Giriş
Aşk bu kelime her insana farklı bir çağrışım yapmaktadır. Her insan aşkın tanımını kendine göre yapar ve farklı duygu yoğunluğunu aynı anda hissetmeye benzetilir. Bilimsel açıdan aşkın tanımını yapmak zordur; çünkü kültürden kültüre, insandan insana, yaşam biçimi, coğrafya hatta birçok kuramcıya göre bu durum görecelidir ve hepsinin aşka bakış açısı farklıdır. Moss ve Schwebel’in aktardığına göre, Freud aşkı, cinselliğin yüceltilmesi olarak, Harlow bağlanma davranışı olarak ve Fromm ilgi, sorumluluk, saygı ve anlayış olarak tanımlamıştır. Maslow ise, aşkı ikiye ayırmıştır. Birincisi, kişinin güvensizliğiyle gelişen ve düşük düzeydeki duygusal ihtiyaçları ifade eden “yetersizlik aşkı (deficiency love)”, ikincisi ise, yüksek düzeyde duygusal ihtiyaçları içeren ve özellikle kendini ve diğerini gerçekleştirme isteğini ifade eden “aşık olmaktır”. Tennov ise aşkı, bilişsel etkinliği devre dışı bırakan, geçici bağımlılık ve sevilen kişiye yönelik bedenin verdiği duyarlı tepki olarak tanımlamaktadır. (Atak ve Taştan, 2012)
Aşk ve Para
Aşk kuramcılardan farklı olarak birçok insana romantik alıntılar eşliğinde her engeli aşabilecek bir güç veya dayanak olarak belirtilmektedir. Aşkın önünde hiçbir engelin bulunamayacağı ve her insana farklı duygular hissettirmektedir. Bu duygular kimi zaman olumlu kimi zaman olumsuz duygulardır. Birey aşka dair edindiği tecrübe veya bilgi birikimi ile yaşadığı çevre ve geliştiği toplumda bu duyguyu kendine göre tanımlamaktadır. Aşkın para ile ilişkilendirilmesinde para kısmı ise bu alıntılarda ya görmezden gelinir ya da üstünde çok fazla durulmayan bir konu olarak ayrıştırılır. Oysa gerçek hayat kavramında bu iki durum insan psikolojisi ile birleştiğinde çok daha karmaşık bir üçgenin içinde yer alır. Özellikle uzun süreli ilişkilere bakıldığında parasızlık, yalnızca maddi bir eksiklik değil; aynı zamanda bireylerin benlik algısını, duygusal ve zihinsel dayanıklılığını ve ilişkiye yüklediği derin anlamı sarsan bir durumdur. Ancak bu durum ne zaman ortaya çıkar?
İlişki Evrelerinde Para
İlişkilerin başlangıç evresi dediğimiz halk arasında balayı veya canım cicim ayları diye tabir edilen kısımda para ikincil hatta üçüncü meseledir. Birlikte geçirilen zaman, geleceğe dair kurulan hayaller beraberinde getirdiği heyecan ve mutluluk yeterli gelmektedir. Zaman ilerledikçe ilişki daha somut ve olağan durumuna döndüğünde bireyler daha somut, durağan ve ikili ilişkilerde edilen talepler ve ihtiyaçlar ile kendini hatırlamaya başlar. Kira, faturalar, borçlar, gelecek planlarındaki sorumluluk ve sosyal beklentiler… İşte bu nokta da parasızlık, sessizce ilişkinin içine sızmaya ve saydam bir duvar örmeye başlar. Başta konuşulmayan, görülmeyen veya görmezden gelinen bu durum zamanla insanın zihninde psikolojik bir baskıya dönüşür. Bu tür durumlarda kişinin en çok yetersizlik duygusunu besler ve özellikle ata erkil bir ailede büyüyen bireyler geleceği kurma, güçlü durma tek başına bütün sorunların üstesinden gelme gibi rolleriyle kalabalık ama yalnız büyümüş insanlar için maddi zorluklar geçici ve üstesinden gelinebilecek bir durum değil, kişisel bir başarısızlık ve özgüven eksikliğini de beraberinde getirir. Bu algı bireyin kendine olan saygısını zedelediği gibi ikili ilişkilerde de konuşulmayan ve bütün sorunların kaynağı bu durummuş gibi görünmektedir.
Psikolojik Çöküntü
Psikolojik çöküntü tam da parasızlık durumlarının ve ilişkinin en somut halini aldığı anda ortaya çıkar. Kronik stres yaratır. Sürekli hesap yapmak, geleceği öngörememek, belirsizlik içinde yaşamak zihinsel bir yorgunluğuna dönüşür. Bu zihinsel yorgunluk duygusal alanlara taşar ve psikolojik olarak bireyin sosyal yaşantısını da etkilemeye başlamaktadır. Birey hayatında daha tahammülsüz, daha içine kapanık, daha alıngan ve daha umutsuzluk taşır. İlişki de küçük sorunlar büyür, iletişim kopuklukları artar. Uzun ilişkilerde bu yıpranma daha tehlikelidir. Çünkü geçmiş, ortak anılar ve paylaşılan yıllar bireyi kararsızlık ve ümitsizliğe sürükleyerek belirsizliğe sürüklenir. İlişkiyi terk etme süreci çoğu zaman küçük dokunuşlarla ilerler. Daha az paylaşmak daha az iletişim kurmak, hayallerden kaçınmak… Gelecek planları belirsiz cümlelere dönüşür ‘‘Bakacağız, şimdilik böyle’’ gibi ifadelere başvurulur. Aslında bu psikolojik olarak bireyin kendini vedaya hazırlamasıdır. Parasızlığın yarattığı çaresizlik, bireyi hem kendinden hem ilişkiden uzaklaştırır.
Ne Yapılması Gerek?
-
Sorunun sadece para olmadığını asıl yıpratıcı olanın parasızlığın yarattığı yetersizlik, utanç ve çaresizlik duygusunu kabul etmektir.
-
Bireyi rahatsız eden sorunların üstünü örtmek yerine ilişki içinde açık konuşmak ve düşüncelerini, kaygılarını aktarmak gerekmektedir. Duygu ve düşünceler karşılıklı ifade edilmeli İletişim eksikliği en aza indirilmelidir.
-
Kendilik değerini maddi durumdan ayırmak gerekir. Geçici ekonomik durumlar, kişinin değerini belirlemez. İlişkiyi zedelemez ilişkiyi zedeleyen bireyde oluşan belirsizlik duygusudur.
-
Psikolojik destek alınabilir. İkili ilişkilerde sorunların çözülemeyeceği düşünüldüğü an da Aile ve Çift Terapisine başvurulabilir.
Kaynakça
-
Hasan ATAK & Nuray TAŞTAN ‘‘ Romantik İlişkiler ve Aşk’’ Psikiyatri’ de Güncel Yaklaşımlar / 2012


