İnsanların bir arada bulunduğu neredeyse her yerde sosyal ortam oluşur ve bu ortamlar kişiler arası etkileşimler bakımından kaçınılmazdır. İstemli veya istemsiz, insanlar birbirlerinin davranışlarını, düşüncelerini gözlemler ve anlamlandırma çabasına girer. Peki böyle zamanlarda yaşadığımız başkalarının duygularını istemsizce deneyimleme durumu nedir? Gelin bu mekanizmayı yakından inceleyelim.
Öncelikle duygu kavramı üzerine konuşacak olursak, yaşamımızdaki uyaranlara karşı davranışsal tepkiler yaratmamıza sebep olan içsel deneyimlerdir (Akın vd., 2015). Duygular kişinin çevreyle olan iletişimini ve kişiler arası etkileşimi etkileyen önemli bir etkendir. Kişinin kendisini ve dış dünyayı algılayış biçimi ve duruma özgü verilecek tepkiler duygular aracılığıyla belirlenir. Duygular sayesinde birey iç dünyasını çevresine yansıtır. Bireylerin içsel durumunu birbirine yansıtmasını sağlayan duygular, kişiler arası ilişkilerde önemli bir yere sahiptir. İlişkilerde karşı tarafa yansıtılan duyguların yansıtılan kişide de deneyimlenmesi, duygusal bulaşma kavramını akla getirmektedir.
Duygusal Bulaşma: Tanımı ve Günlük Hayattaki Örnekleri
İnsanların birbirlerinin duygularından etkilenebileceği düşüncesi bazı çalışmalarda işlense de duygusal bulaşma kavramı ilk kez Hatfield tarafından tanımlanmıştır. Tanımsal olarak duygusal bulaşma; kişinin iletişim kurduğu kişinin ses tonunu, mimiklerini, ruh halini, dolayısıyla duygularını istemsizce ve farkında olmadan taklit etmesidir (Kara vd., 2016).
Yapılan bazı çalışmalar, bebeklerin maruz bırakıldıkları sinirli, mutlu, üzgün yüz ifadelerinden etkilendiklerini ve bunu oyunlarına yansıttıklarını göstermiştir. Duygusal bulaşma kavramı bu durumun sadece çocuklukta değil yetişkinlik döneminde de devam ettiğini göstermektedir.
Düşünüldüğünde duygusal bulaşmayı günlük hayatımızda kolaylıkla gözlemleyebiliriz. Bize tebessüm eden bir kişiye aynı şekilde karşılık vermek bunun bir örneğidir. Ağlayan birini gördüğümüzde gelen ağlama hissi, bazı ortamlarda yaşanan ‘başkasının yerine utanma’ durumu, birlikte fazlaca vakit geçiren kişilerin tepkilerinin birbirlerine benzemeye başlaması duygusal bulaşmanın günlük hayata yansımalarıdır.
Nörolojik Bakış: Ayna Nöronlar
Günlük hayatta gözlemlemesi kolay olan duygusal bulaşma, beynimizde de karmaşık süreçler aracılığıyla meydana gelir. Ayna nöronlar, 1990’ların başında Giacomo Rizzolatti ve ekibi tarafından makak maymunları ve insanlar üzerinde yapılan bazı nörofizyolojik çalışmalar sonucu keşfedilmiştir. Yapılan nörogörüntüleme ve elektrofizyolojik teknikler göstermiştir ki ayna nöronlar insan beyninde premotor korteks, primer motor korteks, hipokampüs ve inferior frontal girus gibi alanlarda aktivite gösterir ve bulundukları beyin bölgesinin işlevine göre çalışırlar.
Ayna nöronların işlevleri; hareketi tanıma, eylemleri anlamlandırma, motor hareketlerin taklit edilmesi, empati, öğrenme, hafıza ve dil gibi süreçleri kapsar. Bu işlevler insanın biliş ve davranış arasında birleştirici rol oynar. Motor hafıza ve taklit ederek öğrenme üzerine yapılan çalışmalarda, bireylere bazı görseller verilmiş ve görseldeki hareketleri taklit etmeleri istenmiştir. Beyin görüntüleme çalışmaları, taklit esnasında oksipital lob, superior temporal bölge, inferior parietal bölge ve Broca alanında aktivasyon göstermiştir. Taklit anında Broca alanında artan aktivasyon, ayna nöronların hareketlerin taklidinde rol oynadığı fikrini güçlendirmiştir.
Ayna nöronların işlevleri; hareketi, niyeti, duyguları ve hedefi anlama, rol öğrenme ve empati gibi gözlemlenen kişinin analizine dair birçok noktayı kapsar. Niyeti ve hareketi anlamanın ayna nöronlarla ilişkisini inceleyen çalışmalar; denekler, anlamlandırabilecekleri ve tanıdıkları hareketleri gözlemlemiş, ardından rastgele ve amaçsız hareketleri gözlemlemiştir. Kavrama hareketi sırasında beynin premotor korteksinde aktivasyon gözlemlenmiş ve ayna nöronların diğer bireylerin niyetinin anlaşılmasında aktif rol oynadığı belirlenmiştir.
Duygusal Bulaşma ve Empati
İnsanın gözlem yapması üzerine ayna nöronlar devreye girerek etrafındaki kişilerin hareketini tanıma, niyetini anlama ve empati kurma süreçlerinden geçer; bu, duygusal bulaşmanın fizyolojik açıklamasıdır. Bu süreçler, ilişkilerde kaçınılmaz olarak gerçekleşir ve kişiler arası iletişimde karşıdakini anlama, duygusal süreçlerde karşılıklı alış-veriş ve duyguları transfer ederek ortak acılar ve sevinçler yaşama süreçlerine zemin hazırlar.
Empati kavramı, kelime anlamı olarak hissetmek, bir başkasının yerine geçebilmek ve “bir başkasının ayakkabısını giymek” anlamlarına sahiptir. Empati, kişiler arası ilişkilerde problemlerin önlenmesi, çatışmaların çözülmesi ve ilişkilerin güçlendirilmesi açısından önemlidir. Farklı psikoloji kuramlarında kendine özgü yer bulan empati kavramı, biyolojik yönüyle psikiyatri literatüründe de yer bulmaktadır.
Ayna nöronların keşfi, empatinin biyolojik göstergelerine ışık tutmuştur. Ayna nöronların bulunduğu bölgelerde görülen lezyonlar, duyguları ifade etme ve başkalarının duygularını anlama işlevlerinde bozulmalara yol açabilir (Ersoy & Köşger, 2016). Empati süreci için gerekli bu işlevler sekteye uğradığında empati yeteneği zayıflar, duyarlılık ve yardımseverlik gibi değerler körelir. Duygusal bulaşma süreci sağlıklı ilerlediğinde empati için gerekli ortam oluşmuş olur; bireyler karşılıklı olarak birbirinin duygularını tanıyabilir, niyetini anlayabilir ve kendini karşıdakinin yerine koyabilir.
Sonuç
Sonuç olarak, duygusal bulaşma kavramını, iletişimde nasıl gerçekleştiğini inceledik. Ayna nöronlar aracılığıyla nörobiyolojik boyutuna göz attık ve empati duygusunun oluşmasında duygusal bulaşmanın işlevini gördük. Duygusal bulaşma ve empati, birey ve toplum psikolojik sağlığı için hayati öneme sahiptir. Empatinin insanlar için bir kazanç olduğunu ve psikolojik iyilik hali ile toplumsal ilişkilerin güçlenmesini desteklediğini vurgulamak önemlidir.
Sağlıklı ve mutlu günler!
Kaynakça
Akın, A., Uysal, R., & Akın, Ü. (2015). Duygusal Bulaşma Ölçeği’nin Türkçe Formu’nun Geçerlik ve Güvenirliği. Muş Alparslan Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 3(2).
Altınbaş, K., Gülüöksüz, S., Özçetinkaya, S., & Oral, E. T. (2010). Empatinin Biyolojik Yönleri. Psikiyatride Güncel Yaklaşımlar.
Ersoy, E. G., & Köşger, F. (2016). Empati: Tanımı ve Önemi. Osmangazi Tıp Dergisi. doi: http://dx.doi.org/10.20515/otd.33993
Harı, E., Cengiz, C., Kılıç, F., & Yurdakoş, E. (2021). Ayna Nöron Sistemi ve Fonksiyonlarına Klinik Yaklaşım. İstanbul Tıp Fakültesi Dergisi.
Kara, N. O., Vergili, A., & Erdem, R. (2016). Sağlık Çalışanlarının Proaktif Kişilik Yapıları ile Duygusal Bulaşma Durumları Arasındaki İlişkinin İncelenmesi Üzerine Bir Araştırma. Balkan Sosyal Bilimler Dergisi, 91-103.


