Pazar, Mayıs 10, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

İlişkilerde Sessiz Çatışmaları Anlamak: Sağlıksız Sessizliğin İşaretleri

Bazen tartışmalar yüksek bir sesle duyulmaz. Bu sessizlik dışarıdan her şey yolundaymış gibi görünse de ilişki içinde derin yıkımlar yaratabilir. Bu yüzden her sessizlik sağlıklı değildir. İlişkide açıkça ifade edilmeyen durumlar zamanla duygusal mesafeye, uzaklaşmaya ve pasif agresif davranışlara dönüşebilir.

Bir tartışma esnasında bazen çatışmayı tırmandırmamak adına sakinleşmeyi beklemek sağlıklı bir tutumdur. Buradaki önemli nokta, bu sessizliğin geçici ve düzenleyici bir niyetle yapılmasıdır. Bahsettiğimiz olumsuz sessizlik ise daha farklıdır ve birçok farklı nedenle karşımıza çıkabilir.

Tartışmayı Sevgi ve Bağlılığa Tehdit Olarak Görmek

Bazı kişiler tartışmanın ilişkilerine zarar vereceği inancına sahiptir. Karşı tarafı kaybetmemek için tartışmadan kaçınır, alttan almaya ya da konuyu hızlıca kapatmaya çalışırlar. “Sorunları görmezden gelirsem sorun kalmaz” inancı ilişkilerde oldukça yaygındır.

Oysa farklı geçmişlere, deneyimlere ve ilişki öğrenmelerine sahip iki insanın zaman zaman anlaşmazlık yaşaması son derece doğaldır. Partner olmak her konuda aynı düşünmek anlamına gelmez. Bu yüzden sağlıklı bir ilişki için açık iletişim gereklidir. Tartışmaları doğru yönetebilmek ilişkileri zayıflatmaz; aksine güçlendirir. Sağlıklı ilişkiler, duyguların bastırılmadığı ve ifade edilebildiği alanlarda gelişir.

Güç Savaşına Dönen Sessizlikler

Sessiz kalmak bazen bir güç göstergesine dönüşebilir. Kişi bilinçli olarak karşı tarafa mesaj vermeye çalışır. “İki gündür onunla konuşmuyorum, merak etsin, düşünsün.” Bu durumda sessizlik bir cezalandırma yöntemi hâline gelir.

Bu şekilde kontrolü elinde tutmaya çalışan kişi, karşı taraf üzerinde üstünlük kurmaya çalışır. Yok sayma, görmezden gelme ya da iletişimi kesme gibi davranışlar kısa vadede kişiye güç hissi verse de uzun vadede ilişkinin duygusal yakınlığını zedeler.

“Zaten Bir Şey Değişmeyecek” İnancı

Bazı bireyler geçmiş ilişki deneyimlerinden ya da çocuklukta gözlemledikleri aile ilişkilerinden sağlıksız inançlar geliştirir. “Ne söylesem değişmeyecek”, “Beni anlamayacak”, “Konuşmanın bir faydası yok” gibi düşünceler kişiyi sessizliğe iter.

Duygularını ifade etmenin bir çözüm getirmeyeceğine inanan biri için kendini anlatmak anlamsız hâle gelir. Bu durum zamanla birikmiş duyguların artmasına, çiftlerin birbirinden uzaklaşmasına ve ilişki doyumunun azalmasına zemin hazırlar.

Sessizliği Güvenli Yol Olarak Görmek

Çocuklukta çatışma, bağırış ya da fiziksel şiddetin olduğu ortamlarda büyüyen bireyler, kendini ifade etmenin kavgaya dönüşmesinden korkabilir. Bu nedenle anlaşmazlıkların olumsuz sonuçlar doğuracağı inancı içselleştiğinde sessizlik onlar için en güvenli yol hâline gelir.

Bazı bireylerde ise onaylanma ve sevilme ihtiyacı oldukça yoğundur. Bu kişiler için çatışma ya da en küçük anlaşmazlık bile kabul edilmeme riski taşır. Bu yüzden ilişkilerinde çoğu zaman aşırı anlayışlı, her şeyi onaylayan ve kendi ihtiyaçlarını geri plana atan taraf olarak dikkat çekerler.

“Aslında istemiyorum ama kırılmasın diye kabul ettim.”
“Şimdi hayır dersem bana kızabilir.”
“Rahatsız olur diye ses çıkarmadım.”

Bu yaklaşım dışarıdan uyumlu görünse de kişinin kendi sınırlarını kaybetmesine neden olabilir. Çünkü burada amaç gerçekten anlaşmak değil, ilişkiyi kaybetme ihtimalinden kaçınmaktır.

Sessizliğin Görünmeyen Yükü

Farklı nedenlerle ortaya çıkan bu sessizliklerin iletişimi ve ilişki doyumunu ne kadar etkilediğini görmek mümkündür. Sessizlik her zaman huzurun göstergesi değildir. Bu tarz ilişkilerde genellikle bastırılmış öfke, kırgınlık ve değersizlik duygularının yoğun olduğunu söyleyebiliriz.

Çoğu zaman kişi bu sessizliği kendini ya da ilişkisini koruma amacıyla, bir baş etme yöntemi olarak kullanır. Ancak uzun vadede sağlıklı olan yol bu değildir.

Peki Ne Yapabiliriz?

Uyarı Sinyali Olarak Görmek

Yaşanılan sessizlik ister sizin tarafınızdan ister partneriniz tarafından olsun, bu bir uyarı sinyalidir. Kendinize şu soruyu sormak önemlidir: “Bizi bu sessizlik döngüsüne iten şey ne olabilir?” Sessizliğin altında yatan nedeni anlamaya çalışmak çözümün ilk adımıdır.

Ben Dili Kullanmak

Duygularınızı “ben dili” ile ifade etmek, karşı tarafı savunmaya geçirmek yerine yapıcı iletişime alan açar.

“Kendimi ifade etmeye çalıştığımda dinlenmediğimi hissetmek beni gerçekten öfkelendiriyor.”
“Böyle sessiz kalman beni değersiz hissettiriyor.”
“Sanki beni görmüyormuşsun gibi hissediyorum.”

Bu tarz ifadeler suçlamadan çok duygunun paylaşılmasına yardımcı olur.

Sorunları Sürekli Ertelememek

Öfkelendiğinizde sakinleşmek için zaman tanımak sağlıklıdır. Ancak sonrasında hiçbir şey olmamış gibi davranmak, konuyu sürekli ertelemek ya da yok saymak zamanla içsel bir yük oluşturur.

Çünkü artık yalnızca o anki problemi değil, geçmişte konuşulamamış tüm duyguları da taşımaya başlarsınız. Bu yüzden sakinleştikten sonra mutlaka konuşmak gerekir. Konuşmayı başlatmak ve çözüm üretmek için adım atmak ilişkinin sağlığı açısından oldukça önemlidir.

Empati Kurabilmek

Partnerinizin yerine kendinizi koyarak olayları onun açısından değerlendirmeye çalışmak, duygularını ve düşüncelerini daha doğru anlamanıza yardımcı olur. Empati, çatışmayı tamamen ortadan kaldırmasa da ilişkinin güvenli bir zeminde kalmasını destekler.

Sonuç

Unutmayalım ki konuşulmayan her duygu birikir ve kendini mutlaka bir yerde gösterir. Sessizlik yıkıcı bir hâle gelmeden önce sağlıklı bir çıkış yolu bulmak gerekir. Çünkü bazen susmak, ilişkilerdeki en büyük problemin habercisi olabilir.

sümeyra savaş akçiçek
sümeyra savaş akçiçek
Uzman Klinik Psikolog Sümeyra Savaş Akçiçek 2018 yılında Üsküdar Üniversitesi Psikoloji bölümünden mezun olmuştur. Lisans eğitimi sırasında NP İstanbul Hastanesi, Avrasya Şizofreni Derneği, Gazi Anadolu Lisesi, Birsun Çocuk Kulübü, İstanbul Engelliler Müdürlüğü (İSEM), Medipol Mega Üniversite Hastanesinde stajlarını yapmıştır. 2021 yılında İstanbul Kent Üniversitesinde Klinik Psikoloji Anabilim Dalını tamamlamıştır. 2020-2021 yılları arasında Bahçelievler Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezinde Psikolog olarak görev almıştır. Özel öğrenme güçlüğü, otizm, mental retardasyona sahip öğrenciler için toplumsal yaşam becerileri, sosyal hayat, iletişim becerileri geliştirme gibi alanlarda çalışmalar yapmıştır. Akademik olarak destekleme çalışmalarına katkı sağlamış ayrıca ihtiyacı olan çocuklar ve ebeveynlere terapi hizmeti vermiştir. 2021 Kasım ayında Koşuyolu Medipol Hastanesinde Uzman Klinik Psikolog olarak göreve başlayan Sümeyra Savaş Akçiçek 2024 Ekim ayı itibariyle Medipol Acıbadem Bölge Hastanesinde görevine devam etmektedir. Klinik çalışmalarında Bilişsel Davranışcı Terapi ve Kısa Süreli Çözüm Odaklı Terapi kullanmaktadır. Ayrıca Travma ve Yas Danışmanlığı, Çocuk Değerlendirme Testleri Çocuk Resimleri Analizi, Çocuklarda Görüşme Teknikleri ve Uyum- Davranış Sorunları, MMPI Kişilik Testi, Moxo Dikkat Testi, Nöropsikolojik Test Değerlendirmesi eğitimleri almıştır. Ayrıca 2024 Ekim ayı itibariyle İstanbul Medipol Üniversitesi Parkinson Hastalığı ve Hareket Bozuklukları Merkezi’nde (PARMER) ve diğer nörolojik ekibine nöropsikometrik Test Uygulayıcısı olarak destek vermektedir. Eşlik eden psikiyatrik sorunlara en uygun kişiselleştirilmiş psikoterapi tedavi desteğini sağlamaktadır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar