Salı, Temmuz 21, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

KÖŞE KAPMACA

Ailemize sadık kalmaya çalışırken kendimize ihanet ediyor olabilir miyiz? Peki, aile sadakati kendimize giden yolda bize nasıl engel olur?

Hayatımızdaki kararların bize ait olduğunu düşünmeyi severiz. Hangi mesleği seçeceğimiz, kiminle evleneceğimiz, nerede yaşayacağımız ya da nasıl bir hayat kuracağımız… Bunların hepsinin kendi özgür irademizle şekillendiğine inanırız. Oysa bazen fark etmediğimiz bir şey vardır: Belki de bugün aldığımız bazı kararlar, bize ait gibi görünse de çok daha eski bir hikâyenin izlerini taşır.

Hepimiz bir aileye doğarız ve o aile içinde bize roller verilir. Kimimiz ailenin kurtarıcısı olur, kimimiz problemli çocuk, kimimiz başarılı olan, kimimiz ise sessiz kalan. Sanki aile içinde görünmez bir köşe kapmaca oynanıyordur. Herkes bir köşe kapar ve yıllar geçtikçe orası onun kimliği hâline gelir. O köşeden çıkmak ise giderek zorlaşır.

Elbette doğduğumuz anda kimse oturup, “Büyük kızımız kurtarıcı çocuk olsun, küçük çocuğumuz problemli çocuk olsun.” diye konuşmaz. Roller bu kadar açık biçimde dağıtılmaz. Ama zamanla o aile içinde hepimize bir yer açılır. Daha doğrusu, sistem bize bir yer açar ve biz oraya yerleşiriz.

Bazılarımız ailenin kurtarıcı çocuğu olur. Herkesin derdine koşar, herkese yardım eder, sorumluluk alır. Dışarıdan bakıldığında çalışkan, olgun ve fedakâr görünür. Dinlenmekte zorlanır, yardım istemekte zorlanır. Çünkü içinde hep aynı inanç vardır: “Ben bırakırsam bu aile ayakta kalamaz.” Belki de bugün hâlâ bu rolün yükünü taşıyorsunuzdur ve bu sizi çok yoruyordur.

Kimimiz ise problemli çocuk olur. Evde yaşanan her olumsuzlukta ilk akla gelen odur. Sürekli eleştirilen, yanlış anlaşılacağı peşinen düşünülen, “Zaten ondan başka ne beklenir ki?” cümlesini en sık duyan kişidir. Bir süre sonra o da kendisini gerçekten sorunlu biri olduğuna inandırabilir. Attığı her adımı şüpheyle değerlendirebilir; başarısızlığı, reddedilmeyi ve eleştirilmeyi neredeyse kaçınılmaz görmeye başlayabilir.

Bazen bu roller kardeşler arasında daha da görünür hâle gelir. Diyelim ki iki kardeşsiniz. Kardeşiniz ailenin “çok başarılı”, “çok parlak” ya da “çok güzel” çocuğu olarak görülüyor. Siz ise hep onun gölgesinde kalan, yeterince başarılı bulunmayan ya da ne yaparsa yapsın eksik görülen çocuk oluyorsunuz. Sanki aynı ailede iki kardeşin de başarılı olmasına, iki kardeşin de güzel olmasına ya da ikisinin de parlamasına yer yokmuş gibi görünmez bir paylaşım oluşuyor. Adeta aile içinde sessiz bir köşe kapmaca oynanıyor; herkes bir köşe kapıyor ve yıllar geçse de kimse o köşeyi kolay kolay bırakmıyor.

Belki yıllardır kendinizi başarısız biri olarak tanımlıyorsunuz. “İşlerim bir türlü yolunda gitmiyor.”, “Ne yapsam olmuyor.”, “Ben zaten şanssızım.” diyorsunuz. Peki ya gerçekten öyle değilse? Ya yıllardır ailenizin size biçtiği “başarısız çocuk” rolünün dışına çıkamıyorsanız? Bu rolün dışına çıkamadığınız için, kendi başarınızı kendiniz baltalıyorsanız?

Belki de yıllardır kilo vermeye çalışıyorsunuz. Cevabı hep iradenizde aradınız. Farklı diyetler denediniz, kendinizi suçladınız. Oysa belki de çocukluğunuz boyunca ailenin “kilolu çocuğu” ya da “güzel olmayan çocuğu” olarak tanımlandınız.

Belki evlenmek istediğinizi söylüyorsunuz. Gerçekten istiyorsunuz. Bir türlü doğru kişiyi bulamadığınızı düşünüyorsunuz. Bunun elbette birçok açıklaması olabilir. Ancak bazen başka bir ihtimal daha vardır. Belki de aile sisteminin hâlâ bekâr kalan bir çocuğa ihtiyacı vardır. Siz evlendiğinizde evdeki denge değişecektir. Anne yalnız kalacaktır. Kardeş daha fazla sorumluluk almak zorunda kalacaktır. Bunların hiçbirini bilinçli olarak düşünmezsiniz. Ama bazen görünmez sadakatler, bilinçli isteklerimizden daha güçlü olabilir.

Psikiyatrist Ivan Boszormenyi-Nagy, bu görünmeyen dinamikleri “görünmez sadakatler” kavramıyla açıklar. Ona göre aile içinde açıkça konuşulmayan ama güçlü biçimde hissedilen bağlılıklar vardır. Kişi çoğu zaman bunların farkında değildir. Kendi kararlarını verdiğini düşünürken bile, ailesine duyduğu görünmez bağlılık, seçimlerini sessizce etkileyebilir.

Aile sadakati sinsi çalışır. Zamanla üstlendiğiniz rol, kimliğinizin bir parçası hâline gelir. O kadar sizsinizdir ki onu sorgulamazsınız bile. “Ben zaten böyleyim.” “Evet, ben hep problemliydim.” “Böyle gelmiş, böyle gider.” “Ablam öyle, ben de böyleyim.” dersiniz. Oysa belki de “ben” dediğiniz şey, yıllardır korumaya çalıştığınız rolden ibarettir.

Belki de bu yüzden kendimize şu soruları sormanın zamanı gelmiştir:

Ben kimim? Ne istiyorum? İhtiyaçlarım neler?

Peki ya o köşeden çıkmak istediğinizde? Psikiyatrist Murray Bowen, aileyi birbirinden bağımsız bireylerin oluşturduğu bir topluluk olarak değil, birbirini sürekli etkileyen bir sistem olarak tanımlar. Bu sistemin temel amacı çoğu zaman dengeyi korumaktır. Bir kişi değişmeye başladığında yalnızca kendisi değil, çoğu zaman bütün aile sistemi de bu değişimden etkilenir. Belki “Çok değiştin.”, “Aileni ihmal ediyorsun.” gibi cümleler duyarsınız. Belki çatışmalar yaşanır, belki suçluluk hissedersiniz. Oysa siz yalnızca başarılı olmak, sınır koymak ya da kendi hayatınızı kurmak istiyorsunuzdur. Bu hisler, yanlış bir şey yaptığınız anlamına gelmez; bazen yalnızca sistem, eski dengesini korumaya çalışıyordur.

Sorun şu ki, bir rol çocukken sizi ailenin içinde tutmuş olabilir; ama yetişkinlikte aynı rol, sizi kendi hayatınızın dışında bırakıyor olabilir.

Belki de asıl soru şudur: Ailenize sadık kalırken, kendinize ne kadar sadık kalabiliyorsunuz?

Kaynakça

  • Bowen, M. (1978). Family Therapy in Clinical Practice. New York: Jason Aronson.
  • Boszormenyi-Nagy, I., & Spark, G. M. (1973). Invisible Loyalties: Reciprocity in Intergenerational Family Therapy. Hagerstown, MD: Medical Department, Harper & Row.
Ayşenur AKYEL
Ayşenur AKYEL
Merhaba, ben Psikolog Ayşenur AKYEL. Çankaya Üniversitesi (%100 İngilizce) Psikoloji bölümünden şeref öğrencisi olarak mezun oldum. BDT, aile ve ilişki danışmanlığı alanlarında eğitimler aldım. Mesleki gelişimimi eğitim ve süpervizyonlarla sürdürmeye devam ediyorum.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar