Her birimiz zaman zaman bu soruyu hayat koşuşturmasında kendimize sorduğumuz anlar içinde bulmuşuzdur. “Şöyle düşünüyorum, hep bunu yapıyorum acaba takıntılı mıyım?” diye dediğinizi duyar gibiyim. Hayatın akışında herkes biraz depresif, herkes biraz kaygılı ve herkes biraz takıntılıdır. Günümüzde ise o kadar yaygın bir hal aldı ki hemen her şeyde “kesin ben takıntılıyım” damgasını ya kendimize vuruyoruz ya da etrafımızdaki insanların bize bu etiketlemeyi yaparken buluyoruz kendimizi. Gerçekten takıntılı olmak bu kadar kolay mıdır? Herkes kadar mı takıntılarım var yoksa gerçekten ben takıntılı mıyım? Hadi gelin hep beraber bu sorunuzu cevaplandıralım.
OKB Nedir?
Günlük yaşantımızda birçoğumuzun görmezden geldiği, fark edemediği veya farkında olsa da vazgeçemediği tekrarlayan düşünceler ve bazen de bu düşünceler sonucu davranışa yansıyan hareketler Obsesif Kompulsif Bozukluk (OKB) adı altında isimlendirilmektedir. Basitçe OKB dediğimiz kelimeyi açıklayacak olursak; DSM-5 tanımına göre bireyin zihninde istem dışı bir şekilde kontrol edilemeyen, tekrarlayıcı dürtü ve düşüncelere obsesyon, bireyin tekrar edici davranış ve zihinsel eylemlerde kendisini bu tür davranış biçimlerini tekrarlamakta zorunlu hissettiği eylemlere kompulsiyon denilmektedir.
OKB tanısı almış kişilerin hepsinde obsesyon ve kompulsiyon bir arada görülmeyebilir. Bazı bireylerde sadece obsesyon görülürken bazılarında ise sadece kompulsiyon görülebilmektedir (Karaca, 2020). Bazı bireylerde ise hem obsesyon hem de kompulsiyon görünmektedir. Nasıl dediğinizi duyar gibiyim. Örneğin, “İddaa oynarsam sevdiklerime zarar veririm.” düşüncesinde olan biri eğer ki iddaa oynamazsa hem obsesyon bu düşünceyi düşünmüş hem de iddaa oynamayarak kompulsiyon yani hareketini ona göre şekillendirmiş olur. Böylelikle hem obsesif hem de kompulsif ikisi de bir arada görülmüş olur. Eğer tam tersi olsaydı yani kişinin zihnine “İddaa oynarsam sevdiklerime zarar gelir.” düşüncesi (obsesyonu) gelmesine rağmen iddaa oynamaktan geri durmayıp oynasaydı, kompulsif davranış yapılmamış olacak, sadece obsesyonla kişi kalmış olacaktı.
Düşündüklerim Takıntı mı?
Hayat bir yolculuktur. İnişli çıkışlı bu yolculukta her insan biraz kaygılı, biraz takıntılı, biraz ise depresiftir. Bunların hepsi yolculuğun birer parçasıdır. Eğer ki depresif duygu durumunuz, kaygınız veya takıntınız normalin üstündeyse, günlük yaşam kalitenizi etkiliyor ve sekteye uğratıyor; dahası gün boyu kendinizi aynı konu içinde düşünmekten alamıyorsanız ve bunun süresi 1-2 gün değil daha fazla ise o zaman OKB’yi düşünmeye başlayabilirsiniz.
Burada dikkat etmeniz gereken iki şey vardır:
Birincisi, zihninizde düşüncenin ne kadar kalıp sürmeye devam ediyor oluşu; ikincisi ise bu düşünceleri düşünmekten günlük rutin işlerinizin sekteye uğrayıp uğramamasıdır.
Özetleyecek olursak düşüncelerinizin takıntılı olup olmaması zamana ve hayat kalitenizi etkileyip etkilememesine bağlıdır. Bu düşüncelerin sizi ne sıklıkta etkilediği çok önemlidir. Aklınıza ne sıklıkta geldiği, aklınızdan çıkıyor mu çıkmıyor mu, düşünmemek için kaçınacak hareketlerde bulunuyor musunuz bulunmuyor musunuz bunların hepsi birer kıstastır.
Takıntı Nedir?
Obsesyonlar, istem dışı gelen, kişiyi tedirgin hale sokan, bilinçli bir çaba ile kovulamayan, ısrarcı şekilde tekrarlayan düşünce, imge veya dürtülerdir.
Kompulsiyonlar ise çoğu zaman obsesyonları yok etmek için yapılan istem dışı yinelenen hareketler olup, obsesyonların kişilere yarattığı rahatsızlığı azaltmak için yapılan eylemlerdir; ancak zamanla kontrol edilemez boyuta ulaşmakta olup kişiye rahatsızlık verebilmektedir (Oktay, 2020).
Örneğin, çocuğu hasta olan annenin gece çocuğu uyurken bir kere kontrol etmesi olağandır yahut birden fazla şekilde sürekli gidip çocuğa bakıyor, sık sık kontrol ediyorsa bu artık takıntı halini almıştır diyebiliriz. Tabii ki sürekli çocuğa bakmanın yanında annenin zihninden tekrarlı bir şekilde “Ya çocuğuma bir şey olursa?” gibi düşünceler de geçiyor olması gerekir. Kişinin hem zihninde tekrar edici düşünceler yani obsesyonlar hem de bu düşüncelere hizmet eden davranışlar yani kompulsiyonlar, gidip çocuğa sürekli bakması gibi bir kısır döngü halindeyse kişi evet buna takıntı diyebiliriz.
Demem o ki, obsesif ve kompulsiyonlar sanıldığı üzere kolay bir şekilde oluşmuyor. Her sık düşünce ve davranışa takıntı etiketini üstlendirmek doğru bir davranış olmayacaktır.
Unutmayın, takıntısız insan yoktur, hepimizde muhakkak vardır. Önemli olan bu takıntıların süresi ve sıklığıyla beraber hayat standardımızı ne kadar etkilediğidir.
Kaynakça
-
Akkuş, K. (2013). Obsesif Kompulsif Bozukluk (OKB). Psikolog Dr. Koray Akkuş
-
Veale, D., & Willson, R. (2017). Overcoming Obsessive Compulsive Disorder.
-
Karaca, Z., Oktay, A., Koçak, S., & Erden, A. (2020). Obsesif Kompulsif Bozukluğun Tedavisinde Güncel Psikoterapi Yaklaşımları.
-
Toptaş, M. (2019). Kuramsal Çerçeveden OKB. Dergipark



Sayın Cansın Ekiz, ben ve benimle aynı durumda olan bir çok insanın içinde bulunduğu durumu dile getiriş ve aydınlatıcı açıklamanız için çok teşekkür ediyorum. Yazılarınızın devamını bekleriz hocam.
Cansın hanım harika bir psikolog çok naif güler yüzlü anlayışlı sevecen ilgisi ve desteğiyle harika bir bilgiler veriyor insanlara yol gösteriyor mesleki deneyimine ve tecrübesine hayran kaldım gerçekten çok başarılı işinde alanında uzman giden herkes çok memnun kaldı çok seviyoruz çok begeniyoruz hayatında başarılar diliyoruz