edebilirsin, favori çikolatanı ödül olarak verebilirsin veya sadece ellerini göğsünün üstünde birleştirip derin bir nefes alabilirsin.

İnsan Olmak

Sonuç olarak mükemmel olmak zorunda değiliz, çünkü mükemmellik insana ait bir özellik değildir. Bizler; hatalarımızla, unuttuğumuz o 30 puanlık sorularla ve bazen kendimizi ihmal edişimizle tamız. Kendinize ayıracağınız o küçük şefkat anı, aslında tüm dünyaya daha nazik bakmanızı sağlayacak olan o ilk adımdır. Bir dahaki sefere kendinize kızarken şunu hatırlayın: Yol uzun, yükümüz ağır; bari kendi elimizi tutarak yürüyelim. Bu süreçte öz farkındalık geliştirmek, kendimize olan yolculuğumuzda en kıymetli rehberimiz olacaktır.

selin su yıldırım
selin su yıldırım
Selin Su Yıldırım, Boğaziçi Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nde lisans eğitimine devam etmektedir. Akademik ilgi alanları temel olarak sağlık psikolojisi, spor psikolojisi ve nöropsikoloji üzerine yoğunlaşmakta; özellikle zihin-beden etkileşimi ve klinik iyi oluş süreçleri üzerine araştırmalar yürütmektedir. Bilimsel veriye dayalı yaklaşımları, bireysel performans ve toplumsal sağlık perspektifiyle harmanlamayı hedeflemektedir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar